Lem'alar - page 21

İşte bu lem’ada Beş nükte var.
BİrİNCİ NüKte
Hazret-i eyyub Aleyhisselâmın zahirî yara hastalıkları-
nın mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız
vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i eyyub’dan
daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işle-
diğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalb
ve ruhumuza yaralar açar.
Hazret-i eyyub Aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı
dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim manevî yaralarımız,
pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. o mü-
nacat-ı eyyubiyeye, o hazretten bin defa daha ziyade
muhtacız.
Bahusus, nasıl ki o hazretin yaralarından neş’et eden
kurtlar kalb ve lisanına ilişmişler. öyle de, bizleri, günah-
lardan gelen yaralar ve yaralardan hâsıl olan vesveseler,
şüpheler –neuzü billâh– mahall-i iman olan bâtın-ı kalbe
ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın
zevk-i ruhanîsine ilişip, zikirden nefretkârâne uzaklaştıra-
rak susturuyorlar.
(1)
evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ
nur-i imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor.
Her bir gü-
nah içinde küfre gidecek bir yol var
. o günah, istiğfar ile
çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî
yılan olarak kalbi ısırıyor.
Lem’aLar | 21 |
i
kinci
l
em
a
nefretkârâne:
nefret edercesine.
neş’et etme:
oluşma, ortaya çık-
ma.
neuzü billâh:
Allah korusun, Al-
lah’a sığınırız.
nur-i iman:
imandan gelen nur,
aydınlık.
nükte:
derin ve ince manalı söz.
ruh:
insandaki canlılığın ve dirili-
ğin, kaynağı, manevî güç.
ruhî:
ruhla ilgili.
tehdit etme:
korku verme, ürküt-
me.
tercüman olmak:
dile getirmek,
anlatmak.
vesvese:
kalbe gelen şüphe, asıl-
sız kötü ve sinsi düşünce.
zahirî:
görünen, görünürdeki.
zevk-i ruhanî:
ruha ait zevk.
zikir:
Allah’ın adlarını anarak dua
etme.
ziyade:
çok, fazla.
aleyhisselâm:
Allah’ın selâmı,
rahmet ve esenliği onun üze-
rine olsun.
bahusus:
özellikle.
bâtın-ı kalb:
kalbin içi, mane-
vî tarafı.
bâtınî:
görünmeyen, gizli.
günah:
Allah’ın emirlerine ay-
kırı davranış.
hâsıl:
meydana gelen, ortaya
çıkan.
hayat-ı dünyeviye:
dünya ha-
yatı.
hayat-ı ebediye:
ebedî ve
sonsuz hayat.
hazret:
büyük birisinin ismi
anılırken saygı sözü olarak is-
min önünde kullanılır.
iman:
inanma, inanç.
imha:
yok etme, ortadan kal-
dırma.
istiğfar:
Allah’tan af dileme,
tevbe etme.
kalbî:
kalble ilgili.
küfür:
müşriklik, imansızlık,
dinsizlik.
Lem’a:
parıltı.
lisan:
dil.
mahall-i iman:
imanın bulun-
duğu yer, kalb.
manevî:
manaca, manevî ba-
kımdan.
muhtaç:
ihtiyacı olan.
mukabil:
karşılık.
münacat-ı eyyubiye:
Hz. Ey-
yub peygamberin duası.
1.
Taha Suresi: 124; Zuhruf Suresi: 43.
1...,11,12,13,14,15,16,17,18,19,20 22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,...1406
Powered by FlippingBook