"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tahliyelerle seçime kadar OHAL

Ömer Faruk ÖZAYDIN
14 Ocak 2018, Pazar
20 Temmuz’da ilân edilen OHAL ve onun gölgesinde meclisi devre dışı bırakıp memleketi KHK’larla idare etme iradesi, sadece “Allahın bir lütfu” olan 15 Temmuz’la sınırlı kalmadığı apaçık ortadadır.

Malûmunuz OHAL 6. Kez uzatıldı. Bu gidişle 19 Kasım 2019’a, Başkanlık seçimine kadar da uzayacak gibi görünüyor. Tabi KHK’larla da bütün ipler elde olarak saraya karşı ne varsa bertaraf edilerek.

ADI CUMHURİYET

Bir memleket düşünün; adı Cumhuriyet, hedefi demokrasi olsun. Ancak öyle bir Cumhuriyet ki; kısmî aralıklar hariç yürütmeyi bir türlü rayına oturtamadığı, milletin iradesinin tam tecelli etmediği, hukukun ve adaletin elit tabakaya var olup avama yansımadığı, gelir dağılımında yüzde 80’nin yüzde 20’nin altında ezildiği, çarıklılarla beyefendi oylarının bir olmadığı rejimin adı olsun.

Demokrasilerin bir parçası olan siyaset, memleket yönetme san’atıdır. 

Ancak nasıl bir siyasettir ki; dini tekeline alıp kendine karşı olanları dinsiz hatta haçlı ilân ederek, inanç ekseni kaydırılsın.

Muhalefeti geliştirdiği politikalar ve projelerle alt etmesi gerekirken, siyaset yapamaz hale getirip elini kolunu bağlayarak, meydan bana kalsın namertliğiyle iş tutulsun ve devletin bütün imkânlarını (OHAL ve KHK’lar arkasında) seferber edip, referandum bile iktidara alet edilsin. Kaldı ki, Anayasa referandumu bir dönemle mahdut kalmadığı halde, benden sonra tufan denilsin.

Önce MHP’yi (ne ile bağlandıysa) milliyetçi çıkışlarla Kürt açılımını sabote ederek kendine yamasın, sonra muhaliflerin yönetimi ele alabilecek delege imzaları toplanan kongre kararlarına, yargıyı manipüle ederek mâni olunsun.

Çözüm süreciyle Cenevre görüşmeleri yapılsın, İmralı’ya çıkartmalar tertiplensin, sonra Dolmabahçe’de masalar devrilsin. Birden akıllara gelsin ki 27 senedir mecliste olan güneydoğulu vekiller terörist olmuş olsun ve hapislere konulsun.

Nasıl olduysa (aslında herşeye sessiz kalan kendi yol arkadaşını), memlekete kaos getirebilecek 696 sayılı KHK’yı “muğlak” bulmasını (en ufak bir eleştiriye tahammül etmeme refleksiyle) “yazıklar olsun” diyecek kadar ak trollerin önüne atıp, sindirmek için “zılgıt” çekilsin.

Milletin oylarıyla seçilmiş olan milletin oylarıyla gider (ki kendi beyanlarıdır) hakikatı ortadayken, hesabına gelmeyen belediye başkanları istifaya zorlansın, yetmedi muhalif belediye başkanları da, İçişleri Bakanlığı teftişi gerekçesiyle işten el çektirilsin.

Memlekette ne kadar muhalif basın-yayın ve tv’ler varsa hepsi bir bahaneyle kapatılsın, yüzlerce kanal ve gazeteyi, 24 saat iktidarı ayakta tutacak, muhaliflerine de yalan-yanlış haberler servis ederek yayın yapılsın.

Düşman ilân edilen bir camianın bütün mallarına kayyum atayarak el konulsun, okul, hastahane, holding, banka, pastahane ve esnafına kepenk kapattırılsın, rejime biat eden ne kadar müteahhit, iş adamı ve trol varsa, bire beş fazlası ihalelerle peşkeş çektirilsin.

Sağcı solcu, beynamaz, liberal hukukçu, gazeteci, siyasetçi bütün kesimler göz dağı ile herkes sindirilsin ve bunun adı Cumhuriyet olsun.

SEÇİME DOĞRU TAHLİYELER

Bylock’un suç olabilme imkânı en başından beri yoktu. Seçim sath-ı mahalline girilince salıvermeler başladı ki, 11 bin 480 kişi “mor beyin” keşfiyle suçsuz olduğu tesbit edilerek tahliyelere zemin hazırlandı. Bu bile keyfiliğe çok net bir örnektir. 

Zira programlar suç unsuru olamaz ve olmamalı, ancak muhtevası müstesna.

Bir zandan yola çıkarak büyük bir kıyım yapılmasına rağmen bir müddet sonra çok şeyin suç olmadığı görülecektir. Bu yüzden bu işin böyle yürü- meyeceğini, tepkilerin memleket ve dünya çapında büyüdüğünü gören iktidarın, seçimi öne alması hiç de şaşırtıcı gelmemeli ve OHAL’in kalkması için de gereklidir.

BİR DE DEMİREL VARDI 

En karışık dönemlerden biri (ki 68 kuşağı denen nesil bu devirde yetişti) olan 1965-1971’de başbakanlık yapan rahmetli Demirel, öğrenci hareketlerinde “yollar yürümekle aşınmaz” demekle hürriyeti ve düşünce özgürlüğünü nasıl önemsediği...

Belki de en çok karikatürü yapılan, sağdan soldan en çok eleştirilen ve 35 sene bu memlekete çeşitli hizmetlerde bulunmuş bir siyasetçinin hiç kimseyi dâvâ etmediği..

Vefatına kadar daha çok demokrasi, daha çok özgürlük için nasıl mücadele ettiğini ve bu yüzden ne badirelerden geçtiği hâlâ hafızalardayken..

Bugüne baktığımızda, muhalefetle uğraşan, onları kurtların önüne atan, her gün birine dâvâ açan bir Cumhurbaşkanı var. “Bu ne tahammülsüzlük” demeden geçemiyor insan.

Eğer Cumhuriyet buysa, eğer dindarlık kindarlıksa, eğer bin yıllık değerler bir anda düşman ilân ediliyorsa, biz de Bediüzzaman gibi deriz:

“Eğer meşrûtiyet bir fırkanın istibdadından ibaret ise, bütün cin ve ins şahid olsun ki; ben mürteciyim”

Okunma Sayısı: 6414
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • selim gunduz

    14.1.2018 22:57:45

    eski adi Cath Stevens iken musluman olup Yusuf İslam adini alan meshur şarkici diyor ki "Eger islami tanimadan bugunku muslumanlari tanimis olsaydim birakin musluman olmayi en kuvvetli musluman dusmani ve islam dusmani ben olurdum" diyor. Bu bize neyi hatirlatiyor? Bugunku muslumanlarin davranislarindaki pespayeligi ve yozlasmayi gostermiyor mu? Hala goremiyormuyuz? Risaleleri okudugumuz halde lahikalari hayatimiza uygul(a)madigimizi, işimize gelmeyen durumlarda Allahin ayetlerini goz ardi ederek Vela teşteru bi ayeti semenen galile- benim ayetlerimi az bir dunya menfeatine degismeyin sonra ates size de dokunur denmesine ragmen haksizliklar ve zulumler karsisinda suskun kalip bana dokunmayan yilan bin yasasin dedigimizi. Bugunku muslumanlar olarak tipki devekusu gibi badimizi kuma gomdugumuzu daha ne kadar saklayabiliriz kendimizden?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı