"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah’ın rızası, Resûlullaha (asm) tâbi olmakta

Risale-i Nur'dan
07 Kasım 2018, Çarşamba
Malûmdur ki insan kendi saadetiyle mütelezziz olduğu gibi, alâkadar olduğu zatların saadetleriyle dahi mütelezziz oluyor.

Ve kendini belâdan kurtaranı sevdiği gibi, sevdiklerini de kurtaranı öyle sever. İşte, bu hâlet-i ruhiyeye binaen, insan, eğer her insana ait enva-ı ihsanat-ı İlâhiyeden yalnız bunu düşünse ki: “Benim Hâlık’ım beni zulümat-ı ebediye olan ademden kurtarıp bu dünyada güzel bir dünyayı bana verdiği gibi, ecelim geldiği zaman beni idam-ı ebedî olan ademden ve mahvdan yine kurtarıp bâkî bir âlemde ebedî ve çok şaşaalı bir âlemi bana ihsan ve o âlemin umum enva-ı lezâiz ve mehasininden istifade edecek ve cevelân edip tenezzüh edecek zâhirî ve bâtınî hasseleri, duyguları bana in’am ettiği gibi, çok sevdiğim ve çok alâkadar olduğum bütün akàrib ve ahbap ve ebna-i cinsimi dahi öyle hadsiz ihsanlara mazhar ediyor ve o ihsanlar bir cihette bana ait oluyor. Zira onların saadetleriyle mes’ud ve mütelezziz oluyorum. Madem “El-insânü abîdü’l-ihsan” [İnsan, ihsanın kölesidir] sırrıyla, herkeste ihsana karşı perestiş var; elbette böyle hadsiz ebedî ihsanata karşı, kâinat kadar bir kalbim olsa, o ihsana karşı muhabbetle dolmak iktiza eder ve doldurmak isterim. Ben bilfiil o muhabbeti etmezsem de, bi’l-istidad, bi’l-iman, bi’n-niyet, bi’l-kabul, bi’t-takdir, bi’l-iştiyak, bi’l-iltizam, bi’l-irade suretinde ediyorum” diyecek. Ve hakeza, cemâl ve kemâle karşı insanın göstereceği muhabbet ise, icmalen işaret ettiğimiz ihsana karşı muhabbete kıyas edilsin.

Kâfir ise, küfür cihetiyle, hadsiz bir adavet eder. Hatta kâ­inata ve mevcudata karşı zalimâne ve tahkirkârâne bir adavet taşıyor.

• İkinci Nokta: Muhabbetullah, ittiba-ı sünnet-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâmı istilzam eder. Çünkü Allah’ı sevmek, O’nun marziyatını yapmaktır. Marziyatı ise, en mükemmel bir surette zat-ı Muhammediyede (asm) tezahür ediyor. Zat-ı Ahmediyeye (asm) harekât ve ef’alde benzemek iki cihetledir:

Birisi: Cenâb-ı Hakk’ı sevmek cihetinde emrine itaat ve marziyatı dairesinde hareket etmek, o ittibaı iktiza ediyor. Çünkü bu işte en mükemmel imam, zat-ı Muhammediyedir (asm).

İkincisi: Madem zat-ı Ahmediye (asm) insanlara olan hadsiz ihsanat-ı İlâhiyenin en mühim bir vesilesidir; elbette Cenâb-ı Hak hesabına hadsiz bir muhabbete lâyıktır. İnsan, sevdiği zata eğer benzemek kabilse, fıtraten benzemek ister. İşte, Habibullahı sevenlerin, Sünnet-i Seniyyesine ittiba ile ona benzemeye çalışmaları kat’iyen iktiza eder.

• Üçüncü Nokta: Cenâb-ı Hakk’ın hadsiz merhameti olduğu gibi, hadsiz bir muhabbeti de vardır. Bütün kâinattaki masnuatın mehasini ile ve süslendirmesi ile Kendini hadsiz bir surette sevdirdiği gibi; masnuatını, hususan sevdirmesine sevmekle mukabele eden zîşuur mahlûkatı sever. Cennetin bütün letaif ve mehasini ve lezaizi ve niamatı bir cilve-i rahmeti olan bir Zatın nazar-ı muhabbetini kendine celbe çalışmak ne kadar mühim ve âlî bir maksat olduğu bilbedahe anlaşılır. Madem, nass-ı kelâmıyla, O’nun muhabbetine yalnız ittiba-ı Sünnet-i Ahmediye (asm) ile mazhar olunur; elbette ittiba-ı Sünnet-i Ahmediye (asm) en büyük bir maksad-ı insanî ve en mühim bir vazife-i beşeriye olduğu tahakkuk eder.

Lem’alar, On Birinci Lem’a, s. 137-139

LÛ­GAT­ÇE:

adavet: Düşmanlık.

adem: Yokluk.

akàrib: Akrabalar, yakınlar.

bi’l-iltizam: Özel surette kasd ü niyetle, sıkıca sarılarak.

bi’l-istidad: Kabiliyetlerle.

bi’l-iştiyak: İştiyakla; özlem duyarak, arzu duyarak.

ebna-i cins: Aynı cinsten olanlar.

ef’al: Fiiller.

enva-ı ihsanat-ı İlâhiye: Allah’ın ihsanlarının, lütuflarının çeşitleri.

enva-ı lezâiz ve mehasin: Lezzet ve güzellik çeşitleri.

istilzam etmek: Gerektirmek, lüzumlu kılmak.

marziyat: Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olacak hâl ve hareketler.

nass-ı kelâm: Kesin ve doğru olan söz.

niamat: Nimetler.

perestiş: Aşırı sevgi, meftunluk, aşırı derecede sevme, düşkünlük.

tezahür: Zuhur etme, meydana çıkma.

zîşuur: Şuur sahibi.

zulümat-ı ebediye: Ebedî, sonsuz karanlıklar.

Okunma Sayısı: 1183
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı