"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mehdiyet, Süfyaniyet ile barışmaz

Ömer Faruk ÖZAYDIN
16 Eylül 2018, Pazar
Biat (bey’at); tanıma ve ahidleşmedir.

İslâm’da devleti idare edenle idare edilenler arasında yapılan; seçim veya bağlılık karekteri taşıyan sosyo-politik akit anlamında kullanılmış, bir nevi seçme iradesidir.

İslâmiyet’in ilân edilmesiyle Hz. Peygamber’e (asm) hür iradeyle biat edilmiş, Akabe ve Rıdvan biatlarıyla topluca kabileler bir nevi saldırmazlık anlaşmaları imzalamışlardır. Bizimde ona biatımız, salât ü selâmdır. 

Hz. Peygamber’in (asm) ahirete irtihaliyle hulefa-i Raşidin’e olan biatlar padişahlara kadar devam edegelmiş, meşrûtiyetle beraber sandık olarak tecelli etmiştir.

Ancak bu gün biat, kayıtsız şartsız itaat olarak dayatılmış, iradesini hürriyetten yana kullananlara ise işkence ve eziyetlerle diz çökertilmek, ya da malî açıdan boyunduruk altına alınmak istenmiştir. İster maaş deyin, ister ihâle deyin, ister yaptırım deyin, vicdanlara prangalar vurmanın çeşitli adresleri kullanılmıştır.

Üstad Hazretleri demokrasilerde idareyle ilişkileri ve hukukun üstünlüğünü bakın nasıl tarif ediyor:

“Bir şeyi reddetmek ayrıdır, kalben kabul etmemek ayrıdır ve amel etmemek bütün bütün ayrıdır. Ehl-i hükûmet ele bakar, kalbe bakmaz. İdare ve asayişe ilişmeyen şiddetli muhalifler, her hükûmette bulunur. Hattâ Hazret-i Ömer’in (ra) taht-ı hâkimiyetindeki Hıristiyanlara, kanun-u şeriatı ve Kur’ân’ı inkâr ettikleri halde ilişilmiyordu.”1 

Yine Üstad, biat’ı tarif ederken neye eyvallah, neye karşı çıkacağımızı da ders veriyor:

“Meşrû, hakikî meşrûtiyetin müsemmasına ahd ü peyman ettiğimden, istibdad ne şekilde olursa olsun, meşrûtiyet libası giysin ve ismini taksın; rast gelsem sille vuracağım.”2 

Madem ölçümüz Kur’ân’dır, O bize Hakk’a tapmayı emrediyor, kula değil. Sonra O’nu bize ders veren Resul-i Ekrem (asm) Mekke reislerinin “Bu dâvâdan vazgeç, ne istersen verelim” tekliflerine “Sağ elime güneşi, sol elime ay’ı verseniz bu dâvâdan vazgeçmem” rehberliğinde onun bu asırdaki vazifelisi bakın neler yapmış ve nelere karşı dik durmuş:

Mustafa Kemal Bediüzzaman’a üç yüz lira maaş, milletvekilliği, Dârü’l-Hikmet-il İslâmiye azalığı, Üstadın ideâli olan Medresetü’z-zehra için 150.000 Lira, köşk vs. teklif ettiği halde red ettiği için 28 sene işkence, sürgün, hapis, 21 defa zehirleme, mahkemeler, tazyikler ve ihanetler içinde biat etmediği gibi isyanda etmeyerek müsbet hareketi esas aldı.

Müsbet hareket ise; başkasına karışmayarak kendi mesleğinin muhabbeti ve doğrularıyla hareket etmektir ki, Bediüzzaman onu yaptı.

YENİ ASYA BİAT ETMEZ

Üstad’dan sonra matbuat lisanıyla Zülfikar, Uhuvvet ve ittihad’la beraber Bediüzzaman’ı ve Nurlar’ı korkusuzca neşreden Yeni Asya; tavizsiz çizgisiyle idareye ilişmeden dik durarak çeşitli biat dayatmalarına prim vermemiş, her türlü baskı, malî yaptırımlar ve içerden darbelerle kopartmalara rağmen eğememiş, Kemalist düzene geçişleri, Demokrat Nurcular’a asla kabul ettirememiştir. İşin nirengi noktası budur. Zülfikar, Uhuvvet ve İttihad’ın; Yeni Asya, Tasvir, Hüryurt, Yeni Nesil’in kapatılmaları Mustafa Kemal’e dost olmamak, Siyasal İslâm’a geçiş yapmamak diye tarif edilebilir. 1969’da MSP’ye, 12 Eylül’de ihtilâl anayasasına ve muvazaa partilerine inanmamak ve ANAP’a kanmamak olarak görmek gerek.

“12 Eylül’e Hayır”a karşı çıkış bir fitne ile, biat etmediğimizden, koparıldık...

Yakın tarih çalışmalarıyla uzun seneler üzeri örtülen hakikatleri gün yüzüne çıkartarak birilerini rahatsız ettik ki, içimizden; ‘Aman M. Kemal’e dokunmayalım’a biat etmediğimizden bütün müessese elimizden alınarak sokağa atıldık... 

Risale-i Nur’un genleriyle oynamak gayesiyle NLP denen ihlâsa mugayyir, yeni Dünya’nın icad ettiği dayatmalara biat etmediğimizden, gidişlere rağmen kapımızı içerden kapadık.

Peki, kapımız kapalıyken fitneler ve biat dayatmaları bitecek mi? HAYIR. Pencereler açık ve şeffafiyetle kursağımızdan ne geçtiği biliniyorken biat talepleri gelmeyecek mi? 

Elbette ki son nefese kadar...

Ancak şunu unutmamak gerektir ki çelik iradeli bir cemaat her zaman Anadolu’da ve gazetesinin yanındadır. Duygusal zekâsı ve basireti asla biat ettirilmeye müsaade etmez. Şahıslar gelip geçicidir, ancak bu cemaat kıyamete kadar ilelebed payidar kalacaktır.

Yeni Asya Kur’ân, sünnet ve Risale-i Nur’dan aldığı kuvvetle hak ve hakikatten ayrılmayacak, milletini sahil-i selâmete götüren hizmetinden geri durmayacak, asayişin yanında, ancak menfî siyasete ve yeni oyunlara asla biat etmeyecektir.

Zira Mehdi, Süfyan ile barışmaz.

Okunma Sayısı: 2490
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    16.9.2018 17:41:30

    Son Müceddid-i Ekber ahirzamanda Büyük Mehdi dir. Hasan Feyzi RA diyor: Vallah, ezelden bunu ben eyledim ezber: Risale-i Nur'dur vallah o son müceddid-i ekber. Risale-i Nur asla Süfyanizmle barismaz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı