"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kâinat kadar geniş “huzur” mertebesi

Risale-i Nur'dan
30 Kasım 2018, Cuma
Cevşenü’l-Kebîr ve Risale-i Nur ve Hizb-i Nurî dahi kâinatı baştan başa nurlandırıyor, zulümat karanlıklarını dağıtıyor, gafletleri, tabiatları parça parça ediyor, ehl-i gaflet ve ehl-i dalâletin altında saklanmak istedikleri perdeleri yırtıyor gördüm; kâinatı, envâıyla pamuk gibi hallaç ediyor, taraklar ile tarıyor müşahede ettim.

Ehl-i dalâletin boğulduğu en son ve en geniş kâinat perdelerinin arkasında, envar-ı tevhidi gösteriyor.

Ezcümle: İki gün evvel, ism-i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzumesinin bahsini, Risale-i Nur mesleğine vech-i tatbikini anlamamış. Demiş: “Bu da ehl-i fen ve kozmoğrafyacılar gibi bahseder” tevehhüm etmiş. Yanımda ona okundu; ayıldı. “Bu, bütün bütün başkadır” dedi. Demek, kozmoğrafyacılar gibi, ehl-i fennin en son ve geniş nokta-i istinadları ve medar-ı gafletleri olan perdelerde nur-u ehadiyeti gösteriyor. Orada da düşmanlarını takip ediyor. En uzak tahassungâhlarını bozuyor. Her yerde, huzura bir yol gösteriyor. Eğer güneşe kaçsa, ona der: “O bir soba, bir lâmbadır. Odununu, gazyağını veren kimdir? Bil, ayıl!” Başına vurur.

Hem kâinatı baştan başa âyineler hükmünde tecelliyat-ı esmâya mazhariyetlerini öyle gösteriyor ki gafletin imkânı olmuyor. Hiçbir şey huzura mâni olmuyor. Ehl-i tarikat ve hakikat gibi huzur-u daimî kazanmak için kâinatı ya nefyetmek veya unutmak ve hatıra getirmemek değil, belki kâinat kadar geniş bir mertebe-i huzuru kazandırdığını ve geniş ve küllî ve daimî kâinat vüs’atinde bir ubudiyet dairesini açtığını gördüm. 

Kastamonu Lâhikası, s. 240

***

Risale-i Nur’un mesleği odur ki zihinlerde bir iz bırakmamak için sair ulemaya muhalif olarak, muarızların şüphelerini zikretmeden öyle bir cevap verir ki daha vehim ve vesveseye yer kalmaz. 

İşârâtü’l-İ’câz, s. 18 Hizmet Rehberi, s. 39-41

LÛ­GAT­ÇE:

ehl-i dalâlet: Doğru ve hak yoldan sapanlar.

envar-ı tevhid: Allah’ın varlık ve birliğini gösteren nurlar, ışıklar.

ezcümle: Örnek olarak.

Hizb-i Nurî: Risale-i Nur’daki iman hakikatlerinin bir hülâsası hükmünde, vird makamında da okunabilecek tefekkürî bir Arabî risale.

huzur: Allah’ın huzurunda olduğunun şuurunda olma ve ona göre hareket etme; ‘gaflet’in zıttı.

ism-i Hakem: Allah’ın “hüküm veren ve hükmünü yerine getiren; haklı ile haksızı ayıran” anlamlarına gelen ismi.

kozmoğrafyacı: Uzay ilimleriyle uğraşan, gök bilimci, astronomi bilgini.

manzume: Sistem.

muarız: Karşı çıkan, muhalif.

nefyetmek: Yok saymak; inkâr etmek.

nur-u ehadiyet: Allah’ın her bir şeyde tekliğini/birliğini gösteren nur.

tahassungâh: Sığınma yeri, sığınak.

tecelliyat-ı esma: Allah’ın isimlerinin tecellileri, eserlerinin görünmesi.

tevehhüm etmek: Asılsız düşünceye kapılmak, zannetmek. 

ubudiyet: Kulluk.

vech-i tatbik: Uygulama yönü.

vehim: Kuruntu, yersiz zan ve şüphe.

vüs’at: Genişlik.

zulümat: zulmetler, karanlıklar.

Okunma Sayısı: 1363
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı