"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fettâhiyet hakikati

Ömer Faruk Yıldız
04 Mart 2018, Pazar
Fettâhiyet hakikati Cenâb-ı Hak’tan başka ilâh olmadığını ispat eden en büyük delillerdendir.

“Fettâhiyet” kavramındaki “iyet” mastarı hallâkiyet, rahmâniyet, mâlikiyet vesair kavramlarda olduğu gibi Cenâb-ı Allah’ın sadece fiillerine değil aynı zamanda isim, sıfat, kabiliyet ve şanına işaret eder.

Karanlıkta kalanlara bir ışık açmak, darda kalan ve bir çıkış yolu arayanlara kapılar açmak, basit maddelerden varlıkların çeşitli su- retlerini açmak, her zorluğu halletmek, perdeleri kaldırarak zor hakikatleri arayanlara gerçekleri göstermek, galibiyetle gayr-i müslim beldeleri İslâm coğrafyasına katmak, gönülleri birbirine açmak gibi manalar fettâhiyettir. 

Bu manalar ise ancak Fettâh isminin yansımalarıdır. Nasıl ki güneş ışığının yansımasından güneşin özelliklerini anlarız. Aynen öyle de Allah’ın yukarıdaki manaları tahakkuk ettirmesinden de Fettâh isminin tecellisini ve niteliklerini kavrarız.

Fettâhiyet tevhidi ispat eder. Baharda binlerce tür solmuş bitkilerin aynı anda, farklı yerlerde, bir emirle, her tarafta mükemmel bir şekilde açılmaları bir fettâhiyet olayıdır. Böylesine harikulâde bir fiilde hiçbir karışıklığın olmaması ve bir anda, bir emirle açılmaları ancak bir olan Rabbimizin eseridir. Zira kâinatı kuşatma derecesinde zor bir fiili, sür’atle ve kolaylıkla ve muntazam bir biçimde yapan bu kâinatın sahibinden başkası olamaz.

“… bütün validelerin erhamında insanların suretlerini ayrı ayrı, mizanlı, imtiyazlı, ziynetli ve intizamlı olarak hem şaşırmadan, yanlış etmeden, karıştırmadan basit bir maddeden açmak ve yaratmak olan fettâhiyet ve umum rûy-i zeminde aynı kudret, aynı hikmet, aynı san’atla umum insanları ve hayvanları ve nebatları ihata eden bu feth-i suver (suretleri açmak) hakikati; vahdaniyetin en kuvvetli bir bürhanıdır (delilidir). Çünkü ihata etmek bir vahdettir, şirke yer bırakmaz.” (7. Şuâ, 2. Bab, 5. Hakikat.)

Adi bir maddeden mükemmel varlıklar yaratmak O’na hastır. Beşer zaviyesinden bakınca bir mevcudun malzemesinin basit olması o varlığın kalitesinin düşük olduğunu gösterir. Ancak Rabbimiz katında böyle değildir. Mürselât Sûresi’nin 20. âyetinin mealinde geçen “Biz sizi bayağı bir sudan (meniden) yaratmadık mı?” ifadesinin de işaretiyle mükemmel bir saray suretinde olan insanın basit bir maddeden yaratıldığını anlıyoruz. Hakeza basit bir çekirdekten koca koca ağaçları yaratmak… Ve yaklaşık olarak 10 milyon türde yaratılan canlıların birbirine benzememesi, her canlının seçkin bir şahsiyeti olması şirki darmadağın eder.

Fettâh Olan Rabbimiz İmdadımıza Yetişir

Her gün ölümün kardeşi olan uykudan hayat ışıklarını açarak rahmete kavuşturur, Esma-i Hüsnâ’nın seyircisi olan gözümüzü açarak esmasıyla buluşturur, ağzımızı açarak kelâmla konuşturur, gönlümüzü açarak sevgimizi pekiştirir.

Teknoloji gelişmeleri Fettâh isminin gölgeleriyledir. Zira insan zor ilimleri kavrayabilmesi için idrakinin açılması gerekir. Anlayışı açacak olan ancak o idraki verendir. O da şüphesiz Rabbimizdir.

Fettâhiyet hakikatinin en güzel örnekleri insanlarda, daha da kapsamlı şekli insanların en güzeli Son Peygamber’de (asm) görünür. İnşirah Sûresi 1. âyetinin mealinde “Senin için bağrını açmadık mı? buyruluyor. Fettâh-ı Allâm, Fahr-i Kâinat Efendimizin (asm) göğsünü öyle bir açmış ki kimsenin çıkamadığı yerlere, Mi’rac’a çıkmış, gayr-i müslim ülkeleri İslâm beldelerine katmış, daha dünyadayken Rü’yetullah’la şereflenmiş. Fetihler yapmış. En başta kalpleri fethetmiş. Düşmanları dahi doğruluğunu tasdik etmiş.

Cenâb-ı Allah sevdiği kuluna böyle bir açıklık vermiş. Buradan anlıyoruz ki, Allah hangi kulunu severse ona en zor kapıları açar, fetihler yaptırır. Hz. Ömer’e İran’ı, Hz. Bediüzzaman’a küfür âlemini, Selahaddin Eyyubi’ye Kudüs’ü, Fatih Sultan Mehmed’e İstanbul’u fethettirdiği gibi İnşaallah bizlere de nefsimizi terbiyeyle nice fetihler nasip edecektir.

Hz. Musa’nın (as) duâsıyla bitiyoruz: “Ey Rabbim. Göğsümü aç, genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimde bulunan düğümü çöz de, anlasınlar beni.” (Taha Sûresi: 25-2)

(Okuduğunuz yazı [28.02.2018 tarihinde Yeni Asya, Şirinevler’de] gerçekleştiren üniversite müzakereli sohbetin meyveleridir.)

Okunma Sayısı: 1781
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Selma

    6.3.2018 18:28:28

    Harika yazdırılmış elinize yüreğinize sağlık özgürlük huzur versin daim Rabbim

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı