"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ve.. Eléonore sazı eline aldı

Ömer Faruk ÖZAYDIN
07 Ekim 2018, Pazar
Ah bu türküler, türkülerimiz. Ana südü gibi candan, Ana südü gibi temiz.

Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla

Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.

Ah bu türküler, köy türküleri,

Dilimizin tuzu biberi.

Memleket ahvalini onlardan sor

Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen’i

Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...

Ben türkülerden aldım haberi.

İngiliz asıllı S.Y’nın seslendirdiği yukarıdaki dizelerden seneler sonra dünyada nice şarkıcılar, türkülerimize bir merak sardı ki sormayın.

Hemen her memleketten türkülerimiz, bağlama, tambur, kemençemiz o ecnebi ellerde hayat buluyor. Sanki bizden birisiymiş gibi ozanlarımızın hissiyatıyla başlarını sallıyorlar.

Biz ise kendi değerlerimizi bırakıp elin paçavra modalarını medeniyet diye olduğu gibi alıp özümüzden olduk. Taklid ettiğimiz ikinci Avrupa’nın sefih medeniyetinin renkleriyle boyanırken renklerimizden de olduk.

Oysa bizde öyle bir sermaye var ki değil biz onların geçici heves ve fantaziyelerine uyarak lümpen nesiller yetiştirmek, belki bütün dünyaya ve asırlara yetecek kadar ulvî, iki cihan saadetini temin edecek mazimiz var.

Cumhuriyetle beraber 1000 yıllık mazimizi inkâr ve redd-i miras edip her şeyimiz tepeden tırnağa değişti.

Fötr şapkadan başlayıp, harf inkılâbı, ezan ve şeair ters yüz edilince ortaya garip bir manzara çıktı. 

Ayağımızda çarık, başımızda sekiz köşe kasketle “Tanrı uludur” şarkısı eşliğinde namaza durduk. Sünnet merasimleri içkili-çalgılı eğlenceye dönerken kız-erkek maaile dansa durduk.

Devrimler bir bir hayata geçerken müziğimizi bile dinden kopardık.

TÜRKÇE SÖZLÜ HAFİF MÜZİK

1935’te İstanbul Dikilitaş’ta 5 kw’lik radyo yayın hayatına başladı. 1936’da dini hatırlatıyor diye Türk müziğini yasaklayınca, opera, senfoni, Batı müziği daha sonra caz, rock ve diğer dünya müziklerini bünyemize almakla kendi müziğimizden olduk.

Bir de üstüne Fecri Ebcioğlu gibi şarkı sözü yazarları önderliğinde, Türkçe sözlü hafif müzik adıyla ucube ve yapısı bizden olmayan aranjmanlar peşinde koştuk.

Halbuki Batı müziği hem kültür, hem gelenek hem de müzik sistemi olarak bize uymaz. Bir defa Batı müziği bir tam sesi ikiye böler ki adına major (daha büyük), minör (daha küçük) denilen (gam) ses aralıkları diye adlandırdıkları bizim makamlara karşılık gelmese de onların sistemlerini ifade eder.

Türk müziği ise bir tam ses dokuza bölünür ki ona koma diyoruz. Bu bölünmelerden de makamlar ortaya çıkar. Hicaz, Uşşak, Rast, Segâh Hüseyni gibi. Makamlar ise her biri ayrı bir duygunun, hüznün, coşkunun; matemi, düğünü, cihadı ince mesajlarla gönül ehline verir.

Bir misal; Urfa’da gece ağlayan bir çocuk sesi işiten bir gazelhan kapıyı çalamayacağından; “tıfıl ağlar, tıfıl ağlar, şir (süt) ver tıfıl ağlar” çıkışına içerden “şir yok, tıfıl ağlar” aynı edeple ve makamdan gelen cevap hem insanımızın hem de “hoyrat-uzun hava-mani ve gazellerimizin nasıl derinlik arz ettiğini bu günkü pop gençliğinin avazına şamar vurur. 

DEĞERLERİMİZ ‘EL’DE DEĞERLENİYOR.

Bir yandan nifak komiteleri İslâm’ı parçalayıp bitirmeye ve söndürmeye çalışırken, diğer yandan ecnebiler, dinimizi ve kültürümüzü öğrenip yaşamaya çalışıyorlar.

11 Eylül İkiz Kulelerin vurulmasıyla başlayan İslamobofi, gerilemeyi bekletirken tersine, İslâma karşı bir merak ve araştırma neticesinde on binlerce insanın Müslüman olduğu müjdeleri gelmekte.

Milletimizin Avrupa’ya geçişleriyle beraberinde götürdükleri yeme-içme ve yaşayış biçimleri Avrupalıların nazar-ı dikkatini celbetti. Hemen hemen İtalyan ve Uzakdoğu lokantalarından başka yemeklerini sergileyecekleri bir restaurantları yokken bizler kebap, lahmacun, döner ve baklavalarımızla bütün Avrupa sathına arz-ı endam ettik.

Artık şimdi Avrupa’lı müşterilerin bak-laa-va, döna(r) (döner) talepleri bizden daha fazla gelmeye başladı. 

Saz kursları açıldı, bağlamamız vitrinlerde dikkat çekince...

Ve.. Eléonore sazı eline aldı. (Bknz;Youtube=Türkçe söyleyen yabancılar)

Fransız Eléonore Fourniau’dan: “Bir ay doğar.”

Alman Saskia’dan: “Neçedir ağlarsın”

Amerikalı Paul Dwyer’den: “Sarı gelin”

Avusturya’lı Petra Nachtmanova’dan: “Ne ağlarsın benim zülfü siyahım”

Japon Asako Hara’dan: Kütahya’nın pınarları” 

Frenkleri taklit heveslilerine duyurulur.

Okunma Sayısı: 1522
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    7.10.2018 03:36:42

    Ümmetin fesadi zamanindayiz, kiyamet de yakindir. Ancak daha olacagi müjdelenmis beklenen hadiseler var ki onlar istikbal inkilabatinda cok mühim seyler olacagi beklentisini canli tutuyor.Risale-i Nur Külliyatinin yap dedigini yapan yapma dediginden elini cekenlerin sahne alacagi inkilabati intizar etmekteyiz. Sünneti Seniyyeye TEMESSÜK eden kazanir onun en birinci Maddesi Kur'ana sarilmaktir. Hulukuhul Kur'ani MODEL, REHBER yapmaktir. Allah böyle kullarinin yar ve yardimcisi olacagini taahüt etmistir. Amerikanin tavuklarini bosverin!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı