"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Barla’dan Çamdağı’na

Nurten Keskin
31 Temmuz 2018, Salı
Barla’ya giriş her zaman güzel ve heyecan yüklüdür. Hele bir de “Bediüzzaman Hazretlerinin evine gider” tabelasını görünce içinize sımsıcak bir şeylerin aktığını, yüreğinizin çınar ağacının yaprakları gibi kıpırdadığını hissedersiniz.

YAZI: NURTEN KESKİN

Bir gül goncasıdır Barla. Açtıkça açılır. Açılırken de misk ü amber gibi nur ve gül fabrikalarının mübarek meyveleri saçılır. Sıradan bir köy değildir, Barla. Bir maneviyat sultanına ev sahipliği yaptığında, onun ışığıyla nurlanmış, onun aşk ve şevkiyle onurlanmış bir şehirdir. Şehir derken bilmeden söylediğim zannedilmesin. Bir mânâ şehridir Barla. Sevgi şehri, umut şehridir.

Nasıl ki bir zamanlar kararan ufukları oradan lemean eden nurlar aydınlatmışsa, şimdi de ye’se düşen yüreklere bir umut ışığıdır.

Barla’ya giriş her zaman güzel ve heyecan yüklüdür. Hele bir de “Bediüzzaman Hazretlerinin evine gider” tabelasını görünce içinize sımsıcak bir şeylerin aktığını, yüreğinizin çınar ağacının yaprakları gibi kıpırdadığını hissedersiniz. Ve biraz sonra bir cadde. O cadde de ismini asrın sahibinden alır: ”Bediüzzaman  Caddesi”. O yüce sultanın manevi varlığını hemen hissedersiniz. Koşarcasına çınar ağacına doğru gidersiniz. Ve üzerinde Aziz Üstadın menzilciğini  görürsünüz. Buradan su içip de gam ve kederden kurtulmamak olur mu?

Nihayet merdivenleri tırmanıp Aziz Üstadın sekiz sene boyunca kaldığı evi görürüsünüz. Ona selam vererek içeri girer ve Üstadımızın baktığı pencerelerden kâinat kitabınım okur, tefekküre dalarsınız. Uzaktan sisli dağlar görünür. Ve Barla deniziyle gökyüzünün kucaklaşmasına şahit olursunuz.

Eğer vasıtanız uygun ve içinizde de  arzu  varsa –şimdiye kadar isteksiz kimseyi görmedim- Çamdağı serüveniniz başlıyor. Barla’dan buruk bir hüzünle ayrılırken Çamdağı heyecanını ta iliklerinizde hissedersiniz. Arabanız ağır ağır dağ yolundan yokuşları tırmanırken siz hayallere dalarsınız. Asrın Bedi’si bu yollardan geçmişti, belki şu ağacın altında namaz kıldı. Kuşlar, ağaçlar ona eşlik etti.

Uzun gelen bir yolculuk sonrası artık arabanızı bırakmanız gerekecek. Bundan sonrası sizin azim ve iradenize, aşk ve şevkinize kalmıştır. Tepeye vardığınızda sanki sinema perdesinin manzaralarının değişmesi gibi, bir başka aleme  ayak basarsınız. Rüzgâr alabildiğine coşkun, ağaçlarsa o denli haşmetli ve huzurludur.

Şimdi olmayan ama eskiden bütün mütevaziliğiyle ellerini havaya açmış gibi duran katran ağacının boş yerine kalbiniz biraz kırılmış oturursunuz. Başınızı kaldırıp ufka baktığınızda, ömrünüzde hiç bu kadar ren cümbüşünü bir arada görmediğinizi hemen anlarsınız. İleride deniz, gök ve dağlar muhteşem bir manzara seriverirler gözünüzün önüne. Bazen hakikatle hayali bile karıştırabilir, eşsiz bir rüya gördüğünüzü düşünürsünüz. Hiç ayrılmak istemezsiniz katran ağacının mahzun ve boş yerinden. Bir ayağınız giderken, diğeri sizi ileri sürükleyerek bu sefer de çam ağacının kırık kanatlarıyla karşılaşırsınız. Orada bir zamanlar Aziz Üsatdımızın çıktığı merdivenlerin olduğunu düşünür, ağacın yüksek tepesinde evradını okuduğu ikinci menzilciğinin artık olmayan yerine bakarken gözleriniz buğulanır.

Ve Çamdağı’nda akşam. Çamdağı’na çıkıp ta gecenin bir bölümünü orada geçirmemeyi büyük kayıp sayanlardanım. Güneşin harikulade batışının ardından sular koyulaşır. Gecenin siyah feracesi Çamdağını tamamen kapatır. İşte o zaman gece bülbüllerinin musikisini dinlemeye koyulursunsuz. Ağaçlar Aziz  Üstadımızın deyimiyle hemhemelerine başlar. Ya yıldızlar... Salkım salkım başınıza ışık yağar, nur yağar. Uzanıverseniz tutacak kadar yakınınızda hissedersiniz onları. İsterseniz  biraz gözlerinizi kapayıp maziye yolculuk yapabilirsiniz. İşte o zaman Aziz Üstadın Cevşen okuyan sesini bile işitebilirsiniz. Ve tüm mahlukatın onun duasına dehalet ettiğini de hissedebilirsiniz.

Bu eşsiz anların hiç bitmemesini isterken birden dönüş yolculuğu başlar. El yordamıyla inersiniz bu sefer tepeden. Bu dönüşte hüzün vardır, ayrılık acısı vardır. Ve dağdağalı, kasavetli dünya işlerine avdet etme vakti gelmiştir. Dudaklarınız mırıl mırıl okurken son bir defa daha bakarsınız geriye. Ağaçların haşmetli gölgelerini ay ışığıyla yıkanıyor görürsünüz. Gayri ihtiyari elinizi kaldırarak orada olduğundan emin olduğunuz muhterem misafire el sallarsınız.

Artık siz de Çamdağını görenlere katıldınız. Nurların yazılıp okunduğu menzilleri gezdiniz. Adeta Risale-i Nurlardan bir çok bahsi yaşamış oldunuz. Giderken kalbinizin bir parçasını da bırakmış olarak dönersiniz. Ve dersiniz ki “seneye bir daha inşallah”                        

Okunma Sayısı: 1373
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • muzaffer daştan

    1.8.2018 12:00:42

    Harika! Yazı: Sanki oradaymışım gibi hissettirdi. Duygu yüklüydü. Hissiyatı alevlendirdi.Ben de gitmeliyim arzusu uyandırdı...

  • Bahtiyar ISPARTALI

    31.7.2018 22:31:38

    Nurten Keskin gazetemizin eskimez kalemlerinden,Ankara iletisim mezunu... Hosgeldiniz diyor, devamini bekliyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı