"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

‘Kardeşim Ahmed-i Cano burada yatıyor’

13 Nisan 2018, Cuma
Bir hazan mevsiminde dört mekân dört su - 14

Seyda Erek Dağında Kur’An, çeşitli evrad, cevşen ne okumuşsa uzunca bir duâdan sonra başta Peygamberimiz (asm), diğer Peygamberler ve evliyalara bağışlar, sonra da hazin bir sâdâ ile ‘Ya Rabbî! Ya Rabbî! Ya Rabbî!’  deyip üç kere Molla Ahmed-i Cano’nun ismini zikrederek ona bağışlardı…

Van Kitap Fuarı’nda ehl-i hizmet ve gayret kahraman bir ağabeyimizin de ismini zikretmeden geçemeyeceğiz. Kendisi İzmit ve Sinop’ta oturan, fakat sırf  Van Kitap Fuarı’nda Yeni Asya Gazetesi’nin tanıtımı ve dağıtımıyla Van’a gelen Cevdet Özdemir Ağabeyimiz. Bu yaşta, bu kadar uzak mesafelerden; Yeni Asya âşığı ve gönüllüsü bir kahraman olarak Üstad’ı Bediüzzaman Said Nursî’nin ve Risale-i Nurlar’ın ilânatı ve neşri için koşmuş gelmiş; sırf Allah rızası için yardım ediyor. Allah kendisinden razı olsun, hizmette daim eylesin.

Molla Hamid Ağabeyimizin evlâdı Hasan Ekinci’den, babasından naklen dinlediğimiz Van’a otuz üç kilometre uzaklıkta olan Bardakçı Köyü yakınlarındaki Zeve Şehitliği’nden de bahsetmek isteriz.

Babamdan dinlediğim kadarıyla diyerek Hasan Ekinci Ağabey: “Üstadımızın köylüsü olan ve akrabası olan Sofi Molla Ahmed-i Cano Üstad’la birlikte Van civarındaki bir çok savaşa katılmış ve Ermenilerin beş altı köyün kadın, erkek, çocuk demeden evlere doldurarak diri diri ateşe verdikleri Zeve Köyü’nde ve buradaki şehitlikte kabri bulunmaktadır. Üstad Hazretleri Zeve’ye geldiği zaman ziyaretlerinde ayakkabılarını çıkararak bu köyü gezerdi. Üstadımız: ‘Kardeşim Molla Ahmed-i Cano da burada yatıyor’ dedi ve gözyaşlarıyla hazin hazin ağladı…” 

MOLLA AHMED-İ CANO

Molla Hamid yanımızda Molla Resul, Kopanisli (Sarmaç Köyü) Yusuf da vardılar. Daha sonra Üstad: “Zeve şehitliği ki, Ermenilerin altı köyü bir köye toplayarak, evlerde üzerlerine kapıları kilitleyip bütün Müslümanları diri diri yaktıkları beldedir. Kardaşlarım! Eğer ben Van ve havalisinde vefat edersem, beni Zeve’ye defnedin. Çünkü Zeve, belde-i şühedadır. Çok mübarek bir yerdir.” Hamid Ağabey: “Seyda Erek Dağı’nda Kur’ân, çeşitli evrad, cevşen, evrad-ı kudsiye, tahmidiye ne okumuşsa uzunca bir duâdan sonra başta Peygamberimiz (asm), diğer Peygamberler ve evliyalara bağışlar, sonra da hazin bir sâdâ ile: ‘Ya Rabbi! Ya Rabbi! Ya Rabbi!..’  deyip üç kere Molla Ahmed-i Cano’nun ismini zikrederek, ona bağışlardı…” Üstad kendisine ‘Ahmed!’ diye hitap edince kendisi içinden gülerek, ‘Canoo’ diye karşılık verir, ‘Canım sana feda olsun’ derdi. Üstad da kendisine Ahmed-i Cano ismini koyar...”

Molla Ahmed-i Cano ile ilgili bu hüzünlü ve duygulu hatıraları yazarken, Mustafa Şahin Ağabeyden dinlediğimiz bir hatıra ile biraz gülelim dedik. “Bir gün Üstad Hazretleri Tahir Paşa Konağı’nda iken Molla Ahmed-i Cano oraya gelir, Üstad’ı dışarı çağırtır ve ‘Seyda! Seyda! Bizim hanım bir çocuk dünyaya getirdi çırılçıplak.’ Üstad bunu duyunca çok güler ve hemen Tahir Paşa’yı içeriden çağırır. ‘Paşa! Paşa! Bak Molla Ahmed-i Cano ne diyor.’ Molla Ahmed-i Cano bu sefer Tahir Paşa’ya dönerek: ‘Paşa! Paşa! Bizim hanım bir çocuk dünyaya getirdi çırılçıplak.’ Molla Ahmed-i Cano; insanların doğdukları zaman dünyaya elbiseli olarak geldiklerini zanneder. Bu kadar safi kalpli birisi. Bu sebeple Üstad Hazretleri onun için “Kendini bilmeyen evliya” dermiş.

ANLATTIĞINIZ ÖYLE DEĞİLDİR

Van’a gelişimizin ikinci günü ziyaret edeceğimiz mekânımız ve ikinci tadacağımız suya doğru gitmek için sabahtan Ahmet Yaprak ve Halil Öngel Ağabeylerle buluşuyoruz. İstikametimiz Müküs (Bahçesaray) İlçesi.

Bu müjdeli haberle birlikte sabahı büyük bir huzur içinde bekleyen küçük Said rüyasını anne ve babasına anlatır. Yeniden ilim tahsiline devam etmek (daha önceleri ilim  için müracaat ettiği hocalarının kendisinin zekâ, mehabetine muhatap olmayışları ve medrese talebelerinin kendisini çekememeleri dolayısıyla köyüne dönmüştü.) için onlardan müsaade isteyerek; ilim tahsili için köylerine en yakın Arvas nahiyesine gitmiştir. Arvas’tan, Bitlis’e Kızılmescit Mahallesi’nde bulunan zamanın en meşhur âlimlerinden Şeyh Emin Efendi’nin medresesine gitmiştir. Kendisinin yaşının küçüklüğünü ifade eden Şeyh Emin Efendi ders vermek istememiştir ve talebelerinden birisine Said’i okutmasını söylemiştir. Kendisiyle alâkadar olunmamasını ilmin izzetine yakıştıramayan genç Said, günlerden bir gün Şeyh Emin Efendi camide talebelere ders verirken ayağa kalkarak: “Efendim anlattığınız öyle değildir” diye itiraz ederek  “yanlışınız var” der. Hayretler içerisinde kendisini seyreden Şeyh Emin Efendi ve talebelerine kendi ilmi zekâsını ifşa ederek; Şeyh Efendiye kendisini okutmak istememesini ve tenezzül etmemesini bir nevi hatırlatmış olur!..

DİZİ: RİFAT OKYAY

rifatokyay@hotmail.com

-DEVAMI YARIN-

 

Okunma Sayısı: 1978
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı