"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vazifemiz siyaseti dine dost yapmak

Risale-i Nur'dan
06 Haziran 2018, Çarşamba
Otuz seneden beri siyaseti bırakıp havadislerini merak etmediğim halde, mu’cizatlı Kur’ân’ımızı iki buçuk sene müsadere edip bize vermemekle beraber, dünyada emsali vuku bulmamış bir tarzda Afyon Mahkemesi bizi tâzib ve kitaplarımızın neşrine mâni olmak cihetiyle, ziyade beni incitti.

Ben de, beş on günde iki üç defa siyaset dünyasına baktım, acib bir hal gördüm. Müdafaatımda dediğim gibi istibdad-ı mutlak ve rüşvet-i mutlaka ile hareket eden bir cereyan-ı zındıka masonluk, komünistlik hesabına bizi böyle işkencelerle ezmeye çalışmış. Şimdi o kuvveti kıracak başka bir cereyan bu vatanda tezahüre başladığını gördüm. Fazla bakmak mesleğimce iznim olmadığından daha bakmadım.

Emirdağ Lâhikası, mektup no: 230, s. 343

***

Reis-i Cumhur Celâl Bayar ve Heyet-i Vükelâsına, Ankara,

Biz Nur Talebeleri, yirmi senedir emsalsiz bir tâzib ve işkencelere hedef olmuşuz. Sabrettik; tâ Cenâb-ı Hak sizi imdadımıza gönderdi. O işkencelerin sebebini on beş senedir üç mahkeme hakikî ve kanunî olarak yüz otuz kitap ve bin mektubatta bulamadıklarına, Mahkeme-i Temyizle Denizli Mahkemesi’ni şahit gösteriyoruz. Otuz seneden beri ben siyaseti terk etmiştim. Bu defa, birkaç gün zarfında Ahrarların başına geçip milletin mukadderatına sahip çıkması sebebiyle, Reis-i Cumhur’u ve Heyet-i Vekileyi tebrikle beraber, bir hakikati ifşa ediyorum. Şöyle ki:

Bize hücum eden ve mahkemelerde tâzib edenler demişler: “Bu Nur Talebelerinin dini siyasete alet etmek ihtimalleri var, belki de ediyorlar.” 

Biz de o zalimlere karşı müdafaatlarımızdaki binler hüccetle demişiz ve diyoruz ki:

Biz, dini siyasete alet değil, belki rıza-i İlâhîden başka hiçbir şeye, hatta dünyaya ve saltanata alet etmemek bizim esas mesleğimiz olduğundan, düşmanlarımızca da tahakkuk etmiş ki üç senedir üç çuvaldan ziyade dosyalarımızı garazkârâne tetkik ettikleri halde bizi mahkûm edemiyorlar. Verdikleri keyfî ve vicdanî hükümlerine de bir bahane bulamıyorlar ki Temyiz o hükmü bozdu. 

Evet, biz dini siyasete alet değil, belki vatan ve milletin dehşetli zararına siyaseti mutaassıbâne dinsizliğe alet edenlere karşı, bizim siyasete bakmamıza mecburiyet-i kat’iye olduğu zaman, vazifemiz siyaseti dine alet ve dost yapmaktır ki, üç yüz elli milyon kardeşlerin uhuvvetini bu vatandaki kardeşlere kazandırmaya sebep olsun.

Elhasıl: Bize işkence edenlere, siyaseti asabiyetle dinsizliğe alet etmelerine mukabil, biz de siyaseti dine alet ve dost yapmakla bu vatan ve milletin saadetine çalışmışız.

Kardeşlerim, ben bunu böyle münasip gördüm, sizlerin meşveretine havale ediyorum.

Said Nursî

Emirdağ Lâhikası, mektup no: 232, s. 344

LÛ­GAT­ÇE:

Ahrarlar: Hürriyetçiler; siyasî çizgi olarak hürriyeti, çoğulculuğu prensip edinenler.

asabiyet: Taassup, bağnazlık.

cereyan-ı zındıka: Dinsizlik akımı.

garazkârâne: Garaz ve düşmanlıkla, kötü niyetle.

Heyet-i Vükelâ: Bakanlar Kurulu.

hüccet: Delil, belge.

ifşa etmek: Açığa vurmak, ortaya dökmek.

istibdad-ı mutlak: Tam bir baskı, keyfî idare, despotluk.

Mahkeme-i Temyiz: Yargıtay.

mecburiyet-i kat’iye: Kesin zorunluluk.

mutaassıbâne: Bağnazca, fanatikçe.

tâzib: Sıkıntı ve eziyet verme.

uhuvvet: Kardeşlik.

Okunma Sayısı: 2207
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı