"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eğitimde idare (3)

Naci TEPİR
03 Ağustos 2017, Perşembe
YANLIŞTA ISRAR ARTIK YETER -101-

MAARİF POLİTİKASI:

“Maarif” kelimesi, Tahsil veya İlim Öğretimi mânâsında olup, terim olarak devletin bu işle uğraşan bir dairesine verilen isimdir. Maalesef, “Dilde Sadeleştirme” aldatmacasıyla yapılan tahribat neticesinde unutturulmak istenen orijinal kelimeler arasında kalmıştır. Aynı şekilde, İlim ve Ustalık manalarına gelen “Marifet” de bu felâketten nasibini almıştır!

Umumiyetle her millet veya toplum kendisine has bir eğitim sistemi geliştirmiştir. Bu gelişmeler ise, umumiyetle uzun zamanda ve bir tekâmül, yani olgunlaşma neticesinde meydana gelmiştir. Bazı yerlerde ise birdenbire denecek kadar kısa zamanda meydana geldiği de görülmüştür. Bununla birlikte, Maarifin şekil ve gayeleri yönünden ülkeler arası bazı benzerlikler gösterdiği bilinmektedir.

Yakın tarihimizde “Mukayeseli (karşılaştırmalı) Maarif” konusunda ilk incelemeyi yapan C. Kantel, birçok ülkelerdeki Maarif meselelerinin bir dereceye kadar benzerlik gösterdiğini kaydeder. Bu hususta –İslâm âleminde olduğu gibi- Din ve Din’den kaynaklanan Ahlâk ve medeniyetin temel rol oynadığı tarihi bir gerçektir.

Ayrıca, ülkelerin veya toplumların eğitim ve kültür (Maarif) yönünden birbirlerine tesir etmelerinde, milletler arası işbirliğinin ehemmiyeti büyüktür. Günümüzde Amerika ve Hollanda gibi bazı ülkelerde çeşitli statüde ve üniversite seviyesinde İslâm okullarının açılması, ayrıca çok sayıda kilisenin (husûsiyle Almanya’da) camiye çevrilmesi, yabancı çocuklar için özel sınıfların açılması ve sair gibi gelişmeler, canlı birer misaldir. Yine çeşitli ülkelerin birbirlerine talebe, araştırmacı ve uzman göndermeleri de milletler arası tesirleşmeye misal gösterilebilir.

İyi ve sıhhatli bir maarifin teşkili için, tatbik edilen programın ülke şartlarına, toplumun maddî ve mânevî değerlerine uygun olması şarttır. Bu böyle olmadığı müddetçe –Ülkemizde olduğu gibi- yapılacak bütün çalışmalar başarıya ulaşamayacak ve bir çok problemleri de beraberinde getirecektir.

Milletleri değerli kılan ve bölünmez bir bütün haline getirerek ilerlemesini sağlayan husûsiyet, maddî ve mânevî değerlerinin sağlamlığı ve bunların korunmasıdır. İnsanlık âlemi içerisinde, toplumların yerini belirleyen sosyal husûsiyet, Millî Maarifleri (Eğitim ve Kültürleri)dir. Millî Maarifi geliştirip kuvvetlendirecek tarz ise gerçek bir Millî Maarifle olabilir. Yine bütün değerlerin nesilden nesle aktarılması, değişen hayat şartlarına paralel olarak toplumun fertlerinin yetiştirilmesi, Millî Maarifin ana hedeflerindendir.

Onun içindir ki, devletlerin veya milletlerin varlıklarını devam ettirebilmeleri ve ilerleyebilmeleri, kendi millî kültürlerine dayanan bir Maarif politikası takip etmeleri şarttır!

BİZDEKİ MAARİFE GELİNCE

Uzun zamandan beri, kasıtlı olarak kendi öz yapımızla ve değerlerimizle olan bağlar koparıldığı için, neticede Millî Menfaatlerimize, Tarihimize ve öz Kültürümüze yabancı bırakılmışız. Dolayısıyla Maarif Politikası olarak, asıl gayelerin yerini, şahsî menfaat düşüncesi, gayrimeşrû istekleri tatmin edebilme duygusu ve çeşitli art niyetler almıştır. Uzun yıllar bu sahada yapılan çalışmalarda körü körüne taklitçilik ağır basmıştır. Büyük bir fedakârlık ve gayret isteyen ve milletimizin gerçek ihtiyaçlarını karşılayabilecek Eğitim usûl ve metotları geliştirilmemiştir! Bunun neticesi olarak da neslimiz yabancı kültür ve fikirlerin tesirinde kalarak, onların hayranı, hatta kurbanı olmakta, dolayısıyla kendi öz değerlerimize ve kültürümüze yabancı kalmaktadırlar. Bu da gösteriyor ki, şimdiye kadar olduğu gibi, bu tarz yapılacak çalışmalardan ne ilim ve ne de teknik alanda gerçek bir ilerleme asla sağlanamayacaktır! Aslında körü körüne yapılan taklitçilikten faydalı bir netice beklemek de ahmaklıktır! Millî Maarifimizin bugün geldiği nokta bunun açık bir ispatıdır!

Tarihî araştırmalara göre 16. ve 17. asırda Osmanlı Devleti hapishanelerindeki mahkûmların yüzde iki - üçünün okur yazar, diğer yüzde doksan yedi - doksan sekizinin cahil vatandaşlar olduğu görülmüştür. Günümüzde ise, hemen hemen bunun tam tersi bir tabloyla karşı karşıya kalmaktayız. Yani, halihazırda tatbikatta olan Eğitim Sistemi, diplomalı cahil vatandaş yetiştirmektedir! Hele Ahlâksızlık, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıkların ilköğretim seviyesine kadar inmesi, hep bu, Dinden - Ahlâktan ve manevî değerlerden uzaklaştırılmış. Materyalist Çarpık Maarifin Marifetleridir!

Netice olarak, Milletimizin Öz Değerlerine ve yapısına uygun, maddî ve manevî ihtiyaçlarına cevap veren Maarif Politikaları geliştirilmesinden başka yol yoktur. Dolayısıyla, M. E. Bakanlığı’na büyük mesuliyetler düşmektedir!..

Okunma Sayısı: 867
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı