"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Öğretmen derste

Naci TEPİR
23 Kasım 2017, Perşembe
Ders denen faaliyet, umumiyetle bilgi ve maharetlerin, görerek, duyarak veya alıştırma yoluyla aktarılmasıdır.

Derse ilk olarak giren öğretmen, talebelerde kendisi hakkında ilk kanaati uyandıracağından, dikkatli ve uyanık bulunmalıdır. Yapılacak ilk iş, öğretmenin kendisini olgun bir tavırla, etkili bir biçimde sınıfa tanıtması olacaktır. Bu tanıtım sırasında, yalnız ismini söylemesi ve kendisiyle ilgili kısaca bilgi vermesi kâfidir. İsmini herkesin rahatça görebileceği şekilde yazı tahtasına düzgün olarak yazmalıdır. 

Öğretmen, dersine ilk girdiği sınıfta, tesirli olabilmesi için, dikkatli ve ölçülü davranmalıdır. Talebeler, öğretmenin zayıf yönlerini araştırıp kendilerine göre çıkar sağlamaya çalışırlar. Onun içindir ki öğretmen, elinden geldiği kadar, hiçbir konuda öğrencilere karşı açık vermemeye çalışacaktır. Yine, talebelere şirin görünmek için aşırı derecede güleryüz göstermek, onları şımarıklığa götürür. Talebeyle aşırı derecede senli benli olan öğretmen, öğrenci üzerinde otorite kuramaz. Dolayısıyla öğretmen, fonksiyonunu yitirir. Fakat, aşırı derecede sinirli ve öfkeli bir tavır takınmak da çok zararlı olacağı gibi, daha baştan öğretmen – öğrenci arasındaki bağları koparabilir. Ayrıca, öğrenciyi alaya almak da zararlıdır. Hangi sebeple olursa olsun, öğrenciyi utandıracak veya hırpalayacak biçimdeki hal ve tavırlar, asla doğru değildir. Halbuki, talebenin iyi ve başarılı yönlerini takdir etmek, öğretmenin vazifesidir. 

Öğretmenin ses tonu okşayıcı nitelikte olmalıdır. Hal ve hareketleri güven vermelidir. Bunun için de daha baştan temel prensiplerini ortaya koymalıdır. Her zaman kendini (mizaç ve karakterini) otokontrolden geçirmelidir. Böylece daha doğru ve isabetli hareketlerde bulunması mümkün olacaktır. Öğretmenin olgun bir şahsiyet sahibi olmasının yanı sıra, yerine göre de –ölçüyü kaçırmadan- şakacı ve samimî olması gerekir. Karşılaşabileceği her çeşit zorlukları, sabırla yenmesini bilecek ve “Sabır bütün zorlukların anahtarıdır” (Hadis meali) kuralını unutmayacaktır. Aslında eğitim ve öğretim faaliyeti, bir sabır işidir! 

Öğretmen, talebelerin dikkat ve ilgilerini ders sonuna kadar canlı tutmaya çalışacaktır. Ders esnasında, yorgunluk veya başka sebepten dolayı, sınıfta dikkatlerin dağıldığı, ilginin azaldığı görülebilir. Bu gibi haller gürültü, kavga ve bazı disiplin hadiselerine yol açabilir. Böyle hallerde öğretmen, dikkat ve ilgileri tekrar canlandırmak için, dersiyle ilgili olarak günlük konular üzerinde durabilir, hikâye, fıkra anlatabilir, şiir okuyabilir. Böylece dersin canlı ve verimli işlenmesi sağlanabilir. 

Dersin sonundaki değerlendirme ustalıkla yapılmalıdır. Çünkü, talebe, psikolojisinin gereği olarak, öğretmene yaranmak gayesiyle gerçek dışı beyanlarda bulunabilirler. Meselâ, konunun çok iyi işlendiğini, anlamadıkları halde, çok iyi anladıklarını söyleyebilirler. Yahut da, tamamen bunun aksine olarak – yine öğrenci psikolojisinin gereği – öğretmeni kızdırmak, çeşitli çıkarlarına alet etmek veya dolaylı olarak intikam almak isteyen öğrenciler de gerçek dışı, dersten hiçbir şey anlamadıklarını, dersin iyi işlenmediğini söyleyebilirler. Bu gibi haller karşısında öğretmen, gerçek dışı beyanları hesaba katarak, ölçülü bir tavırla gerçek neticeye ulaşmaya çalışacaktır. Bu da sınıf içi ödev, test veya dersin gerektireceği faaliyetlerden biriyle olabilir. Aslında ödev, test, deney ve sair çalışmalar, dersin canlılığının arttırılmasında rol oynar. Bütün bunların yanı sıra, öğretmenin ders içi tesirini arttıran diğer bir hususiyet de, talebeleri eşit ve tarafsız kabul edecek, hiçbir zaman peşin hükümle ve art niyetle davranmayacaktır. 

İşlenecek konular, zamana göre ayarlanmalıdır. Dersin işlenişi sırasında, gerekli görülen bölümlerin, anlaşılamayan noktaların açıklanması veya tekrar edilmesi için zaman ayırmalıdır. Ayrıca, ödev verme, önceden verilmiş ödevleri değerlendirme vb. gibi çalışmalar yapılacak ise, bunun da zamanı önceden ayarlanmalıdır. Bazı öğretmenlerin  – özellikle, mesleğe yeni başlayan öğretmenlerden - dersini 5-10 dakika gibi kısa bir zamanda işleyip, kalan zamanı nasıl geçireceğini bilmediği, bazılarının da, daha konunun yarısındayken süre bittiği için yetiştiremediği bir gerçektir. Böyle olunca da, dersin verimsiz geçmesi, konuların öğrenilememesi, dolayısıyla öğrencilerde bıkkınlık ve yorgunluk, hatta disiplin olayları gibi istenmeyen hallerin meydana gelmesi kaçınılmaz olur. Bütün bunlar, ders faaliyetlerinde zamanın ayarlanmasının çok mühim ve bir maharet işi olduğunu gösteriyor. Bazı disiplin hadiselerinin, zamanın iyi ayarlanmadığından kaynaklandığı tecrübelerle sabittir. 

Bütün bunların yanı sıra öğretmenin dikkat edeceği diğer mühim bir husus, dersine tam zamanında girip, süresi içerisinde bitirip, tam zamanında çıkmayı prensip haline getirmesidir. Bu konuda da tam duyarlı olması gerekmektedir.

Okunma Sayısı: 815
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı