"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Millete hizmet...

Orhan Ali YILMAZ
10 Mart 2016, Perşembe
(Ehemmiyetine binaen)

Çalıyor acı acı bir ambulansın siren sesi 

Anlaşılan o ki bir insanın hayâtı tehlikede...

Diyor: “Açın yol!” 

Kurtarılması lâzım bu insanın hayâtı bir an önce...

Değerliydi insanoğlunun hayâtı, parasından önce... 

Parasızlık değerlerin önüne geçince...

Yoksa “paranın hayatı” kadardı insan hayatının değeri 

O sirenler de sesleri...

Doktorlar duâcıydı o hastalıklara bir de 

Hayatsız kalmasınlar diye...

Her şey paraya, maddiyâta binince 

Allah rızâsı, insanlık nâmına... 

İâde edilince sana 

Kalırsın bir başına hastalık dertlerinle...

Denilir: “Şifâ versin Allah!” bir de... 

Kimse de sormaz: 

“Paran var mı tedâvide?..”

Alır da vergi devlet, hizmet götürmek diye... 

Çekilir sonra onlar peşkeş bir kaç soysuza 

Hem de hortumlanır 

Batırılır bir de...

Kimse de çıkmaz sâhip 

Atarlar suçu birbirine...

“Valla! 

Yapmadık biz kânunsuz hiçbir şey! 

Hazırız, hesabını vermeye bu hesapsız (!) işlerin...

Pişirirler bozayı ensesinde milletin 

Sonra da döner millete:

“Millet Ey! 

Biraz daha fedâkârlık! 

Biraz daha katlanmak..” derler

Katlanır da millet olur sonunda iki büklüm...

Doğrultup da belini bakamaz yukarıya 

Düşünemez sağlıklı 

Kaybeder ümidini aklıyla bir de...

İnanır değersizliğine her şeyin 

Eder de kendisinden nefret...

Düşünür yaramadığını hiçbir işe...

İş edinir işsizliği işin olmadığı yerde...

Götürmek lâzım ekmek akşam eve

Yoktur bir kuruşu bile cebinde bir de...

Gidemez evine 

Bakamaz yüzüne çocuklarının 

Eşinin hem de… 

Boynu bükük, gözleri yerde…

Yakar belki de bir sigara belki siler dertleri diye 

Yudumlarken çayını dalgın dalgın...

Dalar gider uzaklara... 

Avunur hayaliyle, avutur kendini hem de...

Çıkamaz yüzüne dostlarının 

Parası olmayınca insanın olmuyor değeri diye...

Yazar belki de bir kaç şey, belki sıkıntım hafifler diye...

Ya da çekilir yalnızlığa, belki verir teselli diye...

Yapar dertlerini derman dermânın olmadığı yerde...

Eder milleti devletine hizmet 

Devletin millete hizmetkâr olmadığı yerde...

Yaparlar üstelik suçlama bir de 

“Hakâret-i şahs-ı mânevî-i devlet” diye...

Atarlar seni kodese

Düşünüyorsun diye…

Ettirirler orda hizmet devletlülere...

Uyanmalı artık bu millet, ama nasıl?

Anlamalı: 

Vardır devlet, millete hizmet için ancak..

Devletlüler de öyle...

Anlatmalı kavga etmeden

Kanatmadan burnunu hiç kimsenin... 

Dökmeden dahi kanı...

Bir devletin varlığı, ancak milletinin yaşadığı kadardır

Eğer yaşayanı varsa, o, “devlet” denilmeye şâyândır...

Milletini yaşatmayan

Milleti yaşamayan bir devlet de ancak “ölmeye” pâyândır...

Okunma Sayısı: 1799
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı