"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan, kendine karşı işlenen suçu affedebilir

Risale-i Nur'dan
26 Eylül 2018, Çarşamba
Fert mütekellim-i vahde olsa müsamahası, fedakârlığı amel-i salihtir; mütekellim-i maalgayr olsa, hıyanet olur.

Meselâ: Bir şahıs kendi namına hazm-ı nefis eder, tefahur edemez; millet namına tefahur eder, hazm-ı nefis edemez.

Eski Said Dönemi Eserleri, Sünûhat, s. 335

***

Bu asrın acib bir hassasıdır. (HÂŞİYE) Bu asırdaki ehl-i İslâmın fevkalâde safderunluğu ve dehşetli canileri de âlicenabâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiatı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk-u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nevi taraftar çıkmasıdır. Bu suretle ekall-i kalil olan ehl-i dalâlet ve tuğyan, safdil taraftar ile ekseriyet teşkil ederek, ekseriyetin hatasına terettüb eden musîbet-i ammenin devamına ve idamesine, belki teşdîdine kader-i İlâhiyeye fetva verirler; “Biz buna müstehakız” derler.

Evet, elması bildiği (ahiret ve iman gibi) halde yalnız zaruret-i kat’iye suretinde şişeyi (dünya ve mal gibi) ona tercih etmek ruhsat-ı şer’iye var; yoksa küçük bir ihtiyaçla veya heves ile veya tamâ ve hafif bir korku ile tercih edilse, eblehâne bir cehalet ve hasarettir, tokada müstehak eder. Hem âlicenabâne affetmek ise yalnız kendine karşı cinayetini affedebilir. Kendi hakkından vazgeçse hakkı var; yoksa başkaların hukukunu çiğneyen canilere afüvkârâne bakmaya hakkı yoktur, zulme şerik olur.

HÂŞİYE: Yani elması elmas bildiği halde camı ona tercih eder.

Kastamonu Lâhikası, 18. mektup, s. 48

***

Bin masumların hukukunu çiğneyen bir zalimi cezalandırmak ve yüz mazlûm hayvanları parçalayan bir canavarı öldürmek, adalet içinde mazlûmlara bin rahmettir. Ve o zalimi affetmek ve canavarı serbest bırakmak, bir tek yolsuz merhamete mukabil yüzer bîçarelere yüzer merhametsizliktir.

Şuâlar, On Birinci Şuâ, Sekizinci Mesele, s. 254

LÛ­GAT­ÇE:

afüvkârâne: Affedercesine, merhamet edercesine.

eblehâne: Akılsızcasına, ahmakçasına, aptalca.

ehl-i dalâlet ve tuğyan: Hak yoldan sapanlar ve Allah’ın emirlerine aykırı harekette bulunan günahkârlar.

ekall-i kalil: Azın azı, pek az, en az.

hasene: İyilik.

hassa: Özellik, husûsiyet.

hazm-ı nefis: Nefsini kırma, tahammül etme, sindirme.

hukuk-u ibâd: Kulların hukuku, kul hakları; yaratılmışların hukuku; insan hakları.

idame: Devamlı ve daimî kılma.

musibet-i amme: Umumî musîbet.

mütekellim-i maalgayr: Başkalarının adına da konuşan, (gr) birinci çoğul şahıs.

mütekellim-i vahde: Bizzat kendi adına konuşan, birinci tekil şahıs.

ruhsat-ı şer’iye: Şeriatın ruhsatı, İslâmiyetin izin vermesi.

seyyiat: Seyyieler, fenalıklar, kötülükler.

tefahur: Övünme, böbürlenme.

terettüb: Sonuç olarak çıkma.

teşdid: Şiddetlendirme.

zaruret-i kat’iye: Kesin ihtiyaç, kat’î zorunluluk.

Okunma Sayısı: 1593
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı