"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünyadaki Cennet

Oğuzhan Usta
14 Ekim 2018, Pazar
Günün birinde, heyecanlı adımlarla tırmanacağım Sarınç Dağı’na. Onların gözyaşlarıyla yüreğimdeki çiçekleri sulayacağım, hiç susmayacağım en tepeye çıkıncaya kadar, dilimde şarkılar, kalbimde neşe, haykıracağım ayaklarımın altındaki vadiye.

İşte! Orada bir çoban, çıngıraklı kuzularını otlatan, ileride bir çocuk tırmanmış elma ağacına ve koparıyor elmaları, onun altında iki kız el ele tutuşmuş raks ediyorlar. Bir genç, ileriki korulukta flütünü çalıyor, tarlakuşları göğe, aşklarına, güneşe sıçrıyorlar, bir horoz zamansızca ötüyor, şu ilerideki meşe ağacının altında âşıklar buluşmuşlar, ellerinde çiçekler birbirlerine güzel sözler söylüyorlar. Ve ben bütün bu mutlu kişilerin hepsinden daha mutluyum, bin kat daha mutluyum. Çünkü inşallah gidiyorum Cennete, altından kâselerden şerbetler içmeye. Dilimde bir şarkı söylüyorum durmadan ‘’Sevinçliyim herkesten...

Melekler diyor; “Herkesin kalbi bir Cennettir, ancak yaşarken pek kimsecikler keşfedemez, dalıp giderler dünyanın güzelliklerine, oysa bilmeden kalplerinde Cennetin barındığını şikâyet ederler durmadan, gördün mü? Sen her zaman Cennetteydin, Rabbin kalbine gizlemişti Cenneti ancak sen yeni buldun’’

Hassas bir ruhun kapıldığı üzüntü diğer üzüntüleri de beraberinde getirir. Hassas ruhlar bu dünyada iyiliğin ve güzel duyguların farkına varabilir ve bunu Rabbin ödüllendireceğini bilirlerse hayatı zevkle yaşarlar. Çünkü bilirler ki sonunda Cennet mükâfatı vardır. Bu ruhlar için dünya şöyledir, bir bahçe düşünün her yerinde meyveler, ötüşen kuşlar, eksik olmayan ışıklar, çiçekler olsun ve bütün bu güzelliklerin içerisinde hassas ruhlu bir kişi barınsın.

Bu kişi, bahsettiğim bütün güzellikleri sonsuz bir hazla, içten bir aşkla seyreder, varlıklarına şükreder. O meyveler en tatlı meyvelerdir, öten kuşlar en güzel seslileridir, ışıklar en parlak ışıklardır, çiçekler en renkli çiçeklerdir. Bu kişi, bu güzellikler hep var olsunlar, hiç değişime uğramadan böyle kalsınlar isterler.

Ancak bu düşüncelerin ve yaşadığı güzelliklerin doruğundayken, kendini bir büyüye kaptırmışken, güz gelir ve meyveler çürür, kuşlar yapraklar arasından değil de çalılardan kederle şakırlar, güneş erkenden gider, ışıklar söner, karanlık fazlalaşır, çiçekler bir bir solar, yapraklarını döker, renklerini kaybeder. Ve bu kişi bütün bunları kederle seyreder, çünkü bütün bu değişimin içinde ve merkezindedir.

Bahsettiğim güz mevsimi, değişen insan huylarıdır. Çağlar boyu süregelen değişimdir, iyi kalplerin, inançlı ruhların kaybolup yerine kötü bir yaklaşımın, inançsız ruhların geldiği dönemdir. İşte hassas ruhlar bu değişime ayak uyduramaz ve kederin boyunduruğu altında, Cenneti düşünürken Cehennemin yatağında bulurlar kendilerini. Birçoğu bu değişimde başkalaşır, yaşayan ölüler sınıfına girer, ancak sonunda Cennet mükâfatının olduğunu bilenler bu değişimden her ne kadar acı duysalar ve keder zindanında hapsolmuş gibi hissetseler de vaat edilen mükâfatın sıcaklığıyla bu dünyada Cenneti yaşarlar.

Okunma Sayısı: 508
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı