"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yolun sonu görünüyor

Ömer Faruk ÖZAYDIN
12 Kasım 2017, Pazar
İslâmın (güya!) serbest olması zamanında; biat eden uslu çocuklara alabildiğince devlet imkânlarından istifade ile sun’î Cennet ikram edilirken, kral çıplak diyen “yaramaz çocuklara!” bir gülü bile esirgeyip, mecâzî Cehennem yaşattılar.

28 Şubat’ta mağdur edilen dindarlar (siyasalcılar) iktidarı ele geçirince, iktidar nimetlerinden patlayıncaya kadar yediler, içtiler.

Gelen iktidarla rehavet ve gücün nimetlerinden mukabele-i bilmisil kaide-i zalimanesiyle kin ve intikam duygularıyla hareket edip, ulusalcılarla aynı duruma, belki de beter duruma düştüler.

Önce Ergenekon’la doğru-yanlış tefrik edilmeyerek askerî dengeleri alt-üst ettiler. (Bir kısmının da emrine girdiler.) Sonra bin senelik kültürümüz ve maneviyatımızın çimentosu olan cemaatlerin yapısıyla oynayıp biat kültürünü geliştirdiler. Biat etmeyenler hain ilân edilerek, biat edenlerden yeni gruplar peydahladılar. “Dağı asker, mahalleyi biz bekleriz” diye çok tehlikeli oluşumlara prim verdiler.

Kendi parti kurucularından (az bir doğruya meyledenleri) yüzde yüz biat etmeyenleri gözlerini kırpmadan harcadılar.

Kısaca memleketin dinamikleriyle oynadılar.

Dünyaya da biz “Osmanlıyız” mesaji verilerek kınına giren maddî cihadçılığı mesaj vererek Ey... Hey... gibi sadece “arka sokaklarda” ve cehalet ağanın mahallesinde geçerli olan külhanbeyliğine soyundular. El oğlu ise bıyık altından bu gürlemelere gülüp geçti de, bin senelik bir kültürü olan bu milletle maceraperestleri bir tutmadılar. Ancak menfi tesirlerini bütün bir millet çekmekte.

İslâmiyetin kalplerde hâkimiyeti yerine Müslümanların hakimiyeti anlayışı, şikâyet edilenleri, şikâyet eder hale getirdi ki, Dünya’nın bu zamanda en çok ihtiyaç duyacağı İslâmın kurtuluş felsefesi bakışına halel getirdiler. Bu sebeple avâm-ı müslimîne zarar verdikleri gibi mülhidler ise, bu anlayışı fırsat bilerek, hakaik-i İslâmiyeye tezyifkârane bakıp taarruz ediyorlar. 

Başından beri çırpındığımız nokta budur. Yoksa siyaset memleketi yönetme san’atıdır, hangi şahısların idare ettiği değil, hangi zihniyetin idareyi ele aldığıdır aslolan. 

AKINCI GENÇLİK

Bu yaşananlar topyekûn bir siyasal İslâm’ın bitişidir. Ancak bu bitiş beraberinde memlekete bir 50 sene kaybettirmiştir ki, 1969 milâttır.

Aslında 70’li senelerde niyetler açığa çıkmıştı da (Yeni Asya hariç) mahiyet bilinmiyordu. İHL günlerimizde Akıncı gençlik dedikleri grup bizi rahat bırakmıyor, kargaşaya çekmek istiyorlardı. Öğretmenleri bile en düşük notu vererek sınıfta bırakmak istiyorlardı ki, bu mevzuda yaşanmış çok mağduriyetler var.    

Bugünün en yüksek makamlarını işgal edenler, bu ateşli gruptan çıktığını yakinen biliyoruz.

O günün Akıncı gençliği bugünün idarecileri, aynen gençliklerinde olduğu gibi (bir müddet demokrat görünseler bile) Humeynici sevdalarını açığa çıkardılar.

Bu felsefeden hareketle; kendinden olmayanlara zulmü cihad gördüler ki, din kardeşliği hak getire. İslâm’ın siyasalcılığı ve kendi hâkimiyetleridir aslolan; başkaları patates, kendileri gerçek İslâm. Hele Nurculuk zinhar...

İşin en acı tarafı yüzde 3-5 iken, muhafazakâr ve Nurlar’ı bilen veya dinleyen kesimle birlikte yüzde 50’lere varan bir kitleyi de kendilerine benzetmeleri.

Haydi bunlar Nurlar’ı bilmiyor, bid’a rüzgârlarına karşı dayanamıyor olabilirler, ya bizim camiadan olup da bunların avukatı kesilip hakikî İslâm kardeşliğini unutan “muhabbet fedailerine” ne demeli?

Tuhaf bir İslâm anlayışıyla; tahkik, delil dükkânları kapandı, işportadan çakma mallar haraç-mezat. Aslına itibar etmek tatile çıkınca, dünyevîleşmekten herkes nasibini aldı ve yolun sonu göründü artık, bundan öte köy yok.

ZİRVE İNİŞİ HIZLANDIRIR

Bazı şeyler vardır ki üstü örtülerek gelinir de uzaktan fark edilmez. Bazen senelerce sürer bu zulümler. Milleti inim inim inletirken, kurşun askerleri sayesinde ayakta durur, fetvacılarıyla da yaptıklarına cevaz verdirirler.

Bazı şeyler de gidişi hızlandırır. En nihayet küfür devam eder, zulüm devam etmez. İktidarlarını ayakta tutmak için zulmü şiddetlendirirler de “keser döner sap döner, bir gün gelir hesap döner”i hesap etmezler.

Ekonomi, gasp, yanlış dış politika, mağdur, mazlum, kıyım ve en nihayet darbe...

Güç, iktidar ve dünyevîleşme için zirve noktası inişin de başlangıcıdır. Baş bulutlara değince oksijen yetersizliği, baş dönmesi ve mide bulantısından düşme kaçınılmazdır. Hatta o yüksek kuleden düşenler orta yerde tutunacak yer bulamadığından sıfır noktası da kabul etmez, çukurlara sükût ederler.

Elhasıl, siyasal İslâm iflâs etmiştir. Deniz bitti, gemi karaya oturmuştur artık. Geminin direkleri çürümüş güverte su almıştır. Tayfalar gemiyi terk etmekte, kaptan ise son gayretiyle dümeni bırakmasa da, kirli iplerle tutulanlardan başka kimse kalmamıştır etrafında.

Siyasetle din imân hizmeti bekleyenlerin başı sağolsun.

Okunma Sayısı: 10585
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ahmet feyzi can

    13.11.2017 11:31:55

    tebrik ederim işte tamir budur biz tahrip değil tamirciyiz..kaleminize kuvvet

  • SeRTaÇ

    13.11.2017 09:56:02

    Tebrik ediyorum.

  • necmi

    13.11.2017 00:48:12

    Uzun zamandan beri okuduğum en çarpıcı sarsıcı yazı.. Teşekkürler.

  • Canan

    12.11.2017 21:04:01

    Daha iyi anlatılamazdı.Teşekkürler

  • sultan selim

    12.11.2017 19:41:06

    maşallah bin barekallah, yazılması gerekli olan ancak bu kadar güzel yazılırdı. tebrikler ve dualar. siyasal nurculuk dediniz devamı gelmedi geçen yazılarınızdan birinde.

  • Abdurrahman KOÇAK

    12.11.2017 15:31:42

    Atış serbest, icraat yok.70 li yıllarda böyleydi.Milad 69 du çok iyi ifade etmişsiniz.Yolun sonu göründü ama 100 yıllık kazanımlar, bunlar ve ayrıldıkları ortakları tarafından berhava edildi.Va esefa.70 li yıllardaki koalisyon çekişmeleri ve demokratlara destek vermeyenler.Hedef demokratları sahneden indirmekti, bunlarda bu işin aracı olmuşlardı.Dikkat edilirse Rahmetli Menderesten direk Özala geçiyorlar sanki arada bir boşluk olmuş gibi.Bahsettiğiniz gibi meselemiz siyasetçinin kim olması değil, siyasetçinin mukaddes değerleri siyasete alet etmesi. Teşekkürler Ömer Faruk Özaydın...

  • Ahmet Danışmaz

    12.11.2017 14:39:12

    Ömer abi tebrikler.

  • Gündüz Alp

    12.11.2017 14:15:50

    Ömer Faruk Bey kardeşim, siyasal İslâmcılığın mahiyetini ve "avam-ı müslimîne zarar verdikleri gibi mülhidler ise, bu anlayışı fırsat bilerek, hakaik-i İslâmiye'ye tezyifkârane bakıp taarruz ediyorlar" şeklinde âkıbetini çok güzel izah etmişsiniz. Allah (cc) ebeden razı olsun. "Güç, iktidar ve dünyevileşme" ile nihayet bulan siyasal İslâmcılık macerası maalesef ülkenin maddi-manevi tahribini netice vermesi dolayısıyla Türkiye için "kaybedilmiş ve zulüm yılları" olarak hatırlanacaktır. Nihayetinde bir ideoloji olan siyasal İslâmcılığı ve fanatik particiliği -haşa- hizmet-i kudsiyye gibi "avam-ı müslimine" "kutlu dava" diye şırınga edenler; 15 yıllık iktidarlarıyla hem eylem ve söylem olarak kendilerini tekzip etmişler hem de taraftarlarına hayal kırıklığı yaşatmışlardır. Siyaseti "hakâike" tercih edenlere duyurulur!

  • Abdullah Çelik

    12.11.2017 12:09:05

    "Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak" Evet evet! Uçurumun dibine atılanların resmedilişi!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı