"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bursa-Van hattı ve Bediüzzaman -12

15 Eylül 2017, Cuma
Molla Hamid Ağabeye Molla Resul anlatmış ki;

“Talebeleriyle birlikte bir gün mezarlıktan geçerken, Üstad talebelerinin yola devam etmelerini, kendisinin biraz orada kalacağını söylemiş. Talebeler gidince yanında sadece Molla Resul kalmış. Haliyle Molla Resul yaşlı olduğu için yanında kalmasına bir şey dememiş. Bir kabrin başında bir müddet kalmış, aradan yarım saat kadar bir vakit geçmiş. Sonra yoluna devam etmiş. Bu defa Molla Resul Allah’a kasem ederek Üstad’ın o kabrin başında niçin durduğunu sormuş… Çok ısrar edince Üstad cevaben: “Saliha bir kadının mezarının yanından geçiyordum. Bu kadın hayatta iken ziynete, süse ve boncuğa biraz düşkünmüş. Dünyada iken gerdanlığı kırılmış, onu ipe dizerken vefat etmiş. Kabrinde de hâlâ boncuk dizmekle meşgul. İhtimal ki kıyamete kadar da onunla meşgul olacak. Kıyamet koptuğunda da ne kadar çabuk koptu, daha boncuğumu dizip bitiremedim diyecek. Ben bunun için durup Cenâb-ı Hakk’ın azametini seyrediyorum.”

Üstad Bediüzzaman’ın iktisada çok riayet ettiğini ifade eden babam: “Üstad’dan ders alan hocalar, kendi geçimlerini temin etmek ve başkalarına yük olmamak için, bir teneke bulgur ve biraz da yağ getirmişlerdi. Annem yetmiş yaşlarındaydı. Yemeğimizi o pişirirdi. Üstad bir gün bulgurları eve götürmemi istedi. Sabahları çay, peynir, akşamları ise bulgurlu çorba veya pilav yaptırarak günlerimizi geçiriyorduk. Annemin yaptığı çorba ve pilavları alıp getiriyordum. Üstad yemek yerken herkesin ekmeğini ayırır taksim ederdi… Ekmek bana az geliyordu. Sofrada altı talebe birde Üstad yedi kişi oluyorduk. Bazen misafirlerimiz de gelirdi. Üstadın bana şefkat etmesinden cesaret alarak, ekmeğin bana yetmediğini az olduğunu söyledim. Evde çok buğday olduğunu, getirip bol bol yiyebileceğimizi ifade ettim. Üstad tebessüm ederek: “Kardeşim ben azlığı için, olmadığı için böyle yapmıyorum. Siz midenizi neye benzetiyorsunuz? Midenin üç hakkı, üç hissesi vardır. Sadece birisi yemek içindir. Eğer böyle yapmaz da ölçüsüz doldurursanız, beş davarlık ahıra, on beş davar doldurmaya benzer diyerek Üstad bizim anlayacağımız bir misalle bize ders verdi.”

Molla Hamid Ağabey Üstad’la birlikte kaldıkları zamanlar sıradan bir hoca ve şeyh tarzında Üstad’ı bildikleri için ve o nazarla baktıkları ve dinlediklerinden özellikle Üstad’ın manevî şahsiyetini pek anlayamadıklarını, hatta istikbale ait fütuhat ve müjdelerin acaba tahakkuk edip etmeyeceği hakkında tereddüt ettiklerini, ancak oğlu Hasan’ın ifadesiyle bir gün seksenli yıllarda Istanbul’a geldiklerinde, Risale-i Nur’un basıldığı matbaaları ve gazeteleri görünce Üstad’ın ders ve haber verdiklerinin birer birer tahakkuk etmesinden sonra Üstad’ı daha iyi anladıklarını ve kıymetini idrak ettiklerini ifade etmiştir. 

Okunma Sayısı: 698
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı