"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nimet, Nimeti Vereni işaret eder

Rabia İlhan
15 Nisan 2018, Pazar
Hamd nedir? Hamd, sıfat-ı kemaliyeyi izhar etmektir.

Yani Cenâb-ı Hakk’ın mükemmel sıfatlarını gösterebilmektir. Madem göstermek iktiza e- diyor, o halde evvelâ mazhar olduğumuz güzellikleri görebilmek, anlayabilmek lâzım değil midir?

Geliniz Risale-i Nur ışığında, sıfat-ı kemaliyeyi izhar edebilmek için, Rabbimizin nimetlerini görmeye çalışalım…

İşte bakınız Yirmidördüncü Söz. Üstadımızın, başında “ Beşinci Dala yapış çık, meyvelerini kopar al.” dediği Beşinci Dal’dayız.

“Hayr-ı mahz olan vücûdu sana giydiren Hâlık-ı Zülcelâl, sana iştihalı bir mide verdiğinden Rezzak ismiyle bütün mat’umatı (yiyecekleri) bir sofra-i nimet içinde senin önüne koymuş.”

Harika değil mi? Rezzak-ı Kerim senin midenin hususî ve cüz’î olan rızık duâsını biliyor hem işitiyor ve sınırsız leziz nimetlerle midenin duâsını kabul ediyor. Evet Rezzak-ı Hakikî O olduğunu, en güzel şükre ve övgüye O’nun lâyık olduğunu bizlere ispat ediyor.

“Sonra sana hassasiyetli bir hayat verdiğinden o hayat dahi bir mide gibi rızık ister. Göz, kulak gibi bütün duyguların, eller gibidir ki rûy-i zemin kadar geniş bir sofra-i nimet, o ellerin önüne konmuştur.”

Sadece midemize hitap edenler mi rızıktır?

Bir düşünelim; gözümüze hitap eden o kadar güzellikler, yazın ayrı, kışın ayrı, baharda apayrı. Şu yeryüzünde ve gökyüzünde gözünün alabildiğine baktığın her şeyde kudret eliyle nakış nakış işlenmiş, ayrı ayrı giydirilmiş, boyanmış, intizamla gönderilmiş ve sana hizmet etmesi için âdeta tablacı hükmünde “buyrun, bize de bakın, bizi de tadın!” der gibi sunulmuş.

Gözüne ayrı, kulağına ayrı, lâtifelerine ayrı hitap eden; baktıkça, gördükçe, işittikçe, kokladıkça hat- ta hissettikçe sana huzur veren, Cennete müştak kalbine ve duygularına dokunan bunca nimet sana rızık olarak verilmemiş mi? Ve her biri, her dakika “maşallah, barekallah, tebarekallah” senalarını hak etmiyor mu?

“Sonra mânevî çok rızık ve nimetler isteyen insaniyeti sana vermekle…(ilahr.)”

Ve insaniyet nimeti gibi küllî nimetleri içinde barındıran, eşref-i mahlûkat ünvanına lâyık bir nimet sana verilmiş. Evet insan hiçlikten vücuda gelmiş, taş olmayarak, ağaç olmayarak, hayvan kalmayarak insaniyet mertebesinde yaratılmış. Hadsiz cihazatla donatılmış ve hadsiz rızıklara mazhar olmuş. Cüz’î bir cüz iken O’nun (cc) ihsanıyla küllî bir mertebeye çıkarılmış.

Hem İslâmiyet gibi, iman gibi bütün nimetlerin fevkınde nimetlere mazhar olmuş. O halde “İman ve İslâmiyet nurundan dolayı Allah’a hamd olsun” demekle vazifedar olmuştur.

“İşte ey nefis! Sen bu ücreti almışsın. Ubudiyet gibi lezzetli, nimetli, rahatlı, hafif bir hizmetle mükellefsin…”

Dünya ve ahireti nimet ve rahmetle dolduran Hâlık’ımıza, Malik’imize, Rezzak’ımıza, dünya ve ahiret dolusu hamd ve şükürler olsun. Amin.

Okunma Sayısı: 1489
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı