"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vazifemiz hizmettir, insanlara kabul ettirmek değil

Risale-i Nur'dan
12 Mayıs 2017, Cuma
(Dünden devam)

Emirdağı’nda iken, Ankara’ya Nur hizmeti için gönderdiği bir talebesi, hâl-i âleme bakarak, “Bu insanlar ne zaman Nur hakikatlerini dinleyecek? Kalın zulmet perdeleri nasıl yırtılacak? Manevî karanlıklar nasıl izale olacak?” diye ümitsizliğe düşer. 

Sonra, birgün Emirdağ’ına Üstadın yanına döndüğü zaman, o büyük Üstad der:

“Vazifemiz hizmettir; muvaffak olmak, insanlara kabul ettirmek Cenâb-ı Hakk’ın vazifesidir. Biz vazifemizi yapmakla mükellefiz. Sen orada, ‘Bu insanlar ne zaman Risale-i Nur’u dinleyecekler?’ diye ümitsizliğe düşme, merak etme!    Kat’iyen bil ki: Mele-i Âlânın hadsiz sakinleri, bugün Risale-i Nur’u alkışlıyorlar. Onun için, hiç ehemmiyeti yok. Kıymet kemiyette değil, keyfiyettedir. Bazen bir hâlis ve fedakâr talebe, bine mukabildir” diyerek, ye’sini giderir.

Üstad, kırlara ilk önce yaya olarak çıkardı; sonra faytonla gezmeye başlamıştır. Ücretsiz bir gün dahi arabaya bindiği görülmemiştir. Biz kendisine ancak masrafını idare edecek derecede fiyatını söyler, “Bunun burada fiyatı budur” derdik. Mutlaka bizim söylediğimizden fazlasını bize verir ve “Fiyatını vermezsem olmaz. Nasıl mukabilini vermediğim bir lokma hediye beni hasta ediyor; bunun da ücretini vermeliyim ve vermeye mecburum” derdi.

Daha ziyade bahar, yaz ve güz mevsiminde gezer, kışın da ara sıra kıra çıkardı. Emirdağ’ının dört tarafı açıklıktır. Buralarda Nurların tashihine çalıştığı müteaddid dershaneleri vardır.

Emirdağ’ına yerleşmesinden itibaren daimî tarassud altında bulunduğundan ve kırlara çıktığı zaman da çok defa jandarma ve bekçilerle takip edilmesinden dolayı yalnız gezer, yalnız oturur, yalnız çalışırdı. Tâ 1947 senesine kadar böyle devam etti. Yalnız faytonunu idare eden bir talebesi, yolda refakat eder, oturduğu zaman yalnız başına kalırdı.

B. Said Nursî Tarihçe-i Hayatı, “Üstad, gelenlerle ne konuşurdu?”, s. 476

LÛ­GAT­ÇE:

izale: Ortadan kaldırma.

kemiyet: Sayı, nicelik.

keyfiyet: Nitelik, nasıllık.

Mele-i Âlâ: Peygamber ve evliya ruhları gibi yüce ruhlar ile meleklerin bulunduğu ulvî topluluk.

muvaffak: Başarılı.

müteaddid: Bir çok.

tarassud: Gözetim.

ye’s: Ümitsizlik.

zulmet: Karanlık.

***

Risale-i Nur’dan Cezaevi Mektupları

Allah’a iman “ahiretsiz” olmaz

(Dünden devam)

Birinci Nokta

İman-ı billâh, kendi hüccetleriyle hem sair rükünlerini, hem iman-ı bi’l-ahireti ispat eder ki, Meyve Risalesi’nin Yedinci Meselesi’nde güzelce göstermiş.

• Evet, bu hadsiz kâinatı bir saray, bir şehir, bir memleket gibi bütün levâzımı ile idare eden ve mizan ve intizam dairesinde çeviren ve hikmetlerle değiştiren ve zerrâtı ve seyyarâtı ve sinekleri ve yıldızları birer muntazam ordu gibi beraber teçhiz ve idare eden ve emir ve iradesi dairesinde mütemadiyen bir ulvî manevra içinde talim ve tavzifatla faaliyete ve seyr ve cevelâna ve ubudiyetkârâne bir resm-i küşada ve seyahate getiren ezelî ve bâkî bir saltanat-ı rububiyet ve ebedî ve daimî bir hâkimiyet-i ulûhiyet, hiç mümkün müdür ve hiç akıl kabul eder mi ve hiçbir ihtimal var mı ki, o ebedî ve sermedî ve bâkî ve daimî saltanatın, bâkî bir makarrı ve daimî bir medarı ve sermedî bir mazharı olan dâr-ı ahiret olmasın? Bin defa hâşâ.

Demek, Cenâb-ı Hakk’ın saltanat-ı rububiyeti ve Yedinci Mesele’de beyan edildiği gibi, ekser isimleri ve vücub-u vücudunun hüccetleri, ahirete şehadet ederler ve isterler. Ve bu kutb-u imânî, ne kadar kuvvetli bir nokta-i istinadı var; gör, bil, görür gibi inan.

(Devamı var)

Şuâlar, On Birinci Şuâ (Denizli Hapsinin Bir Meyvesi), Dokuzuncu Mesele

LÛ­GAT­ÇE:

cevelân: Dolaşma, deveran, gezinti.

hüccet: Delil, belge.

iman-ı billâh: Allah’a iman.

iman-ı bi’l-ahiret: Ahirete iman.

resm-i küşad: Açılış töreni.

saltanat-ı rububiyet: Allah’ın bütün kâinat üzerindeki terbiye ediciliğinin saltanatı.

seyyarât: Gezegenler.

tavzifat: Vazifelendirmeler.

ubudiyetkârâne: Kulluk edercesine.

zerrât: Zerreler, maddenin en küçük yapı taşları. 

Okunma Sayısı: 1933
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı