"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sünnete ittibâ eden, âdetini ibadete çevirir

Risale-i Nur'dan
02 Kasım 2018, Cuma 00:23
Altıncı Nükte

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: “Her bid’at dalâlettir ve her dalâlet Cehennem ateşindedir.” [Müslim, Cuma: 43]. Yani “Bugün sizin dininizi kemale erdirdim.” [Mâide Sûresi: 3.] sırrı ile, kavâid-i Şeriat-ı Garra ve desâtir-i Sünnet-i Seniyye tamam ve kemalini bulduktan sonra, yeni icadlarla o düsturları beğenmemek veyahut –hâşâ ve kellâ– nâkıs görmek hissini veren bid’aları icad etmek dalâlettir, ateştir.

Sünnet-i Seniyyenin merâtibi var. Bir kısmı vacibdir, terk edilmez. O kısım, Şeriat-ı Garrada tafsilâtıyla beyan edilmiş. Onlar muhkemattır, hiçbir cihette tebeddül etmez. Bir kısmı da nevafil nev’indendir. 

Nevafil kısmı da iki kısımdır: 

Bir kısmı, ibadete tâbi Sünnet-i Seniyye kısımlarıdır. Onlar dahi Şeriat kitaplarında beyan edilmiş; onların tağyiri bid’attır. Diğer kısmı “âdâb” tabir ediliyor ki Siyer-i Seniyye kitaplarında zikredilmiş. Onlara muhalefete bid’a denilmez; fakat âdâb-ı Nebevîye bir nevi muhalefettir ve onların nurundan ve o hakikî edepten istifade etmemektir. Bu kısım ise, örf ve âdât, muamelât-ı fıtriyede Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tevatürle malûm olan harekâtına ittiba etmektir. Meselâ, söylemek âdâbını gösteren ve yemek ve içmek ve yatmak gibi hâlâtın âdâbının düsturlarını beyan eden ve muaşerete taallûk eden çok Sünnet-i Seniyyeler var. Bu nevi sünnetlere “âdâb” tabir edilir. Fakat o âdâba ittiba eden, âdâtını ibadete çevirir. O âdâbdan mühim bir feyiz alır. En küçük bir âdâbın müraatı, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı tahattur ettiriyor, kalbe bir nur veriyor.

Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeaire de taallûk eden sünnetlerdir. Şeair, âdeta hukuk-u umumiye nev’inden, cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeaire riya giremez ve ilân edilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir.

Lem’alar, On Birinci Lem’a, s. 132

LÛ­GAT­ÇE:

âdâb: Edepler; görgü kuralları.

âdât: Âdetler, görenekler.

bid’a(t): Dinin aslında olmayıp sonradan icad edilen şey.

desâtir-i Sünnet-i Seniyye: Hz. Peygamberin sünnetinin kaideleri, prensipleri.

hukuk-u umumiye: Umumun hak ve hukuku.

ittiba: Tâbi olma, uyma.

kavâid-i Şeriat-ı Garra: Parlak ve nurlu İslâm Şeriatının kaideleri, prensipleri.

meratib: Mertebeler.

muamelât-ı fıtriye: Yaratılıştan gelen muameleler, davranışlar.

muaşeret: Birlikte yaşayıp iyi geçinme; (âdâb-ı muâşeret’ten kısaltma yoluyla) görgü kuralları.

muhkemat: Hüküm ihtiva eden ayetler.

nevafil: Nafileler.

taallûk etmek: İlgili olmak, münasebeti olmak.

tağyir: Değiştirme.

tahattur: Hatıra getirme.

tebeddül etmek: Değişmek.

tevatür: Bir hadis-i şerifin, yalan söylemeleri ihtimali olmayan büyük ve güvenilir bir topluluk tarafından aktarılması, rivayet edilmesi.

ubudiyet: kulluk, ibadet.

Okunma Sayısı: 1179
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı