"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

28 Şubat İttihad,15 Temmuz’da iftirak

Ömer Faruk ÖZAYDIN
04 Mart 2018, Pazar
28 Şubat’ın yıl dönümünü yaşadığımız şu günlerde; 19 sene geçmesine rağmen sis perdesinin aralanmadığı, çektirilen acıları, Demokratların sesinin kısılışı ve AKP’yi doğurduğu mülâhazaları gündemden düşmüyor.

Cemreleri karartarak gelen o soğuk kış günlerini fırtına ve tipiye çeviren “28 Şubat bin yıl sürecek” derebeyliği; baharı bekleyen demokrasimize “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” bir daha ihtilâl olmaz rahatlığında, kaldırdığımız sobaları tekrar kurdurttu bize.

Evet, çok soğuk ve çetin bir kış geçiyordu. Memleketi kara bulutlar kaplamış, 1930’lardan kalma Kemalist üniformalar mahzenden çıkıyordu “bit pazarına nur yağdı” mecazını hatırlatarak. 

Meclis devre dışı, tanklar Ankara sokaklarında gövde gösterirken Başbakan’a ayar veriliyor, 18 maddelik yaptırımlar imzalanıyordu.

Rektörler paşa olmuş; talebelere “ikna odalarında” diplomayı dininin vecibelerine tercih dayatmasında başörtüsüne el, sünnet sakalına makas atıyorlardı.

Göz yaşları sel olmuş, yürekler dağlanırken hayatların kararması çarelerine gâh “peruk” komedisiyle, gâh yurtdışına tahsil için hicretlere aynen bu gün gibi kulaç atılıyordu.

Dindar bürokratların tenzil-i rütbe veya sürgüne gönderilmeleri, işten el çektirmeler, gazete (gazetemiz 30 gün) kapatmak, her gün tehdit almalarımız, yazarlarımızın 15 gün nezarethanede tutulmaları, DGM’de yar- gılamalar, gazetemiz imtiyaz sahibi muhterem Mehmet Kutlular Ağabeyin 2 sene bir gün (basın suçlarının en yüksek perdesi) hapiste yatması vs. uzayan liste gibi nice zulümler; fizikî ve ruhî işkenceler yaşanması hafızalardan silinmedi, ta ki 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsüne kadar.

Zira o gün Demokrat ve dindarlar bütün kurumlarıyla kenetlenmişlerdi. Derinlerin dayattığı militan ve Kemalist bir demokrasi karşısında, farklı anlayışlara sahip olsa da hürriyetlere vurulan darbeler karşısında yek-vücud olmuş, inanca yapılan müdaheleler için şevket ve salâbet göstermişler, bir nevi ittihad-ı İslâm örnekleri sergilemişlerdi.

İTTİHAD’A 15 TEMMUZ DARBESİ

15 Temmuz’a baktığımızda ise bu vahdet ve ittihad kaybolduğu gibi, âlem-i İslâm’da tezahür eden biribirine kırdırılmanın en şeneat halleri yaşanmakta ve ehl-i hamiyetin ciğerini parçalayacak tablolar sergilenmekte.

Dün yapılan bütün baskılarda millet olarak topyekûn bir duruş sergilerken bu gün, senelerce aynı camide beraber el bağladığımız kardeşlerimize, ahiretimizi berbat edecek düşmanlıklar peydahladık.

Denizlerde boğulan Maden ve Abdürrezak aileleri, tabutla tahliye edilen nice ağır hastalar, Topal Hafız gibi zindan gören dedeler, gelinler, lohusa kadınlar vs. 28 Şubat’ta aynı dâvâya baş koyulmuşken, bu gün hainler ve millîler ayırımında.

Dün ittihada hizmet edilirken bu gün inşikaka.

Acaba dün bu zulmü yapanlar ittihadı görüp, daha büyük bir darbeyi yapmak, Müslümanları birbirine kırdırmak için dindarları mı kullandılar sorusu beyinlere travma yaşatmakta.

Sadece bu misal bize ittihada atılan bombanın vicdanları nasıl esir aldığını gösteriyor. Burda olmasa da mahşerde nasılsa cem’ olacağız.

BUYURUN CENAZE NAMAZINA... 

Şeker hastası Gökhan öğretmen 13 gün nezarethanede ölüme terk edilmiş, can çekişirken nihayet hastahaneye kaldırılmış, ancak o zaman ailesine haber verilmişti.

Yukarıdan gelen; “merhamet etmeyeceksiniz” talimatıyla cenazesine bile merhamet edilmeyen bir kindarlıkla hiçbir imamın cenaze namazını kıldırmaya yanaşmaması neticesinde hainler mezarlığına defnedilmiş, dindarların daha önce kermesler ve yardımlarla desteklediği bir camianın müntesibine, nasıl bir “elhubbu fissiyaseh” şeytanî düs- turuna kurban edildiğine şahit olduk.

Bu gün ise göreve iade haberi geldi ki; siyasetçinin zulmüne şerik olup, mazlûm ve mağfur bir vatan evlâdına bir mezarı çok gören “dindar”lar, sadece Gökhan öğretmene “Allah için sevmeyi siyasete feda ettik” piş- manlığıyla mahşerde utanç gününe hazırlansınlar.

Ölümünden sonra gelen göreve iade tezkeresinin başında bu kara günlerin hatırası olarak günahlarının belgesi niyetine afvedilmelerine ağlasınlar. Umulurki Gökhan öğretmen, bu si- yaset kurbanlarını affeder.

Zira kendini eğitime adamış, talebeleri tarafından sevilen pırıl pırıl bir vatan evlâdı, mahşer günü Hz. Fatıma Annemiz gibi Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’in kanlı gömlekleri elinde ”gün intikam günü değil” diyecek, merhamet ve şefkat olan dinimizin âlicenaplığını gösterecektir.

Ne dersiniz 28 Şubat’a AKP ile devam mı?

Okunma Sayısı: 4049
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman KOÇAK

    4.3.2018 21:07:12

    Gökhan öğretmen olayı kara bir leke oldu maatteessüf.

  • Fatih

    4.3.2018 19:17:21

    Allah razı olsun

  • Mikail Yaprak

    4.3.2018 12:19:34

    Maşaallah kardeşim, kaleminle şakirane iftihar ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı