"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fen ve sanat silâhıyla cihad edeceğiz

Risale-i Nur'dan
19 Ocak 2019, Cumartesi
Fen ve sanat silâhıyla, i’lâ-yı kelimetullahın en müthiş düşmanı olan cehil ve fakr ve ihtilâf-ı efkâra cihad edeceğiz.

Hakikat

26 Şubat 1324 (11 Mart 1909), Volkan, Sayı: 70, Sayfa: 3

Biz “Kàlû belâ”dan cemiyet-i Muhammedîde (asm) dâhiliz. Cihetü’l-vahdet-i ittihadımız tevhiddir. Peyman ve yeminimiz imandır. Madem ki muvahhidiz; müttehidiz. 

Her bir mü’min i’lâ-yı kelimetullah ile mükelleftir. Bu zamanda en büyük sebebi, maddeten terakkî etmektir. Zira ecnebîler fünun ve sanayi silâhıyla bizi istibdad-ı manevîleri altında eziyorlar. Biz de fen ve sanat silâhıyla, i’lâ-yı kelimetullahın en müthiş düşmanı olan cehil ve fakr ve ihtilâf-ı efkâra cihad edeceğiz. 

Amma cihad-ı haricîyi Şeriat-ı Garranın berâhin-i kàtıasının elmas kılıçlarına havale edeceğiz. Zira medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaîleriyiz; husûmete vaktimiz yoktur. 

Cumhuriyet ki (HAŞİYE) adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir. On üç asır evvel Şeriat-ı Garra teessüs ettiğinden, ahkâmda Avrupa’ya dilencilik etmek, din-i İslâm’a büyük bir cinayettir ve şimale müteveccihen namaz kılmak gibidir. 

Kuvvet kanunda olmalı. Yoksa istibdat tevzi olunmuş olur. “İnnallâhe hüve’l-kaviyyü’l-metîn” * hâkim ve âmir-i vicdanî olmalı. O da marifet-i tam ve medeniyet-i âmm veyahut din-i İslâm namıyla olmalı. Yoksa istibdat daima hükümferma olacaktır.

İttifak hüdadadır, hevada ve heveste değil. 

İnsanlar hür oldular, ama yine abdullahtırlar. Her şey hür oldu; Şeriat da hürdür, Meşrûtiyet de. Mesâil-i Şeriatı rüşvet vermeyeceğiz. Başkasının kusuru insanın kusuruna senet ve özür olamaz.

Yeis mâni-i herkemaldir. “Neme lâzım, başkası düşünsün” istibdadın yadigârıdır. 

Bu cümlelerin mabeynini rabtedecek olan mukaddematı, Türkçe bilmediğim için mütaliînin fikirlerine havale ediyorum. 

HÂŞİYE: O zaman “Meşrûtiyet,” şimdi o kelime yerine “Cumhuriyet” konulmuş.

Said Nursî

Dipnot: 

* “Muhakkak ki Allah sonsuz güç ve kudret sahibidir.” Üstadımız aynı makaleyi Tarihçe-i Hayat’ta derc ederken Arapça ibare şöyle yer almıştır: “İnnallâhe lekaviyyün azîz” [Şüphesiz ki Allah pek kuvvetli ve pek izzetlidir. (Hac Sûresi: 40)]

Eski Said Dönemi Eserleri, 45; Beyanat ve Tenvirler, s. 64

Lûgatçe:

berâhin-i kàtıa: Kesin deliller. 

cehil: Cehalet, cahillik. 

cihetü’l-vahdet-i ittihad: Birlik yönü. 

fünun: Fenler, bilimler. 

husumet: Düşmanlık. 

ihtilâf-ı efkâr: Fikir ayrılıkları, anlaşmazlıkları. 

i’lâ-yı kelimetullah: Allah’ın ismini, dâvâsını yüceltmek, yaymak.

inhisar-ı kuvvet: Kuvveti tek elde bulundurma. 

istibdad-ı manevî: Manevî baskı. 

mabeyn: Ara.

mâni-i herkemal: Bütün mükemmelliklerin engeli; her türlü gelişmeye engel. 

marifet-i tam: Tam bir bilme, hakikî manada tam bir eğitim ve aydınlanma.

mesâil-i Şeriat: Şeriatın meseleleri, İslâm kanunlarının konuları.

muvahhid: Allah’ın varlığına ve birliğine inanan. 

müttehid: Birleşmiş, birlik olmuş. 

peyman: Yemin, and. 

Şeriat-ı Garra: Parlak Şeriat. 

şimal: Kuzey. 

tevzi olunmak: Dağıtılmak. 

yeis: Ümitsizlik.

Okunma Sayısı: 1383
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı