"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Toplumu uçuruma sürükleyen ihmaller

Naci TEPİR
26 Temmuz 2018, Perşembe 00:28
Bilerek gözardı edilen ihmalkârlıklar vardır ki, toplumu felâketlere, uçuruma sürüklemektedir!

Zamanla çeşitli şekillerde dile getirilen bu hususlar, saymakla bitmez! Toplumun can dermanı olan birlik ve beraberlik şuuru bunlardan sadece bir tanesidir.

Bilhassa idareciler ve siyasetçiler tarafından zaman zaman birlik ve beraberlik konusunda dem vurulur, nutuklar atılır. Bu hassas konu hep siyasî malzeme olarak kullanılır! Topluma baktığımızda, hiç de iç açıcı bir manzara göremiyoruz. Tefrika (bölücülük), kutuplaşma ile kin ve husûmet duygusu had safhada! Bunun da temel sebebi, dînden ve ahlâktan uzak çarpık eğitim sistemidir. Bugünkü sistem egoist (bencil), şahsî menfaatini ön plâna çıkaran, başkalarını ötekileştiren, hattâ düşman gözüyle bakan fertler yetiştirmektedir!

Hattâ, bir inanç ve bir ideal etrafında toplanmış olan cemaatlerde bile zaman zaman şahsî menfaat, kıskançlık, enaniyet (bencillik) ve bilhassa siyasî kanaat yüzünden korkunç arızalar görülebilmektedir. Bu da gerçek mânâda “Cemaat olma şuuru”nu oldukça zayıflatmaktadır! Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de birlik ve beraberliğimizi en çok tehdit eden şey, siyasî görüş ayrılığından kaynaklanan tefrika veya kutuplaşmadır! 

BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ’NE GÖRE BİRLİK ŞUURU

Toplumları, bilhassa İslâm toplumlarını canlı ve ayakta tutan, maddî mânevî emniyet ve kuvvet kaynağı olan gerçek birlik “Cemaat ruhu”dur. 

Asrımızın söz sahibi ve Risale-i Nur Tefsiri’yle yüz milyonlarca insanı eğitip, irşâd eden Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri (ra) bu hususu şöyle beyan etmektedir:

“Zaman cemaat zamanıdır. Cemaatin ruhu olan şahs-ı mânevî (mânevî yapı) daha metindir ve tenfîz-i ahkâm-ı şer’iyeye (dîni hükümlerin yerine getirilmesine) daha ziyade muktedirdir (….) Cemaatin ruhu olan şahs-ı mânevî, eğer müstakim (dosdoğru) olsa, ziyade parlak ve kâmil (olgun) olur. Eğer fena olsa, pek çok fena olur. Ferdin iyiliği de fenalığı da mahduttur (sınırlıdır); cemaatin ise gayrimahduttur (sınırsızdır).”1 

 “Hayat, vahdet ve ittihadın (gerçek mânâda birlik ve beraberliğin) neticesidir. İmtizaçkârane (tam bir birlik olan) ittihat gittiği vakit, mânevî hayat da gider (...) Tesanüt (birlik-dayanışma) bozulsa, cemaatin tadı kaçar. Bilirsiniz ki, üç elif ayrı ayrı yazılsa, kıymeti üçtür, tesanüd-ü adedi ile içtima etse (yan yana yazılsa), yüz on bir kıymetinde olduğu gibi; sizin gibi üç dört hadim-i hak (hak bir dâvânın hizmetçileri), ayrı ayrı ve taksimü’l a’mal olmamak cihetiyle (iş bölümü olmadan) hareket etse, kuvvetleri üç dört adam kadardır. Eğer hakikî bir uhuvvetle birbirinin faziletleriyle iftihar edecek bir tesanütle, birbirinin aynı olacak derecede bir tefâni (tam bir fikir birliği içinde bulunmak) sırrıyla hareket etseler, o dört adam, dört yüz adam kuvvetinin kıymetindedirler (...) Sakın birbirinize tenkit kapısını açmayınız! Tenkit edilecek şeyler kardaşlarınızdan hariç dairelerde çok var. Ben nasıl sizin meziyetinizle (üstün yönlerinizle) iftihar ediyorum, kendimindir telâkki ediyorum. Siz de Üstadınızın nazarıyla birbirinize bakmalısınız.” 2

ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BİR HUSUS!

Bediüzzaman Hazretleri, İhlâs ve Uhuvvet Risaleleri’nde temel düsturları tesirli bir şekilde ortaya koymuştur. Buna göre azamî ölçüde kendimizi otokontrole tabi tutmamızı ve sakınmamız gereken hususları, bilhassa hastalık haline gelen “gıybetin” maddî ve manevî oldukça büyük zararlarını belirtmiştir. Ayrıca, talebelerine gönderdiği mektuplarında defalarca çok mühim noktalara dikkatimizi çekmektedir. Bunlardan birkaç misal:

“Fakat biz müsbet hareket etmeye mecburuz. Elimizde nur var, siyaset topuzu yok! Yüz elimiz de olsa, ancak nura kâfi gelir.” 3 

“Hakaik-i imaniyenin vazifesi içindeyken, zalimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife-i kudsiyelerine fütur gevşeklik) vermemek ve fikirlerini onlarla bulaştırmamak gerektir.“ 4 

“Risâle-i Nur ve ondan tam ders alan şakirtleri (talebeleri), değil dünya siyasetlerine, belki bütün dünyaya karşı da Risâle-i Nur’u âlet edemez ve şimdiye kadar da etmemişiz.

“Evvelâ; Kur’ân, bizi siyasetten men etmiş; tâ ki elmas gibi hakikatleri, ehl-i dünya nazarında, cam parçalarına inmesin.

“Saniyen: Şefkat, vicdan, hakikat, bizi siyasetten men ediyor…“ 5

İşte, tatbiki ilâç gibi toplumumuzun ihtiyacı olan eğitim konusu!..

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 127. 2- Barla Lâhikası, s. 88. 3- Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 402. 4- a.g.e. s. 262. 5- a.g.e. s. 272. 

Okunma Sayısı: 938
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı