"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bursa - Van hattı ve Bediüzzaman Mevlidi (16)

24 Eylül 2017, Pazar
Yedi gün Ruslara karşı geceli gündüzlü müdafaa yapıldı. Üstad Bediüzzaman’a üç mermi isabet etti.

O zaman bu hale şahit olan Nizamiye Alayı Kumandanı Kel Ali, Üstad Bediüzzaman’a: “Bediüzzaman! Size kurşun da tesir etmiyor…” dedi. Hazreti Bediüzzaman: ”Allah muhafaza ederse, top mermisi de insanı öldürmez…” diyordu. Bir haftalık şiddetli bir mukavemet sonunda Bitlis’e giremeyen Ruslar, Bitlis-Tatvan yolu üzerinde bulunan Pupşin Han’ını tahliye edip, geri çekildiler. Ermenilerin rehberliği ile Bitlis’in cenubundaki Güzeldere yolunda Simek nahiyesi üzerinde Bitlis yolunu kesip, Araplar köprüsünü tuttukları görüldü. Gece yarısından sonra Bitlis’e taarruza geçtiler. Şiddetli muharebeler cereyan etti. Bu arada Üstad Bediüzzaman’ın çok sevdiği yeğeni Ubeyd ve birçok kıymettar talebe arkadaşımız şehit oldu.

Ruslar şehirde bulunan üç köprüyü de tutmuş olduklarından Üstad Hazretleri şehrin karşı tarafına geçmek istedi. Şimdiki Kasımpaşa İlkokulu’nun yanında büyük binanın altındaki su kemerinin üstünden aşağıya atladık. Suyun üzeri tamamen karla kaplı ve vaktin gece olmasından atladığımız yeri tahmin edememiştik. Üstad’ın sağ ayağı taşa değmiş ve kırılmıştı. Bana su kemerinin içerisinde daha münasipçe bir yer göstererek, “Ali beni oraya götür. Sana izin veriyorum. Git inşallah kurtulursun…” dedi. Ben kendilerini o yere götürüp, oturttum. Benim musırrane gitmemi arzu ettiyse de gitmeyeceğimi ve beraberce şehit olmak istediğimi söyleyince başımı eliyle sıvazlayarak: “Dayı hayran, kader bizi esir etti.” dedi. Ben kadere teslimiyetimi izhar ettim…

Su içerisinde otuz altı saat kaldık. Bu anda su kemerinin üstündeki binayı da Ruslar işgal etmişler, sesler aşağıdan işitiliyordu. Oradan çıkmak için tedbir almakla meşgul iken birden kaldığımız yeri elli kişilik bir Rus müfrezesi bastı. Hepimizi çıkarıp altında otel olan ve o zaman Rusların ikinci ordusunun yerleşmiş bulunduğu bir binaya götürüp, bir odaya yerleştirdiler. Bizi bir alay kumandanı karşıladı. Yemek olarak Üstad Hazretleri’ne bir tavuk getirdiler. İki Rus kumandanı Üstad’la konuşmaya başladı. Konuşma mevzuları belli ki harp ile ilgiliydi. Üstad Hazretleri onlarla bacak bacak üstüne atıp sigarasını sararken konuşuyordu… Sanki onlar esir, Üstad hürdü. Yaralarının ve kırık ayağının tedavisi için bir müddet Bitlis ve Van’da kaldıktan sonra Bediüzzaman’ı bugün İran-Nahçıvan arasında bulunan Culfa şehrine sevk ettiler. Bir sürede Culfa’da tedavi olduktan sonra da Tiflis’e sevk etmişlerdir.”

***      

Yol arkadaşlarımızdan Mustafa Şahin Abi Van merkez Bostaniçi Köyü’nden olup, bu köy Üstad Hazretleri’nin Çoravanis Köyü ve Erek Dağı’na gidip geldiğinde içinden geçtiği köydür. Rahmetli babasının yol üzerinde bakkal dükkânı varmış, zaman zaman Üstad Hazretleri dükkâna uğrar alış veriş yaparmış, rahmetli babasından dinlediği aynı köylü Molla Yasin’le (Saatçıoğlu) alâkalı hatıraları şöyle anlatıyor: “Seyda ile birlikte on beş yıl kadar beraber bulunduk. Aynı zamanda tevellütlerimiz de beraberdir. İkimizde 93’lüyüz. Günlerimiz çoğu zaman birlikte, Van’da ve Erek Dağı’nda geçmiştir. Seyda çok büyük bir âlimdir. Diğer âlimlerin ilmi deniz olsa onun topuğuna bile ulaşmaz. Onun himmet ve kerametlerini çok gördük. Bir gün kendisine üç hususu niçin terk ettiğini sormuştum. Bunlar; evlenmek, ilmi elbiseyi giymek ve hacca gitmekti. Bu meselelere Nurlardaki gibi cevap verdi. 

Ancak hac ile ilgili soruya: “Hicaz’a gitmenin maddî imkânlarla olacağını, kendisinin bu imkâna sahip olmadığını, fakat günde beş defa Allahu ekber deyip niyeten, hayalen yüzünü Beytullah’a çevirerek ibadet edebilmenin büyük mazhariyet olduğunu söylemişti. Her zamanı ve vakti ibadet ve duâlarla geçerdi. Harpte büyük bir alayın başına geçti. Gönüllü fedailerle milis kuvvetlerini teşkil ederek başına geçip en önde çarpıştı. Bu çarpışmanın neticesi Bitlis’te yaralı olarak esir düştü. İki sene Rusya’da esir kaldı. Esaretten kurtulması da harika ve kerametkârane bir hadisedir. Onların dilini bilmediği halde Allah’ın yardımıyla o esaretten kurtuldu, vatanına döndü. 

Bediüzzaman Said Nursî’nin “İşârât’ül-İ’câz” tefsirinin kâtipliğini yapan ve Van’daki talebelerinden olan Birinci Cihan Harbi’nde Gevaş’ta şehit düşen Molla Habib Ağabeyden hatıraları ise Bediüzzaman’dan şöyle bahsetmektedir: “Meselâ harp içinde, avcı hattında düşmanın top gülleleri arasında Kur’ân-ı Hakim’in tek bir âyetinin, tek bir harfinin, tek bir nüktesini tercih ederek, o gülleler içinde Habib kâtibine “Defteri çıkar yaz!.. diyerek at üstünde o nükteyi yazdırmış. Demek Kur’ân’ın bir harfinin, bir nüktesini, düşmanın güllelerine karşı terk etmemiş, ruhunun kurtulmasına tercih etmiş. “Eski Harb-i Umumide Pasinler cephesinde merhum Molla Habib’le beraber Ruslara karşı hücum niyetiyle gidiyorduk. Onların topçuları bir-iki dakika fasıla ile bize üç top güllesi atıyordu. Üç gülle tam başımızın iki metre üstünden geçip arkada dere içine saklanan askerimiz görünmedikleri halde geri kaçtılar. Tecrübe için dedim: “Molla Habib ne dersin? Ben bu gâvurun güllesine gizlenmeyeceğim. O da dedi “Ben de senin arkandan çekilmeyeceğim!” ikinci top güllesi pek yakınımızda düştü. 

Hıfz-ı İlâhî bizi muhafaza ettiğine kanaatle Molla Habib’e dedim: “Haydi ileri, gâvurun top güllesi bizi öldüremez. Geri çekilmeye tenezzül etmeyeceğim.”

Okunma Sayısı: 720
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı