"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

SİNEMA OYUNCUSU MELDA BEKCAN: Ramazan, kurtarılmış bir zaman dilimidir benim için

31 Temmuz 2012, Salı 00:00
Oyuncu, diş hekimi, aynı zamanda “Mavi Rüya” kitabının yazarı sayın Melda Bekcan ile Ramazan’a yönelik söyleşi yaptık. Kendi dünyasını bize açtı. Samimî yolculuğa buyrunuz...

Ramazan ayı sizin dünyanızda neyi ifade ediyor?
Kurtarılmış bir zaman dilimi benim için. Dünya hayatının bizi esir eden bir takım şeylerinden arınıyoruz, uzak durmaya çalışıyoruz. Bir anlamda kurtuluyoruz. İnsanlar gün geliyor bir lokma yemek için bilmem kaç para harcıyor, ya da bir içecek için.. Öyle bir devirde yaşıyoruz. Yemeden, içmeden, dünya hayatından uzak durduğumuz kurtarılmış bir zaman dilimidir Ramazan.
Zor olmuyor mu? Evet oluyor, insanın nefsine kolay gelmiyor. Ama iyi ki böyle bir süreç var. İyi ki biz bu açlığı, susuzluğu yaşıyoruz.. Böylelikle daimî olarak bu duyguyu yaşayan insanlarla empati kurabilme imkânımız sağlanmış oluyor.

RAMAZAN′DA NEFSE "DUR!" DEMEYİ ÖĞRENİYORUZ
Nefse “dur” demeyi öğreniyoruz. Nefsin oyunu şurada ortaya çıkıyor. Meselâ nefs gün boyunca onu ye, bunu ye diye bizi zorluyor. Oysa ki midenin alacağı kısıtlıdır. Alacağı kadar yeriz. İnsan bedeni o kadar kısıtlı ki nefs dürtüyor, yönlendiriyor, ama iftar sofrasında o istediklerimizi yiyemiyoruz. Ramazanda bunu görebiliyoruz.

İlk orucunuzu veya sahurunuzu hatırlıyor musunuz?
Hatırlamam mı? İlk orucum öğlene kadardı. O zaman 6 yaşlarındaydım. Ama öğlene kadar tutuyordum. Elli kere anneme sokaktan gelip—ki o zamanlar sokakta oynardık, susardık çocuk aklıyla susayacağımızı ve su içemeyeceğimizi düşünmezdik—“Anne ne zaman bitecek?” diye sorardık. Muhtemelen o da benim sorularımdan sıkılıp, “Yeter artık, boz da kurtulalım” diye her halde “bitti” derdi. Ailem o zaman bu maneviyatı kazandırmaya çalıştı. Bazen oruçlu olmasam da iftarda annemlerle oruç açardım. O duyguyu yaşamak güzeldi. Böyle alışkanlıkların çok küçük yaşlarda edinilmesi daha farklı oluyor.

Geçmişten bazı şeylere özlem duyarız. Sizin geçen Ramazan aylarından özlediğiniz şeyler var mıdır?
Çok klâsik özlemlerim yok. Çok yaşım ilerlemedi, çok yaşanmışlığım yok. Ama sanırım kalabalık aile sofraları önemli bir özlem. Kalabalık bir aileydik, şimdi ablamlar evlendi, babaannem vefat etti. O sofranın kalabalığına dair özlem duyuyorum.

Unutamadığınız bir hatıranız var mı Ramazana dair?
Oruçlu olduğumu unutup yiyip içtiğim çok olmuştur bir çoğumuz gibi. Bunun dışında bir anım var ki biraz kötü hatıra.
Ortaokulda spor yapıyordum. Bir hentbol oyuncusu olarak bir kulüpte oynuyordum. Ortaokuldan beri ciddî orucunu tutan bir insanım. Hoca beni oruç tutmamam için tembihlemişti. Bir maçımız vardı ve tutmamam lâzımdı. Ben de herşeye rağmen oruç tutmuştum. Hocam bana bir tokat atmıştı. Bu benim için kötü bir anı olarak hafızama kazındı.
O yaşlarda önemli bir fiziksel güç isteyen bir maçta oruç tutmayı göze almışım. Orucun önemini anlamışım.
Şimdi olsa “Bugün maçım var tutsam mı, tutmasam mı?” diye sorgularım belki. Yaşanmışlık açısından farkı oluyor bakış açısının. Ama zannediyorum ailemin verdiği eğitimle ilgili oruca önem vermem.

Ramazan ayı toplum üzerinde ne gibi etkiler yapıyor sizce?
Birlik, dayanışma artıyor. Yakınlaşma artıyor. Şimdiden bir çok iftar dâveti var, onlara katılmaya çalışıyorum. Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı iftar vesilesiyle, iftar sofrasında göreceğim. Bir çoğumuzu, iftar sofrası biraraya getiriyor. Bu da Allah’ın bir lütfu diye düşünüyorum. Bunun yanında iftar çadırlarını görüyorum. Fakirler faydalanıyor, bu çok güzel, çok anlamlı. Ramazanın maneviyatını biz Türk toplumu olarak gayet iyi bir şekilde yaşıyoruz.

Ramazanın bu güzel atmosferi bütün seneye nasıl yayılabilir sizce?
Ramazanı ne kadar iyi geçirirsek, kaliteli yaşarsak seneye yayılır ve bir sonraki Ramazana kadar etkisini sürdürür. Dini bence çok aylara bölmemek, endekslememek gerekiyor. İnsan gözünü açtığından itibaren dini yaşayabilmek farkındalık meselesidir. İnsan her an, her saniye nasıl bir varlık olduğunun, nasıl yaşaması gerektiğinin idrakinde olmalı. O sebeple Ramazana endekslememek lâzım.
Sabır nefsi dizginleyen bir şeydir. Sahurdan iftara kadar açlık adına bir çok şeyden elimizi ayağımızı çekmemizdir. Herşeye sabır lâzım, ama açlık önceliklidir. Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin. Çok zor.

Yoğun ve yorgun olmanıza rağmen vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz, kitabınız da hayırlı olsun. Hayırlı Ramazanlar dileriz Melda Hanım.
Ben teşekkür ederim. İnşaallah hayırlı olur. Tüm okuyucularınızın Ramazanını tebrik ederim.

RAMAZAN RÖPORTAJLARI

ARZU KONAN - MERVE COŞKUN

Okunma Sayısı: 1102
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    206.

    gün

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı