"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güle güle!

13 Haziran 2018, Çarşamba
Bir ay beraber olduk. Ramazanın bütün rükünleri ile. Teravih namazlarında omuz omuza idik..

Güzel bir mevsimde bizim hayatımızda idin. Rahmet bekliyorduk, bulutlardan. Sonra kifayet derecesinde bize ikramlarda bulundu. Ramazan bereketi ve feyizleri ile geldi.

Siyaseti bulaşık yüzü bizim asudeliğimizi bozamadı. Göz açıp kapayıncaya kadar geldi ve gitti. Fakirler sevindirildi.

Nice izzetli mü’minler ve ihlâslı mü’minler unutulmadı. Satır satır, cüz cüz Kur’ânlar okuduk. Sevap hanelerimiz bir bir arttı.

Şeytanları bir tarafa ittik.

Yapılan bir araştırmada, halkımızın bülûğ çağına erenlerin yüzde seksene yakını oruç tuttu.

Tutmayanlar kaybetti. Mazereti olanları ondan ayırmak gerekiyor.

Onlar kusurdan varestedir. Bereketli iftar sofralarımız oldu. Sahur yemeklerimiz..

İşte Anadolu. Eski hayatlar başka idi..

Geçmişte Çorum’un Devane semtinde, yine böyle bir yaz günü bahçede sac üstünde mayalı yapılırmış.

Mayalı Anadoluda ekmek yerine tüketilen, içine kıyma ve çökelek de konulan, bazen tavada bazen de sacda pişirilen bir ekmek türüdür.

Merhum Menduh Eser Ağabeyin anlattığına göre, bahçede mayalılar yapılmış ve tereyağı ile yağlanmış ve hazır edilmiş.

Sofraya çocuklar, gelinler, kızlar ve oğullar bütün ev halkı toplanmışlar yemeğe başlamışlar.

Evin büyüğü Ahmet Ağa her gün dokuz mayalı yermiş. Bazı yörelerde buna bazlama da denir.

O gün sekiz mayalı ancak düşmüş Ahmet Ağaya. Sabah namazına Ulu Camiye giderken kalbine bir sızı düşmüş.

“Acaba bir tane noksan olunca oruca bir zarar verir mi?” diye endişeye kapılmış..

O günkü şartlarda genelde bağ, bahçe ve tarla işlerinde çalışıldığı için kuvvetli yemek gerekirmiş.

Neyse camiye gitmiş Ahmet Ağa. Namazı kıldıktan sonra imam efendinin yanına usûlca yaklaşmış..

Elini sıkıp helâlleşip “Allah kabul etsin” temennisinde bulunduktan sonra hoca efendiye:

“Hocam bir maruzatım var !

“Buyur Ahmet Ağa.”

“Hocam her gün sahurda dokuz mayalı yerdim, bu gün her halde hanımlar hamuru az yapmışlar, sekiz tane yiyebildim. Bunun oruca bir zararı olur mu?”

Hoca Efendi masum insana şöyle cevap vermiş:  “Yanında hoşaf var mı idi Ahmet Efendi?

“Vardı Hocam.”

“Gönlünü ferah tut bir zarar vermez “ demiş.

Anadolu’da buna benzer bir çok Ramazan fıkraları vardır.  

Bazıları da tarif ederken, kasıtlı olarak hatimli kılınan camiye teravihe gönderirmiş.

Bunlar insanımızın tatlı lâtifeleridir.

Sonra bayram gelir. Bütün öfke ve sinirler yerini sevgi muhabbete bırakır. Önce siz bu adımı atın, bakın gerisi nasıl gelecektir.

Bayramınız mübarek olsun, İslâm âlemine hayırlara vesile olsun inşallah.

Okunma Sayısı: 3152
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı