"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Abdullah Yeğin Ağabey

10 Temmuz 2016, Pazar 08:00
“Bize Allah‘ı anlat. Muallimlerimiz, bize Allah’tan bahsetmiyorlar.” Çoğu zaman söylediğimiz bir şey var: 1970 senesinde Risâle-i Nurlarla müşerref olduktan sonra, Ankara’da olmam hasebiyle, Üstadın hemen hemen bütün saff-ı evvel talebe ve hizmetkârlarıyla tanışma bahtiyarlığına erdik.

Bunlardan biri de, Abdullah Yeğin Ağabey idi. Kendisiyle yüz yüze tanışmadan evvel, gıyaben tanıyorduk. Bildiğimiz yönlerinden biri; gençliğinin ilk senelerinde Üstad Bediüzzaman Said Nursî ile tanışıp, Risâle-i Nur’un mühim bir erkânı olmasına sebeb olduğu, Meyve Risalesi’ndeki meşhur altı mesele olarak külliyata dâhil olan, “...Muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar. Bize Allah’tan bahset” suali idi. İkinci olarak da, kendisi Ankara Üniversitesi DTCF kökenli olduğundan, Üstadın da teşvikiyle, Risâle-i Nurların yeni nesiller tarafından kullanılmak üzere hazırladığı lügat idi. Bu lügatı biz ilk defa,  “Mihrab Yayınları” tarafından basılmış olarak gördük. Basıldığının üzerinde neredeyse yarım asır geçti. O zaman, ince olan eser 1973 yılında “Yeni Asya Yayınları” tarafından daha kapsamlı olarak basıldı. Şu anda çoğumuzun kütüphanesinde “ilmî, edebî, dinî Yeni Lügat” ismiyle bulunur.

Abdullah Ağabeyle, Ankara’da, rahmetli Bayram Yüksel Ağabeyin, “Hacıbayram 27” dershanesinde, 70’li yılların ilk yarısında tanışıp, sohbet etmiştik. Ondan sonra da bir iki görüşmemiz oldu. Araya giren,  “fitne iftirakları” yüzünden, sonraları görüşemedik. Ama takib ediyorduk. En son, birkaç ay önce Bursa’da görüştüğümüz bir kardeşimizin onunla açık telefon görüşmesinde sesini duymuştuk. Hastahanede yatıyordu. Ramazan Bayramının son günü vefat ettiği haberini aldık. Allah rahmet eylesin. 

Nur’un has şakirdlerinden ve mühim erkânlarından, Üstadın “Araç’lı Abdullah’ı” idi. 

Onlar, bu dâvânın çilekeş kahramanlarıydı. Zor zamanlarda ne Üstadlarından, ne de Risâle-i Nurlardan kat’iyen ayrılmamış, bu yolda hapis yatmış, sürgün yemiş, zulüm ve işkence görmüştü. Onlara, hiç kimsenin dil uzatmaya, kötü söz söylemeye hakkı yoktur. 

Abdullah Ağabeye Allah rahmet eylesin. Makamı Cennet olsun inşâallah.

Etiketler: abdullah yeğin
Okunma Sayısı: 5373
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • sinanali

    10.7.2016 15:58:09

    Allah rahmet eylesin abimize. Osman abininde bahsettiği gibi, iftiraklar bizi görüştürmesede, Yeni Asya, bütün nur talebelerine sahip çıkıyor.Kazım abi, Osman abi gibi abiler, bunu güzel dillendiriyorlar.

  • Mikail Yaprak

    10.7.2016 15:27:38

    Hem makaleni tebrik ediyorum, hem de bana da yazacak bir şeyler bıraktığını tebrik ediyorum. Selam ve muhabbetle

  • demokrat

    10.7.2016 10:22:46

    "fitne iftirakları"na ben Üstad'ın talebesiyim diyenlerin düşmesi çok üzücü...ancak ilk inanılan günden bu yana saltanat-ı uhreviye ile saltanat-ı dünyeviye mücadelesi (kişisel,kurumsal ve kamusal alanda)devam ediyor.bazıları -Üstad'ı gerçekten bir bütün olarak görüp anlayanlar-adalet-mahza derken,maalesef bazıları-emevivari-adalet-i izafi bataklığına savruluyor.iftiraklar"ümmetin ihtilafından rahmet doğar"sırrınca olsaydı keşke...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı