"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Uyanmış beşer, Kur’ân’a ihtiyacını hissedecek

Risale-i Nur'dan
04 Ekim 2018, Perşembe
...Ehl-i dalâletin imansızlıktan gelen dehşetli elemlerine ve korkularına karşı hiçbir şey, hiçbir fen, hiçbir terakkiyat-ı beşeriye buna karşı bir teselli veremez, kuvve-i maneviyeyi temin edemez; cesareti zîr ü zeber olur.

Fakat muvakkat gaflet perde çeker, aldatır.

Ehl-i iman, iman cihetiyle, değil korkmak ve kuvve-i maneviyesi kırılmak, belki o temsildeki masum çocuk gibi, fevkalâde bir kuvvet-i maneviye ve bir metanetle ve imandaki hakikatle onlara bakıyor. Bir Sâni-i Hakîm’in hikmet dairesinde tedbir ve idaresini müşahede eder, evham ve korkulardan kurtulur. “Sâni-i Hakîm’in emri ve izni olmadan bu seyyar kâinatlar hareket edemezler, ilişemezler” deyip, anlar. Kemal-i emniyetle hayat-ı dünyeviyesinde de derecesine göre saadete mazhar olur. Kimin kalbinde imandan ve din-i haktan gelen bu hakikat çekirdeği vicdanında bulunmazsa ve nokta-i istinadı olmazsa, bilbedahe, temsildeki Rüstem ve Herkül’ün cesaretleri ve kahramanlıkları kırıldığı gibi, onun cesareti ve kuvve-i maneviyesi müzmahil olur ve vicdanı tefessüh eder ve kâinatın hâdisatına esir olur. Her şeye karşı korkak bir dilenci hükmüne düşer. İmanın bu sırr-ı hakikatini ve dalâletin de bu dehşetli şekavet-i dünyeviyesini Risale-i Nur yüzer kat’î hüccetlerle ispat ettiğine binaen, bu pek uzun hakikati kısa kesiyoruz.

Acaba en ziyade kuvve-i maneviyeye ve teselliye ve metanete ihtiyacını hissetmiş bu asırdaki beşer, bu zamanda o kuvve-i maneviyeyi ve teselliyi ve saadeti temin eden ve İslâmiyet ve imandaki nokta-i istinad olan hakaik-ı imaniyeyi bırakıp Garplılaşmak ünvanı ile İslâmiyet milliyetinden istifade yerine, bütün bütün kuvve-i maneviyeyi kırıp ve teselliyi mahveden ve metanetini kıran dalâlet ve sefahete ve yalancı politika ve siyasete dayanmak ne kadar maslahat-ı beşeriyeden ve menfaat-i insaniyeden uzak bir hareket olduğunu; pek yakın bir zamanda, intibaha gelmiş –başta İslâm olarak– beşer hissedecek, dünyanın ömrü kalmışsa Kur’ân’ın hakaikına yapışacak.

Eski Said Dönemi Eserleri, Hutbe-i Şamiye, s. 262-63

LÛ­GAT­ÇE:

bilbedahe: Apaçık bir şekilde.

ehl-i dalâlet: Dalâlet ehli; yoldan çıkanlar, azgın ve sapkın kimseler.

evham: Kuşkular, esassız şeyler, kuruntular.

Garplılaşmak: Batılılaşmak.

hakaik-ı imaniye: İman hakikatleri.

hüccet: Delil.

intibaha gelmek: Uyanmak; olup bitenlerin farkında olmak.

kat’î: Kesin.

kemal-i emniyet: Tam bir emniyet ve güvenlik.

maslahat-ı beşeriye: İnsanın faydasına olan işler, şeyler.

menfaat-i insaniye: İnsanlığın menfaati, yararı.

muvakkat: Geçici.

müzmahil: Perişan olmuş, dağılmış.

nokta-i istinad: Dayanak noktası.

Sâni-i Hakîm: Hikmet sahibi olan, her şeyi sanatla ve hikmetle yaratan Allah.

sefahet: Haram olan zevk ve eğlencelere aşırı derecede düşkünlük.

şekavet-i dünyeviye: Dünyanın sıkıntı ve ıztırabı.

tefessüh etmek: Çürümek, bozulmak.

terakkiyat-ı beşeriye: İnsanlığın kaydettiği gelişmeler, ilerlemeler.

zîr ü zeber: Altüst, karmakarışık, darmadağın.

Okunma Sayısı: 1037
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı