"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Muhabbet devam etsin, şûrâ kuvvet bulsun

Risale-i Nur'dan
05 Kasım 2017, Pazar
Altıncı Kelime:

Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı meşveret-i şer’iyedir. “Onların aralarındaki işleri istişare iledir.” (Şûrâ Sûresi: 38.) âyet-i kerîmesi, şûrâyı esas olarak emrediyor.

Evet, nasıl ki nev-i beşerdeki telâhuk-u efkâr ünvanı altında asırlar ve zamanların tarih vasıtasıyla birbiriyle meşvereti, bütün beşeriyetin terakkiyatı ve fünunun esası olduğu gibi; en büyük kıt’a olan Asya’nın en geri kalmasının bir sebebi, o şûrâ-i hakikiyeyi yapmamasıdır.

Asya kıt’asının ve istikbalinin keşşafı ve miftahı şûrâdır. Yani, nasıl fertler birbiriyle meşveret eder; taifeler, kıt’alar dahi o şûrâyı yapmaları lâzımdır. Ki üç yüz, belki dört yüz milyon İslâmın ayaklarına konulmuş çeşit çeşit istibdadların kayıtlarını, zincirlerini açacak, dağıtacak; meşveret-i şer’iye ile, şehamet ve şefkat-i imaniyeden tevellüd eden hürriyet-i şer’iyedir. Ki o hürriyet-i şer’iye, âdâb-ı şer’iye ile süslenip, Garb medeniyet-i sefihânesindeki seyyiatı atmaktır. 

İmandan gelen hürriyet-i şer’iye iki esası emreder: […] Yani, iman bunu iktiza ediyor ki: Tahakküm ve istibdad ile başkasını tezlil etmemek ve zillete düşürmemek ve zalimlere tezellül etmemek. Allah’a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz, Birbirinizi –Allah’tan başka– kendinize Rab yapmayınız. Yani, Allah’ı tanımayan, her şeye, herkese, nisbetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder.

Evet, hürriyet-i şer’iye Cenâb-ı Hakk’ın Rahman, Rahîm tecellisiyle bir ihsanıdır ve imanın bir hassasıdır. […]

Yaşasın sıdk, ölsün yeis! Muhabbet devam etsin, şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ve itab ve nefret heva, hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet hüdaya tâbi olanlar üstüne olsun. Âmin...

B. S. N. Tarihçe-i Hayatı, s. 111

Risale-i Nur’dan Cezaevi Mektupları

Yâ Ferd, Yâ Hayy, Yâ Kayyum, Yâ Hakem, Yâ Adl, Yâ Kuddüs!

Hatime

İsm-i A’zam herkes için bir olmaz; belki ayrı ayrı oluyor. Meselâ, İmam-ı Ali Radıyallahü Anhın hakkında Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddüs; altı isimdir. Ve İmam-ı A’zam’ın İsm-i A’zam’ı Hakem, Adl; iki isimdir. Ve Gavs-ı A’zam’ın İsm-i A’zam’ı yâ Hayy’dır. Ve İmam-ı Rabbanî’nin İsm-i A’zam’ı Kayyum’dur; ve hakeza pek çok zatlar daha başka isimleri İsm-i A’zam görmüşlerdir.

Bu Beşinci Nükte ism-i Hayy hakkında olduğu münasebetiyle, hem teberrük, hem şahit, hem delil, hem kudsî bir hüccet, hem kendimize bir duâ, hem bu risaleye bir hüsn-ü hatime olarak, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Cevşenü’l-Kebîr namındaki münacat-ı a’zamında, marifetullahta gayet yüksek ve gayet cami derece-i marifetini göstererek böyle demiştir; biz de hayalen o zamana gidip, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın dediğine âmin diyerek, aynı münacatı kendimiz de söylüyor gibi, seda-i Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm ile deriz:

• Yâ Hayyü kable külli hayy • Yâ Hayyü ba’de külli hayy • Yâ Hayyü’llezî leyse kemislihî hayy 

• Yâ Hayyü’llezî lâ yüşbihühû şey’ • Yâ Hayyü’llezî lâ yahtâcü ilâ hayy • Yâ Hayyü’llezî lâ yüşârikühû hayy • Yâ Hayyü’llezî yümîtü külle hayy • Yâ Hayyü’llezî yerzüku külle hayy • Yâ Hayyü’llezî yuhyi’l-mevtâ • Yâ Hayyü’llezî lâ yemût.

Sübhaneke yâ lâ ilâhe illâ ente’l-emânü’l-emânü neccinâ mine’n-nâr. Âmin.

Sübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke ente’l-alîmü’l-hakîm.

**

Arabça ibarelerin meali:

• Ey bütün hayat sahiplerinden önce var olan Hayy, • Ey bütün hayat sahiplerinden sonra bâkî kalacak olan Hayy, • Ey hiçbir hayat sahibi kendisinin misli olmayan Hayy, • Ey hiçbir şey kendisine benzemeyen Hayy, • Ey hiçbir hayat sahibine muhtaç olmayan Hayy, • Ey zîhayat hiçbir şeriki bulunmayan Hayy, • Ey bütün zîhayata mevti veren Hayy, • Ey bütün zîhayatı rızıklandıran Hayy, • Ey bütün ölüleri dirilten Hayy, • Ey kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy,

Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden azabından kurtar. Âmin. (Cevşenü’l-Kebîr, 69. bend.)

“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” (Bakara Sûresi: 32.)

Lem’alar, Otuzuncu Lem’a (Eskişehir Hapishanesi’nin Bir Meyvesi), Beşinci Nükte, s. 639

Okunma Sayısı: 1275
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı