"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşk ve şefkatin kimyası

Osman KOYUNCU
13 Ekim 2016, Perşembe
Daha önce aşk ve şefkat üzerine yazdığım bir yazıya, okuyucularımızdan aşk ve şefkatin kimyası nasıl olur ve canlı vücudunda hangi değişmeler olur bu şekilde bir yazı yazar mısın diye attığı bir mesaj üzerine bu yazı kaleme alınmıştır.

İnsan çok harika bir varlık ve kâinatın özetidir. İnsanda binler çeşit his ve duygular vardır, bu duygular oluşurken kontrol merkezi olan beyinden çeşitli sinyaller gelir ve buna karşılık vücutta çeşitli hormonlar salgılanır. Bugünkü ilim seviyesi ne bu duyguları ne tam olarak anlayabiliyor ve ne de bu salgıların mahiyetini tam olarak kavrayabiliyor. Bu konuda bilimsel çalışmalar devam ediyor, çok sayıda kitaplar yayınlanmış, ileride büyük gelişmelerin olacağı da muhakkaktır. Bir yazı ile bu konuyu özetlemekte oldukça zordur.

Bediüzzaman mealen, aşk, şefkat ve aklı rahmetin cilvelerinden sayar, rahmet Rahman’ın en büyük tecellisidir ve Allah isminden sonra en büyük ismidir. Aşk şefkat ve akıl, Allah inancı ve ebedî hayat ile bir mana kazanır aksi halde “Eğer firakı ebedî ve hicranı layezaliye (ebedî bir ayrılık acısı) hayat-ı insaniyeye incirar edeceğini (sonlanacağını) farz etsen, görürsün ki, o lâtif muhabbet en büyük musîbet olur. O leziz şefkat en büyük bir illet olur. O nuranî akıl en büyük bir belâ olur.” (Sözler 704)

İnsanın, inandığı zamanki salgıları farklı, inanmadığı zaman ki his ve duygularını galeyana getiren salgıları farklıdır. Aşk, tutku düzeyinde aşırı sevme manasına gelir, aşkta karşılık beklenir, bu durumdaki kişi duygularını kontrol edemez, bazen de duygularının esiri olur, böyle bir kişi dengesiz sözler söyleyebilir. Şefkatte ise karşılık beklemeksizin acıyarak koruyarak sevme vardır. Bu durumdaki kişide kuvvetli Allah inancı varsa bu duygular, insanı en üst makamlara çıkarabilir. Eğer inancı zayıf ise, kâinatta canlılardaki ölümler ve hastalıkların hikmetlerini ve ayrılıkları anlayamayacağından dolayı isyana başlar. Demek ki salgıları ve bunların sebep olduğu duyguları ancak kuvvetli bir inanç ile kontrol edebiliriz.  

Şefkat hormonları ise genelde zamana bağlı olmamakla birlikte açlık, aşırı üzüntü ve tabiî felâket anlarında üst seviyeye çıkar. Fakat aşk hormonları genelde zamana bağlıdır, mevsimlere, bölgelere, yaşa, yiyeceklere, elbiselere ve iklimlere göre farklılıklar gösterebilir. Bu hormonları beyin kontrol eder ve canlıların DNA’larında kayıtlıdır. 

Aşk ve şefkatteki hormonlar hem insanlarda hem de diğer canlılarda vardır. Şefkat hormonları genelde yavruların doğumu ile en üst seviyeye yükselir, diğer canlıların erkeklerinde de bu hormonlar vardır, fakat mahiyet ve salgı yerleri farklıdır. Yapılan araştırmalarda, aşk ve şefkatte aşırılık olduğu zaman buna paralel olarak kanda salgılanan mutluluk, cinsel istek, stres, adrenalin gibi hormonlarda artma görülür. 

Özellikle bahar ve yaz aylarında, güneş ışınlarının, ayın gel git hareketlerinin, burçların (uzaydaki yıldız kümelerinin), giyilen elbiselerin, alınan gıdaların, insanların hormon sistemine etkileri büyüktür. Onun için şeriatta kadın ve erkeklerin giyeceği elbiselerin kumaşları, renkleri ve metalardan taktığı yüzük gibi eşyaların cinsleri belirtilmiştir, şeriattaki bu şekildeki yasaklarda büyük hikmetler vardır. Baharın uyanışı ile ilgili olarak hormonlarda uyanır. Onun için sıcak ve soğuk ülkelerdeki ergenliklerin farklı olması bundandır. 

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi hocası Dr. Ali Yağız, hormonlardaki aşkı arttıran maddelerin, bazen aşırı durumda şizofreniye sebep olabileceğini söylüyor. İbn-i Sina’da kendisine aşırı aşktan dolayı kara sevdaya tutulanların çaresinin o sevdiği kişi ile evlenmesi ile geçeceğini tavsiye etmiştir. 

Genelde annelerde daha fazla olmakla birlikte bütün canlıların yavrularına karşı aşırı şefkatleri vardır. Bir hurma fidesi bile büyük olan anne ağacın yanında büyüyor, ayrı bir yerde kendi başına gelişemiyor. Bu aşk ve şefkat, eşler arasında dengede olursa bunlar mutlu bir aile olur ve o ailede mutlu çocuklar yetişir. Genelde ilk zamanlar aşk hormonları galip gelse de yaşlanınca eşler arasında dengeye gelir. Eğer yaş ilerleyince bu denge korunamazsa, eşler birbirini kendilerine yük görür kavga ve ayrılıklar başlar.  

Bediüzzaman, “Bu haremim, ebedî bir âlemde, ebedî bir hayatta daimî bir refika-i hayatımdır. Şimdilik ihtiyar ve çirkin olmuş ise de zararı yok. Çünkü ebedî bir güzelliği var, gelecek. Ve böyle daimî arkadaşlığın hatırı için her bir fedakârlığı ve merhameti yaparım” diyerek, o ihtiyare karısına, güzel bir hûri gibi muhabbetle, şefkatle, merhametle mukabele edebilir. Yoksa, kısacık bir iki saat sûrî bir refakatten sonra ebedî bir firak ve müfarakate uğrayan arkadaşlık, elbette gayet sûrî ve muvakkat ve esassız, hayvan gibi bir rikkat-i cinsiye mânâsında ve bir mecazî merhamet ve sun’î bir hürmet verebilir. Ve hayvanatta olduğu gibi, başka menfaatler ve sair galip hisler, o hürmet ve merhameti mağlûp edip o dünya Cennetini Cehenneme çevirir.” (Sözler, 176)

Okunma Sayısı: 904
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı