"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kurbanız!

22 Ağustos 2018, Çarşamba
Feda ettiğimiz şeyler ile insanız.

Cenab-ı Hak İbrahim’i (as) imtihana tabi tutmuştu.

İsmail (as) bu imtihanın kurbanı idi.

Ve imtihanı kazandı.

Kurban bizlere vacip olmuştu.

Cenab-ı Hak buyurdu:

“Sizin kestiğiniz kurbanların ne eti ne de kanı bize ulaşmaz, ancak niyetiniz ve amalleriniz ulaşır”

İslam âlemi işte bu emre uydu.

Asırlarca bu kudsi ibadet büyük bir zevk ve şevk içinde yapılır hale geldi.

Zamanın hükümdarı Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin çokça bulunan müridlerinden endişe ederek şikayet için geldiler.

O da:

“Niçin endişe ediyorsunuz, benim sadece bir buçuk müridim var.”  dedi.

Bunu fiilen göstermek için de bir çadır kurdu. Binlerce müridini bu çadır önünde topladı ve çadır içerisinde bir koyun kesti. Kanı çadırından dışarı çıktı.

“Kim gelirse keseceğim ve cennete göndereceğim” dedi.

Bu hali görenler dehşete kapıldı.

Bir erkek, bir de kadın müridi gittiler ve:

“Başımız feda olsun” dediler.

Diğer müridleri dağıldılar.

Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri: “İşte gördünüz benim müridlerim bu kadar.”

İtimat ve bağlılık işte budur. Kurban dersleri bize bunu öğretti.

Feragat ve fedakarlığı, azimet ve kararlılığı, eğilmemeyi ve bükülmemeyi, aldatmamayı ve aldanmamayı, sebat ve metaneti, geçici rüzgarlara karşı savrulmamayı,

Vacipleri ve sünnetleri, farzları ve şaşmaz esasları, mecazi aşklara mağlup olmamayı, prensiplerden vaz geçmemeyi,

Maddi menfaatlerin zebunu olmamayı, zamana değil zamanları kuşatan hakikatlerden vazgeçmemeyi, muhabbetleri yerinde sarf etmeyi, musibetlere aldırmamayı, felaketlerde kendini yırtmamayı,

Kader kaleminin zarif çizgisine boyun eğmeyi, kardeşlerinden gelenlere sabretmeyi öğretti bize kurban...

O zaman, her insanın hasletlerini kurban ettiği şeyler ortaya çıktı.

Kimi ise bu kurbanlıkları murdar etti. Tıpkı besmelesiz kesilen kurbanlar gibi.

Hayatı, gençliği, ihtiyarlığı pis emeller uğruna harcayanları gördükte insanlığımızdan utandık.

Değer mi be kardeşim?

Bu yolun neresindeyiz?

Bu dumanlı kasvet, bu hicranlı hayat halleri ne zaman sona erecek? Her pişmanlık ve tevbenin zamanını ertelemek neyin nesi?

İşte hayatlar bu kurbanlıklar üzerine yazıldı.

Hastahanelerdeki feryatlardan, meyhanelerdeki efkardan, hapishanelerin yürek yakan uzun havalarından, kabristanların sessiz nasihatlerinden,

Her musibette dizlerini dövenlerden, eşyaya ve mala köle olanlardan, paranın aşığı olanlardan,

Hizmeti ikinci, üçüncü ve dördüncü plana atanlardan, bir hizmet sunulduğu zaman mazeret üretenlerden, şefkat, hatta zecir tokatlarına aldırmayanlardan...

Bu dehşetli zamanın seyline kapılıp giden bizler.

Bu olaylar bize bir ders vermeli.

Bizler kurbanlık hallerimiz ile rızaya ulaşabiliriz.

Bunu bir meziyet ve üstünlük saymadan, hatta yaptıklarımızı sırf emredildiği için yapmak .

O’nu sevmek, O’nun namına sevmek, O’nun namına nefret etmek, dilinden çok hallerini konuşturmak, kimseden bir şey beklememek bizleri arzu ettiğimiz güzelliklere ulaştıracaktır.

Kurban işte budur.

Kurban bir mertliktir. Tereddütsüz feda etmektir.

Yavrusuna kurban olan anneler, evladına her şeyi feda eden babalar, torununa karşı cocuklaşan dedeler…

Daha neler söylemek gerekir bilemiyorum?

Her an bir kurbanlık halleri yaşıyoruz. Tıpkı söğüt dalının iki dalı gibi.

Biri murdarlık kurbanlar, diğeri besmele ile başlayan kurbanlık haller…

Sevgili anneler:

Sevginizi ve şefkatinizi yanlış haller ile kurban etmeyin.

Kahraman babalar evlatlarınızı canavarların bitmek bilmeyen iştahlarına kurban etmeyin.

Ve gençler….

Sonun da sizlerin dizinizi dövecek tutum ve davranışlara hasletlerini kurban etmeyin.

Ve iş ve mekan ve makam sahipleri;

Hayatınızı iman ile hayatlandırın.

Sizlerin fedakârlığı yeni yeni istidat çiçeklerinin açmasına vesile olacaktır.

Bunlar hepsi bir imtihanın yapraklarıdır.

Yetkililer, etkililer, idareciler, siyasetçiler, ilim adamları,

Ve Nur talebeleri…

Omzunuzdaki yükün ne kadar ağır olduğunu sakın unutmayalım.

Maddi ve manevi kurbanlık hallerimiz Rahmet-i ilahiyeyi celbedecektir.

Her şey şu kurbanlık hallerimiz ile ilgilidir.

“Anam babam sana feda olsun ya Resululllah” diyen sahabelerin mesleğini meslek olarak kabul ettik.

Onlardaki kurbanlık halleri hep hayır ile yâd ettik.

Vatan savunmasında hayatını feda edenler, çocuğunu doğururken vefat eden anneler,

Elindekileri yanındakiler ile paylaşanlar…

“Benim şimdiki talebelerim , eski talebelerimden daha fedakârdır. Onlar bir anda savaşarak canlarını vererek şehit oldular, şimdiki talebelerim ise hayatlarını feda ediyorlar” demişti Bediüzzaman.

Bu halleri hayatımızın daimi bayramları yapabiliriz.

Kurbanınız mübarek olsun.

Okunma Sayısı: 658
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı