"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Bu sana tokattır”

01 Ekim 2017, Pazar
Çaycı Emin Ağabeyden damadı Halil Öngel’in ağzından Kastamonu hatıralarına devam ediyoruz:

Nuri isminde bir Komiser vardı. Zaman zaman Üstad’a eziyet ediyor, üç günde bir gelip odasını arayıp tarıyordu. Bir gün bu Komiser çok şiddetli  hasta olmuş; kafası, kulağı ağrımış. Ne yapsalar ağrı ve ıztırabı dinmemiş. Sonra Komiser’in kayınpederi: “Sen Bediüzzaman’a eziyet ediyordun, bu sebepten bu hastalık başına geldi.” demiş. Bunun üzerine Komiser gelip Üstad’dan özür dilemiş, kendisini affetmesini ve hastalığı için duâ etmesini rica etmiş… Sonra Komiser beni çağırarak bana dedi ki: ”Bundan sonra sen Bediüzzaman’ın hizmetini göreceksin, kimse sana karışmayacak. Sen istediğin zaman gelip, yanına çıkabilirsin…” Ben rahatlıkla Üstad’ın yanına gidip geliyordum. Başka kimseyi yanaştırmıyorlardı. Bu arada Komiser’de şifa buldu.

Üstad’la havalar iyi olduğu günlerde, beraber dağlara giderdik. Akşamları kitapları tashih ederdi. Her gün ikindiden sonra kapısını kilitlerdi. Kastamonu’nun kışı şiddetli geçerdi. Bazı günler odasındaki yer tahtalarının arasına kırağı yağmış gibi olurdu. Küçük bir sobası vardı, odayı pek ısıtmazdı. Bekçi ile bir mangal ve bir de tahta kürsü aldırmış, yorganı kürsü üzerine atarak, içindeki mangalla bu şekilde ısınıyordu. Komiser bir müddet sonra yine rahatsız etmeye başlamıştı. Bir gün odasını ararken, adam elini yorganının altına, kürsünün içine sokmuş. Adamın eli ateş dolu mangalın içine girmiş. Eli yanan komiser mahçup olmuş. Üstad kendisine demiş ki: “Senin ismin Hafız Nuri’dir, Risale-i Nur’un ismi de Nur’dur. Bu sana tokattır. Dikkat et bir daha bana ilişme !...”

Yine bir gün Üstad’ın yanına gittiğimde kaybolan çorabını arıyordu. Ben de kendisine yardım ettim. Bana dedi ki: “Kardeşim ben çoraplarımı her yerde aradım, hatta (gülerek) kibrit kutusunun içini bile aradım !... Bazı meczup evliyalar var, bana yardım edecekleri yerde benimle eyleşiyorlar. Halbuki bu ıztırapların, bu şiddetli takiplerin altında bana yardım etmeleri lâzımken, bana yardım etmiyorlar, bilâkis böyle maniler çıkararak benimle eyleşiyorlar. Bu Halk Partisi’nin şiddetinde bana niçin yardım etmiyorlar. Gülümseyerek  “Beş yüz  banknot (lira) tazminat vermezlerse kabul etmem” dedi.  Tebessüm ederek kalktı, abdest alıp namaza durdu. Sonra duâsını yaptı, daha sonra soba deliğine bakıyordu. Çorabın ucu sobanın borusunun yanından çıkmış sarkmıştı. Meğer fareler çorabı alıp sobanın içinden götürmüşler, soba deliğine bırakmışlardı. Üstad “Bunda bir hikmet-i İlâhî var” dedi. Meğer daha önce Risale-i Nur’un bazı parçalarını soba deliğine saklamış. Fakat zamanla oraya koyduğunu unutmuş. Nur’un parçalarını oradan alarak başka daha emin bir yere sakladık. Az sonra kapı çaldı, polis, jandarma ve bekçiler içeri doldular. Her tarafı didik didik aradılar, fakat bir şey bulamayarak zabıt tutup çıkıp gittiler. Bu fare ve arama meselesini kendisi daha sonra kaleme aldı.

Okunma Sayısı: 2236
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı