"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur, cazibesiyle intişar ediyor

Risale-i Nur'dan
08 Kasım 2017, Çarşamba
Eskişehir Mahkemesi Müdafaasından:

İddianamede, müteaddid mıntıkalarda Risale-i Nur’un neşir ve tamimine adamlar vasıtasıyla çalıştığım beyan ediliyor. 

Cevaben derim ki:

Ben bir köyde, gurbette, kimsesiz, hüsn-ü hattım yokken, tarassud altında, herkes benim muavenetimden çekinirken, yalnız gayet mahdud dört-beş ahbabıma bir yadigâr olarak hatırat-ı imaniyeyi gönderdiğime “Neşir ve tamime çalışıyor” demek, ne kadar hilâf-ı hakikat olduğunu elbette takdir edersiniz. Benim gibi haddinden çok fazla teveccüh-ü âmmeye mazhar bir insanın, on beş sene Van’da tedris ile meşgul olduğum halde, bir tek dostuma bir-iki imanî risalelerimi göndermekle buna nasıl neşriyat denilir? Benim matbaam yok, kâtiplerim yok, hüsn-ü hattım yok; elbette neşriyat yapamadım. Demek Risale-i Nur cazibedardır, kendi kendine intişar ediyor. Yalnız bu kadar var ki: “Onuncu Söz” namında haşre dair olan risaleyi, daha yeni harfler çıkmadan evvel tab ettirdik. Hükûmetin büyük memurlarının ve mebuslarının ve valilerinin ellerine geçti; kimse itiraz etmedi. Ondan, sekiz yüz nüsha intişar etti. Onun intişarı münasebetiyle, onun gibi sırf uhrevî ve imanî bir kısım risaleler, kendi kendine, bir kısım insanların eline geçti. Elbette ihtiyârsız, kendi kendine bu intişar, benim hoşuma gitmiş. Ben de bazı husûsî mektuplarımda, bu takdirimi teşvik tarzında yazmışım. Bu üç aydır, bu kadar taharriyat-ı amîka neticesinde, koca bir memlekette, on beş-yirmi adamın ellerinde kitaplarımı bulmuşlar. Benim gibi otuz sene telifat ve tedrisâtla ömrü geçen bir adamın, yirmi husûsî dostunda bazı husûsî risaleleri bulunması, ne suretle neşriyat olur? O neşriyatla, nasıl “Bir hedefi takip edebilir” denilir?

B. S. N. Tarihçe-i Hayatı, Eskişehir Hayatı, s. 263

LÛ­GAT­ÇE:

hüsn-ü hat: Güzel yazı.

intişar: Yayılma.

muavenet: Yardım.

neşriyat: Yayın, yayma.

taharriyat-ı amîka: İnceden inceye araştırmalar.

tarassud: Gözaltı.

tedris: Ders verme, öğretim.

***

Risale-i Nur’dan Cezaevi Mektupları

Tabiat bir nakıştır, Nakkaş olamaz

 

Evet, bir Zat ki, O’na yıldızların icadı zerreler kadar kolay gele; ve en büyük şey, en küçük şey gibi kudretine musahhar ola; ve hiçbir şey hiçbir şeye, hiçbir fiil hiçbir fiile mâni olmaya; ve hadsiz efrad, bir ferd gibi nazarında hâzır ola; ve bütün sesleri birden işite; ve umumun hadsiz hâcâtını birden yapabile; ve kâinatın mevcudatındaki bütün intizamat ve mizanların şehadetiyle, hiçbir şey, hiçbir hal daire-i meşiet ve iradesinden hariç olmaya; ve hiçbir mekânda olmadığı halde, her bir yerde ve her bir mekânda kudretiyle, ilmiyle hâzır ola; ve her şey O’ndan nihayet derecede uzak olduğu halde, O ise her şeye nihayet derecede yakın olabilen bir Zat-ı Hayy-ı Kayyum-u Zülcelâl’in elbette hiçbir cihetle misli, naziri, şeriki, veziri, zıddı, niddi olmaz ve olması muhaldir. Yalnız, mesel ve temsil suretinde şuunat-ı kudsiyesine bakılabilir. Risale-i Nur’daki bütün temsilât ve teşbihat, bu mesel ve temsil nev’indendirler.

İşte böyle misilsiz ve Vacibü’l-Vücud ve maddeden mücerred ve tecezzisi ve inkısamı her cihetle muhal ve tagayyür ve tebeddülü mümteni ve ihtiyaç ve aczi imkân haricinde olan bir Zat-ı Akdes’in kâinat safahatında ve tabakat-ı mevcudatında tecellî eden bir kısım cilvelerini ayn-ı Zat-ı Akdes tevehhüm ederek, bir kısım mahlûkatına ulûhiyetin ahkâmını veren ehl-i dalâlet insanların bir kısmı, o Zat-ı Zülcelâl’in bazı eserlerini tabiata isnad etmişler. Halbuki, Risale-i Nur’un müteaddit yerlerinde kat’î bürhanlarla ispat edilmiş ki: Tabiat bir san’at-ı İlâhiyedir, sâni’ olmaz; bir kitab-ı Rabbaniyedir, kâtip olmaz; bir nakıştır, nakkaş olamaz; bir defterdir, defterdar olmaz; bir kanundur, kudret olmaz; bir mistardır, masdar olmaz; bir kabildir, münfail olur, fail olmaz; bir nizamdır, nazım olamaz; bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri’ olamaz.

Lem’alar, Otuzuncu Lem’a (Eskişehir Hapishanesi’nin Bir Meyvesi), Altıncı Nükte, s. 643

Okunma Sayısı: 1103
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı