"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gazeteler, vazifelerini hakkıyla yapmalı

Risale-i Nur'dan
03 Temmuz 2018, Salı
Gazeteler, hâkimiyet-i millet ve hakk-ı teftişin seyf-i kàtıı olan lisan-ı matbuattaki tesiratı muhafaza etmeli.

Herkes Vazifesini Bilmeli, Sû-i istimal Etmemeli

Gazeteler iki vazife-i mühimmeyi deruhte etmiştir. Çünkü iki rütbeye mazhar olmuş: Birincisi dellâlü’l-mehasinü ve’l-meayib, ikincisi hatibü’l-umumî veyahut mürebbiyü’l-efkâr.

Evvelki ünvan iktiza ediyor ki hâkimiyet-i millet ve hakk-ı teftişin seyf-i kàtıı olan lisan-ı matbuattaki tesiratı muhafaza etsin.

İkinci ünvan iktiza ediyor ki efkârı terbiye ve talim etsin, sathî etmesin. Hâlbuki şimdi aksü’l-amel yapıyor. Zira bu kadar kesret ve karma karışıklık bu tesiratı inkısama vermekle kuvvetini kaybetmiş ve efkârı âdeta sathî etmiş ve ehl-i sa’yin vaktini de imate ediyor.

Hem de gazete sahibi, zemin bulmak için fikr-i intikamın maden-i habisi olan şahsiyatı karıştırıyor. Veyahut on para kazanmak için ahlâk-ı İslâmiyeyi esasıyla sarsan istihzaat ve terzilât ve müstehcenat ile ezhan-ı şûrede ahlâk-ı rezilenin tohumunu ekiyorlar. Veyahut devletin en mühim, en nazik ve en hafî noktalarını avamın ezhanına arz ediyorlar ki bizi bu hâle düşüren malâyanilik ve mâfevkinin vazifesine karışmak gibi seyyiata meydan veriyorlar. Bu gazetelere ya tensikat veya taksimü’l-a’mal kaidesinin icrası lâzımdır.

Ciddî gazetelerin âyinelerinde iki aylık çocuğun ağzına ekmek doldurmakla çarçabuk büyük olmak için öldüren seksen yaşındaki acuzenin suret-i kabihi içinde görünüyor.

Ve mizah gazetelerinin paslı mir’atlarında üçüncü arkadaşın müşairâne vaktinde kafiye-i “sâ”yı bulmak için:

“Hanımım benden üç talâkla boştur.”

Arkadaşları demişler: “Zavallının günahı nedir?”

“Dedi: Kafiye sıkıntısıdır.”

Bu paslı, müzahref âyine içinde bunun suretini görüyoruz.

Ey Gazeteciler!

Hedef-i maksadımız olan ittihadı sizin cerbeze ile yaptığınız mugalâtalar ile inhilâl-i anâsırı netice vermekte olduğundan, bizim dilîn-i hayatımız olan mukaddemat-ı ittihadı akim bırakıyorsunuz.

Hâsıl-ı kelâm: Evvel “Haydar Ağa”lık vardı. Şimdi siz de “Haydo” yaptınız. Hâlbuki bize lâzım “Haydar”dır. O elmas kılıca benzeyen lisan-ı matbuata itidal ile saykal vurun; tâ ki ifrat ve tefrit ile pas tutmasın.

Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 103

Lûgatçe: 

dellâlü’l-mehasinü ve’l-meayip: ayıpları ve güzellikleri ilân eden.

dilîn-i hayat: (‘dilîn’ Kürtçe) hayat hissi, hayat duygusu, yaşama sevdası.

ezhan-ı şûre: verimsiz, çorak zihinler.

hakk-ı teftiş: teftiş hakkı.

ifrat: aşırı, aşırılık, haddinden geçme, pek ileri gitme.

inhilâl-i anâsır: unsurların dağılması, millî birliğin bozulması.

istihzaat: alay etmeler.

itidal: aşırı olmama, orta hâlde olma, ölçülülük.

lisan-ı matbuat: basın dili, medya dili, gazeteler.

mâfevk: makam ve mevkice üstte bulunan.

mugalâta: yanıltmak için söylenen söz, yanıltıcı söz.

mürebbiyü’l-efkâr: fikirleri terbiye eden, olgunlaştıran.

saykal vurmak: cilâ vurmak, cilâlamak, parlatmak.

seyf-i kàtı: keskin kılıç.

talâk: eşini boşama.

tefrit: ortalamanın altında kalma, tersine aşırılık, ifratın zıddı.

tensikat: düzenlemeler.

Okunma Sayısı: 10867
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı