"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Afrin’de aferin almak

Ömer Faruk ÖZAYDIN
11 Şubat 2018, Pazar
Evvelâ şunu ifade etmek isteriz ki, söz konusu vatan olunca gerisi angarya. Vatan müdafaasını dinin bir emri olan cihad bilip, içerideki tartışmaları bir yana bırakarak koşa koşa cepheye giden bir milletiz.

Askerin stratejisine, konuşlanmasına, havadan mı karadan mı, ne kadar asker sevkiyatı olup olmadığına en ufak bir fikir beyan etme hakkımız yoktur. Çünkü ordumuz müdafaa için vardır ve en iyi onlar bilirler.

Ancak bizi ilgilendiren siyasî iradenin getirdiği sebep sonuç ilişkileri ve İslâm dünyasında ağabeylik, dolayısıyla ittihad-ı İslâm olan nihaî hedefimizin zarar görmesidir.

Dış politikadan pek anladığımız söylenemez, hele derin tezgâhların ve satranç oyunlarının yanından bile geçemeyiz. O bataklıkta kaybolmaya da gerek yok, zira mide bulandırır.

İfsad komitelerinin adını sanını bilmek, onları deşifre etmek de vazifemiz değildir, zira hiç bitmez. Bir tane komite yeter, ifsad... Bediüzzaman öyle eder.

Çünkü hayhulaları çoğaltmak her gün harfler adedince yeni örgütler kurmak (bâtılı tasvir) safi zihinleri idlâl eder hakikatıyla zahirdeki ismlere takılmak değil, topunun kuruluş gayesi ve yaptığı/yapacağı tahribatıdır. Zira küfür tek millettir ve bu taşeronları dünyaya, bahusus İslâm âlemine musallat eden ifsad komiteleridir. Onların işi ifsad, derdimiz ise ittihad...

ABD, Rusya, İran, Esad’dan;

Koridordan, kaç km olacağından, ordaki burdaki unsurlardan pek anlamayız, anladığımız tek şey vardır o da ittihad-ı İslâm. Zira imândan sonraki asıl vazifemiz budur.

Bu harekât “İttihada hizmet eder mi, zehir tesiri mi yapar, siyasî midir?” sorularına cevap bulunması gerekiyor. Zira daha evvel yapılan operasyonların bataklıkları kurutmadığı düşünülürse; Kandil, Kobani, İdlib, Elbab vs.

Senelerdir “sınır ötesi harekât” yapılıyor. Bir başka devletin, coğrafî ve fizikî yapısı bilinmeden bulanık suda balık avlamak nevinden toprak bütünlüğümüzü koruma refleksi ile 40 senedir kanayan yaramıza çareler arıyoruz. Harcadığımız sermaye ile yeni bir Türkiye inşa edilirdi, vefat eden insanımızla da yeni bir şehir. 

KIZIL ELMA

Geçen zaman içinde Kuzey Irak’a bazen 50 bin askerle çıkartmalar yapıldı, ancak hiçbirinde seferberlik intibaını uyandıran vatan millet, edebiyatları yapılmadığı gibi, rutindi. 

Bu gün ise beş on bin silâhlı adamı olduğu ifade edilen ve sivil halkla içiçe, başka bir devletin sınırları içinde yaşayan ve daha evvel liderini Ankara’da resmî protokolle ağırladığımız bir yapıyla mücadele söz konusu. Lokal bir operasyonken, yaygınlaştırma çabaları, Çanakkale türküleri ve fetih marşlarıyla topyekûn bir harp propagandası ve “Kızıl Elma” ütopyaları ile cenge gidiyoruz havası estiriliyor. Siyasî rant elde etme spekülasyonlarına sebep olmak ki, birlik ve bütünlüğümüzü siyaset çarkına heba etmek, yapılabilecek en büyük kötülüktür.

İlkeler bazından hareket edildiğinde labirentlere girilmez. Zira kimin kime vurduğu, kimin yanında olduğu, hangi güçlerin hangi devletlere dayandığı muamma ki çözebilen beri gelsin.

ABD desteğindeki PYD’nin; İncirlik’ten gittiği iddia edilen 4900 TIR, 2000 uçak dolusu silâhla donanması, İncirlik hava üssünden (kendi toprağımızdan) kalkan uçaklar göz önünde bulundurulursa, nasıl bir labirent içerisinde olduğumuzu, varın hesab edin.

Bir defa; 

1. “velatezirun vaziretun uhra”

Bir yerde bir cani varsa orası (gemi veya ev) batırılmaz.

İçerde ise; harp ve imhâ yoluyla bertaraf etmek zulüm devirlerine hastır, Müslümanlar buna tevessül etmez, şefkat eliyle vatandaşının dertlerine derman olur, teröristi umumun selâmetine zarar gelmeden etkisiz hale getirir.

Dışarda ise; zararlı unsurlar var ve tehdit riski taşıyorsa, önce o devletin hükûmetiyle istişare edilir ve o hükûmetin tedbir alması istenir. Eğer o devletin gücü yetmiyor ve sizden yardım talep ediliyorsa onlarla beraber hareket edilir, sivil halka zarar gelmeden açık sahada bir mücadele yoluna gidilir. 

Eğer o devlet size kafa tutuyor ve o gurupları destekliyorsa önce diplomatik yollar aranır, bağlı bulunduğunuz paktlarla alış veriş neticesinde izin alınarak o zararlı unsurlar yine açık sahada sivillere zarar gelmeden bertaraf edilir. Meğer ki komşunuz Müslüman milletten ola!

Bütün bu mülâhazalar neticesinde; haklı olarak yanıbaşımızda bizi tehdit edecek terör örgütleriyle mücadelede haksız duruma düşülmeden, masum halklara zarar getirmeden, İslâm birliğine gidecek yollara barikat kurmadan ve de yapılan işlerin kimlere hizmet edeceğinin bütün detaylarıyla hesap edilerek planlanması en başta Rabbimizi razı eder.

Yok eğer hamasi nutuklarla ve ne olduğu belli olmayan (bir dönem Turancıların, bir dönem de komünistlerin hayali olan) “Kızıl Elma” ütopyasına hizmet edecek zannediliyorsa (Allah muhafaza) büyük bedeller ödenir. Yok eğer siyasî rant hedefleniyorsa şunu unutmayalım ki; Kıbrıs Barış Harekâtı ve “Apo paketi” fatihi Ecevit 1975’te Başbakanlığı Demirel’e, 2002’de de AKP’ye kaptırmıştı.

Silâhla oynanmaz...

Okunma Sayısı: 2153
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ömer faruk özaydın

    11.2.2018 13:11:07

    Allah razı olsun müdakkikane yorum ve tahlilleriniz için. Ordaki kasıt örgütleri başımıza musallat eden ifsad komiteleri mânâsında mecazen.. Selam ve dua ile

  • Abdullah TUNÇ

    11.2.2018 10:50:33

    Önemli bir makale.Tespitler,teşhisler yerinde.Mükemmel bir analiz. Öneriler hakikat.Yazarı tebrik ediyorum.Yalnız makale içinde bir cümle var ki, bizim siyasetimize, anlayışımıza uygun değildir. O cümle de şudur: ''Zira küfür tek millettir.''Bu siyasal islamcıların kullandığı toptancılık anlayışı ürünü bir cümledir. Ve siyasi manada kullanmaktadırlar. Bu teklik miras hukuku içindir.Yani miras hukukunda hepsi birdir. Öbür türlü bunların bir olmadığı açıktır. Birinci ve ikinci Avrupa tespitlerini hatırlayalım. Bir ayet-i kerime,ehli kitabı müşterek bir kelimeye, yani tevhide davet ediyor.İkincisi,Rum süresinde ehli kitap ile ateşperestler arasında yapılan bir anlaşmada ehli kitap tarafının tutulduğu tarihi bir gerçek. Ayrıca Risale-i Nurda ehli kitabın ruhunda kemalata dair bazı şeylerin bulunabileceği belirtiliyor ila ahir...Galiba yazarımız bu cümleyi sehven yazmıştır. Öyle tahmin ediyorum. İnşaallah bununla ilgili bir tavzihte bulunurlar

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı