"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayat bir mücadele değil, yardımlaşmadır

Risale-i Nur'dan
07 Ocak 2019, Pazartesi
Acaba zerrat-ı taamiyenin kemal-i şevkle beden hücrelerinin gıdalandırılması için koşmaları nasıl cidaldir? Nasıl bir çarpışmaktır? Belki o imdat ve o koşmak, Kerîm bir Rabbin emriyle bir teavündür.

(Dünden devam)

Ey ikinci, bozuk Avrupa! Senin çürük ve esassız esaslarının bir kısmı şunlardır ki: “En büyük melekten en küçük semeğe kadar her bir zîhayat kendi nefsine maliktir ve kendi zatı için çalışır ve kendi lezzeti için çabalar. Onun bir hakk-ı hayatı var. Gaye-i himmeti ve hedef-i maksadı yaşamak ve bekasını temin etmektir” diyorsun. Ve Hâlık-ı Kerîm’in kerem düsturlarından ve erkân-ı kâinatta kemal-i itaatle imtisal edilen düstur-u teavünle, nebatat hayvanatın imdadına ve hayvanat insanların yardımına koşmasından tezahür eden o umumî kanunun rahîmâne, kerîmâne cilvelerini cidal zannedip, “Hayat bir cidaldir” diye, ahmakane hükmetmişsin.

Acaba o düstur-u teavünün cilvesinden olan, zerrat-ı taamiyenin kemal-i şevkle beden hücrelerinin gıdalandırılması için koşmaları nasıl cidaldir? Nasıl bir çarpışmaktır? Belki o imdat ve o koşmak, Kerîm bir Rabbin emriyle bir teavündür.

Hem çürük bir esasın, “Her şey kendi nefsine maliktir” diyorsun. Hiçbir şey kendi nefsine malik olmadığına kat’î bir delil şudur ki: 

Esbabın içinde en eşrefi ve ihtiyâr noktasında en geniş iradelisi, insandır. Halbuki bu insanın düşünmek, söylemek ve yemek gibi en zâhir ef’al-i ihtiyâriyesinden yüz cüz’ünden onun dest-i ihtiyârına verilen ve daire-i iktidarına giren, yalnız meşkûk tek bir cüz’üdür. Böyle en zâhir fiilin yüz cüz’ünden bir cüz’üne malik olmayan, nasıl kendine maliktir denilir?

Böyle en eşref ve ihtiyârı en geniş, bu derece hakikî tasarruftan ve temellükten eli bağlanmış bulunsa, “Sair hayvanat ve cemadat kendi kendine maliktir” diyen, hayvandan daha ziyade hayvan ve cemadattan daha ziyade câmid ve şuursuz olduğunu ispat eder.

Seni bu hataya atıp bu vartaya düşüren, bir gözlü dehandır. Yani, harika, menhus zekândır. O kör dehan ile, her şeyin hâlıkı olan Rabbini unuttun, mevhum bir tabiata isnad ettin, âsârını esbaba verdin, o Hâlık’ın malını bâtıl ma’bud olan tağutlara taksim ettin. Şu noktada ve o dehan nazarında, her zîhayat, her bir insan, tek başıyla hadsiz a’dâya karşı mukavemet etmek ve nihayetsiz hâcâtın tahsiline çabalamak lâzım geliyor. Ve zerre gibi bir iktidar, ince tel gibi bir ihtiyâr, zail lem’a gibi bir şuur, çabuk söner şule gibi bir hayat, çabuk geçer dakika gibi bir ömürle, o hadsiz a’dâya ve hâcâta karşı dayanmaya mecbur oluyor. Halbuki o bîçare zîhayatın sermayesi, binler matlublarından birisine kâfi gelmiyor. Musîbete giriftar olduğu zaman, sağır, kör esbabdan başka derdine derman beklemiyor. “Kâfirlerin duâsı boşa gitmekten başka bir şeye yaramaz.” [Ra’d Sûresi: 14] sırrına mazhar oluyor.

Lem’alar, On Yedinci Lem’a, Beşinci Nota, s. 211-212

Lûgatçe:

a’dâ: Düşmanlar.

âsâr: Eserler.

câmid: Cansız.

cemadat: Cansızlar.

cidal: Mücadele, kavga, çarpışma.

cüz’: Kısım, parça.

dest-i ihtiyar: İrade eli, güç, kudret, kuvvet eli.

düstur-u teavün: Yardımlaşma prensibi.

ef’al-i ihtiyariye: Kişinin kendi isteğiyle yaptığı işler.

erkân-ı kâinat: Kâinatın direkleri.

esbab: Sebepler.

gaye-i himmet: Gayret ve çabanın gayesi, çalışmanın amacı.

Hâlık-ı Kerîm: Her şeyi bol ikram ile yaratan, cömert ve ihsanı bol olan yaratıcı, Allah.

imtisal etmek: Emre tamamen uymak.

lem’a: Parıltı.

matlub: İstenilen, aranılan şey.

meşkûk: Şüpheli.

semek: Balık.

malik: Sahip.

mevhum: Evham ürünü olan, hakikatte olmayan, vehim.

şule: Alev.

tağut: Allah’tan başka tapınılan her şey.

teavün: Yardımlaşma.

temellük: Sahiplenme, mülk edinme.

varta: Tehlike; uçurum.

zail: Son bulan.

zerrat-ı taamiye: Yiyecek zerreleri, yemek tanecikleri.

zîhayat: Hayat sahibi, canlı.

Okunma Sayısı: 1418
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı