"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yalancılıkla, asayiş zîr ü zeber olur

Risale-i Nur'dan
11 Nisan 2018, Çarşamba
(Dünden devam)

Amma maslahat için kizb ise zaman onu neshetmiş. Maslahat ve zaruret için bazı âlim “muvakkat” fetvası vermişler. Bu zamanda o fetva verilmez. Çünkü o kadar sû-i istimal edilmiş ki yüz zararı içinde bir menfaati olabilir. Onun için hüküm maslahata bina edilmez.

Meselâ seferde namazı kasretmenin sebebi meşakkattir. Fakat illet olamaz. Çünkü muayyen bir haddi yok, sû-i istimale düşebilir. Belki illet yalnız sefer olabilir. Aynen öyle de, maslahat dahi yalan söylemeye illet olamaz. Çünkü muayyen bir haddi yok, sû-i istimale müsait bir bataklıktır; hükm-ü fetva ona bina edilmez. Öyle ise “Ya doğru söylemeli ya da susmalı.” Yani yol ikidir, üç değildir. Ya doğru, ya yalan, ya sükût değildir. 

İşte şimdi beşerin ortadaki dehşetli yalancılığıyla ve tezviratlarıyla emniyet-i umumiyenin ve ruy-i zemin asayişlerinin zîr ü zeber olması, kizble ve maslahatın sû-i istimali ile olmasından elbette o üçüncü yolu kapatmaya beşeri mecbur ediyor ve kat’î emir veriyor. 

Yoksa bu yarım asırda gördükleri umumî harbler ve dehşetli inkılâblar ve sukutlar ve tahribatlar başlarına bir kıyameti koparacak.

Evet, her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazen zarar verse, sükût etmek. Yoksa, yalana hiç fetva yok.

Her söylediğin hak olmalı fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yok. Çünkü halis olmazsa sû-i tesir eder; hak, haksızlıkta sarf olur.

Eski Said Dönemi Eserleri, Hutbe-i Şamiye, s. 252

***

Kizb küfrün esasıdır, kizb nifakın birinci alâmetidir, kizb kudret-i İlâhiyeye bir iftiradır, kizb hikmet-i Rabbaniyeye zıttır. Ahlâk-ı âliyeyi tahrip eden kizbdir, âlem-i İslâm’ı zehirlendiren ancak kizbdir, âlem-i beşerin ahvalini fesada veren kizbdir, nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan kizbdir, Müseylime-i Kezzab ile emsalini âlemde rezil ve rüsva eden kizbdir. [...]

İslâmiyet’in esası sıdktır, imanın hassası sıdktır, bütün kemalâta îsâl edici sıdktır, ahlâk-ı âliyenin hayatı sıdktır, terakkiyatın mihveri sıdktır, âlem-i İslâm’ın nizamı sıdktır, nev-i beşeri Kâbe-i kemalâta îsâl eden sıdktır, Ashab-ı Kiramı bütün insanlara tefevvuk ettiren sıdktır, Muhammed-i Haşimî Aleyhissalâtü Ves- selâmı merâtib-i beşeriyenin en yükseğine çıkaran sıdktır.

İşârâtü’l-İ’câz, s. 113

LÛ­GAT­ÇE:

emniyet-i umumiye: Genel güvenlik.

kizb: Yalan, yalancılık.

maslahat: Fayda, çıkar.

neshetmek: Hükmünü ortadan kaldırmak.

ruy-i zemin: Yeryüzü.

sıdk: Doğruluk.

tezvirat: Yalanlar, ara bozucu dedikodular.

zîr ü zeber: Alt üst.

***

Medrese-i Yusufiye Mektupları

Risale-i Nur, iman hakikatleriyle sıkıntıdan kurtarıp teselli verir

Aziz Yeni Kardeşlerim ve Eski Mahpuslar!

Benim kat’î kanaatim gelmiş ki buraya girmemizin inayet-i İlâhiye cihetinde bir ehemmiyetli sebebi sizsiniz. Yani sizi, Nurlar tesellileriyle ve imanın hakikatleriyle sizi bu hapis musîbetinin sıkıntılarından ve dünyevî çok zararlarından ve boşu boşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi olmasından ve dünyanızın ağlaması gibi ahiretinizi ağlamaktan kurtarıp tam bir teselli size vermektir. Madem hakikat budur, elbette siz dahi Denizli mahpusları ve Nur Talebeleri gibi birbirinize karşı kardeş olmanız lâzımdır. Görüyorsunuz ki bir bıçak içinize girmemek ve birbirinize tecavüz etmemek için dışarıdan gelen bütün eşyanız ve yemek ve ekmeğinizi ve çorbanızı karıştırıyorlar. Size sadâkatle hizmet eden gardiyanlar çok zahmet çekiyorlar. Hem siz beraber teneffüse çıkmıyorsunuz, güya canavar vahşî gibi birbirinize saldıracaksınız. İşte şimdi sizin gibi fıtrî kahramanlık damarını taşıyan yeni arkadaşlar, bu zamanda manevî büyük bir kahramanlık ile heyet-i idareye deyiniz ki: “Değil elimize bıçak, belki mavzer ve revolver verilse, hem emir de verilse, biz bu bîçare ve bizim gibi musîbetzede arkadaşlarımıza dokunmayacağız. Eskide yüz düşmanlık ve adavetimiz dahi olsa da onları helâl edip, hatırlarını kırmamaya çalışacağımıza Kur’ân’ın ve imanın ve uhuvvet-i İslâmiyenin ve maslahatımızın emriyle ve irşadıyla karar verdik” diyerek bu hapsi bir mübarek dershaneye çeviriniz.

***

Aziz, Sıddık Kardeşlerim!

Ehl-i dünya bir siyasette ve bir san’atta ve bir vazifede, ya bir hayat-ı içtimaiyeye ait bir hizmette ve hususî bir nevi ticarette bulunan her bir taifenin bir nevi kongrede toplanması ve müzakeresi gibi; iman-ı tahkikî hizmet-i kudsiyesinde bulunan Nur Talebeleri dahi kader-i İlâhiyenin emriyle ve inayet-i Rabbaniyenin tensibi ve sevkiyle bu medrese-i Yusufiye kongresine gelmesinde inşaallah pek çok kıymettar manevî fayda ve ehemmiyetli neticeler ihsan edilecek ve Nur’un erkânları her biri bir elif gibi tek başına bir yerde bir kıymeti varsa, bir elif üç elif’le omuz omuza gelip hâlen görüşse bin yüz on bir olması gibi bu içtimada kıymeti ve inşaallah kudsî hizmeti ve sevabı bin olur. O elif, elfün olur.

Şuâlar, On Dördüncü Şuâ, s. 515

LÛ­GAT­ÇE:

bâd-i heva: Boş yere.

fıtrî: Yaratılıştan gelen.

inayet-i İlâhiye: Allah’ın yardım, ihsan ve ikramı.

uhuvvet-i İslâmiye: İslâm kardeşliği.

Okunma Sayısı: 2199
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı