"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yedi bin Risale yazılsa, Sünnetin hikmetini bitiremeyecek

Risale-i Nur'dan
04 Kasım 2018, Pazar
Sekizinci Nükte

“Fe in tevellev fekul hasbiyallah”dan 1 evvelki olan “Lekad câeküm rasûlün” 2 ilâ âhir âyeti, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın ümmetine karşı kemal-i şefkat ve nihayet re’fetini gösterdikten sonra, şu “Fe in tevellev” âyetiyle der ki: 

“Ey insanlar, ey Müslümanlar! Böyle hadsiz bir şefkatiyle sizi irşad eden ve sizin menfaatiniz için bütün kuvvetini sarf eden ve manevî yaralarınız için kemal-i şefkatle, getirdiği ahkâm ve Sünnet-i Seniyyesiyle tedavi edip merhem vuran şefkatperver bir zatın bedihî şefkatini inkâr etmek ve gözle görünen re’fetini itham etmek derecesinde onun Sünnetinden ve tebliğ ettiği ahkâmdan yüzlerinizi çevirmek ne kadar vicdansızlık, ne kadar akılsızlık olduğunu biliniz.

“Ve ey şefkatli Resul ve ey re’fetli Nebî! Eğer senin bu azîm şefkatini ve büyük re’fetini tanımayıp akılsızlıklarından sana arka verip dinlemeseler, merak etme. Semavat ve arzın cünudu taht-ı emrinde olan, Arş-ı Azîm-i Muhitin tahtında saltanat-ı rububiyeti hükmeden Zat-ı Zülcelâl sana kâfidir. Hakikî mutî taifeleri senin etrafında toplattırır, seni onlara dinlettirir, senin ahkâmını onlara kabul ettirir!”

Evet, Şeriat-ı Muhammediye ve Sünnet-i Ahmediyede hiçbir mesele yoktur ki, müteaddit hikmetleri bulunmasın. Bu fakir, bütün kusur ve aczimle beraber bunu iddia ediyorum ve bu dâvânın ispatına da hazırım. Hem şimdiye kadar yazılan yetmiş seksen Risale-i Nuriye, Sünnet-i Ahmediyenin ve Şeriat-ı Muhammediyenin (asm) meseleleri ne kadar hikmetli ve hakikatli olduğuna yetmiş seksen şahid-i sadık hükmüne geçmiştir. Eğer bu mevzua dair iktidar olsa, yazılsa, yetmiş değil, belki yedi bin risale, o hikmetleri bitiremeyecek.

Hem ben şahsımda bilmüşahede ve zevken, belki bin tecrübatım var ki, mesail-i Şeriatla Sünnet-i Seniyye düsturları, emraz-ı ruhaniyede ve akliyede ve kalbiyede, hususan emraz-ı içtimaiyede gayet nâfi’ birer devadır bildiğimi ve onların yerini başka felsefî ve hikmetli meseleler tutamadığını, bilmüşahede kendim hissettiğimi ve başkalarına da bir derece risalelerde ihsas ettiğimi ilân ediyorum. Bu dâvâmda tereddüt edenler, Risale-i Nur eczalarına müracaat edip baksınlar.

İşte böyle bir zatın Sünnet-i Seniyyesine elden geldiği kadar ittibaa çalışmak ne kadar kârlı ve hayat-ı ebediye için ne kadar saadetli ve hayat-ı dünyeviye için ne kadar menfaatli olduğu kıyas edilsin.

LÛ­GAT­ÇE:

ahkâm: Emirler, hükümler.

Arş-ı Azîm-i Muhit: Cenâb-ı Allah’ın izzet, kudret ve saltanatının geniş dairesi, makamı.

bedihî: Açık, aşikâr.

cünud: Askerler.

emraz-ı içtimaiye: Sosyal hastalıklar.

emraz-ı ruhaniye ve akliye ve kalbiye: Ruh, akıl ve kalp hastalıkları.

ihsas: Hissettirme.

irşad: Doğru yolu gösterme.

ittiba: Tâbi olma, uyma.

mesail-i Şeriat: Şeriatın meseleleri, kaideleri.

müteaddit: Çok sayıda, birçok.

nâfi’: Faydalı.

re’fet: Merhamet, şefkat etme.

taht-ı emir: Emir ve idare altında.

Dipnotlar:

1- Eğer yüz çevirirlerse, de ki: Allah bana yeter. (Tevbe Sûresi: 129.) 2- Ey insanlar, size kendi içinizden bir peygamber geldi. (Tevbe Sûresi: 128.) Lem’alar, On Birinci Lem’a, s. 134.

 

Okunma Sayısı: 1088
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı