"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şahsî riyasetin kat’iyen aleyhindeyim

Risale-i Nur'dan
11 Ocak 2017, Çarşamba
[Benim gibi bir asabî ve sinirli ve hakikati hiçbir şeye feda etmeyen, gayet insafsızlığa karşı sözlerindeki şiddet ve ifratıyla muaheze ederseniz, insafsızlığa bir insafsızlık daha ilâve edersiniz.]……….

Dördüncü Hakikat: Bir hasta, hekime karşı üç hâlde bulunur:

Birincisi: Gözünü kapar hiçbir şey söylemez; hekim de hiç ehemmiyet vermez, kâh zehir kâh ilâcı verir –istibdatta, milletin hâli gibi.

İkincisi: Hasta, hekime teşhis-i illette yardım ve verdiği ilâcı hüsn-i istimal ve hayatına lâzım olanı talep ediyor; tabip de hastanın gözü açık olduğu için ihtiyat ve dikkate mecbur oluyor –benim kulüplerde arzu ettiğim meslek gibi.

Üçüncüsü: Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekimfüruşluk zevkiyle ilâçları kendisi almak ve terkip ve istimal etmek maharetsizliği için “Şöhreti faydasından büyük.” sırrına mazhar olur. Zira halâvet-i hakîmiyetle sarhoş olur –şimdi veya ileride kulüplerin mesleği gibi.

El-fezleke: Millet hastadır, hükûmet hekimdir. En fena zamanda teslim-i nefis ettiğimiz hâlde, en menfaatli zamanda ittiham ve hodserâne etmek, menfaat-i umumiyeyi hedef-i maksat edenin kârı değildir. Kuvvet kanunda olsun; yoksa istibdat münkasım olmuş olur.

……….

Altıncı Hakikat: Bazı kulüpler netice-i ittihad-ı millet olduğundan tabiî kulüptür ve muhkemdir. Bizim arslan Kürdlerin ihtilâfı için kulûbumuzu sun’î ve mukaddime-i ittihad olduğundan gayet ihtiyat ve hulûs-i niyet ve fedakârlık –hatta ruhunu, nerede kaldı enaniyetler– ve maharet itidal-i deme muhtaçtır. Zira az bir ifrat ile çok asap ve hissiyat heyecana geliyor, hususan büyüklerden. Ve böyle esaslarda az bir yanlış, kesr-i adedî gibi, füruatta bir yekûn-u azîm-i seyyiatı teşkil edecektir. Hem de o kadar geniş daire-i ahrara efkâr-ı umumiyeden başka serpuş olamadığından, riyaset-i şahsiyenin kat’iyen aleyhindeyim; reisimiz ancak hükûmettir.

Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 193-196

LÛ­GAT­ÇE:

daire-i ahrar: Hürriyetçilerin alanı.

efkâr-ı umumiye: Genelin fikri, kamuoyu.

el-fezleke: Özet, netice.

halâvet-i hakîmiyet: Hekimlik, doktorluk zevki.

hekimfüruşluk: Doktor olmadığı hâlde doktor gibi davranma, hekimlik taslama.

hodserâne: Dik başlılıkla, serkeşcesine, kimseyi dinlemeden.

hüsn-i istimal: Güzel kullanma.

istibdat: Baskı, keyfî yönetim.

itidal-i dem: Soğukkanlılık.

muaheze etmek: Sorgulamak, hesaba çekmek.

muhkem: Sağlam, sağlamlaştırılmış, kuvvetli.

mukaddime-i ittihat: Birlik başlangıcı.

münkasım: Taksim edilmiş, kısımlara ayrılmış, bölünmüş.

netice-i ittihad-ı millet: Millî birliğin sonucu.

riyaset-i şahsiye: Kişi hâkimiyeti, kişinin reisliği.

teşhis-i illet: Hastalığı teşhis.

yekûn-u azîm-i seyyiat: Büyük günahların toplamı.

Okunma Sayısı: 2326
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı