"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Bismillah deyip bu eserleri okumaya başladım”

15 Haziran 2017, Perşembe
Düsseldorf’tan röportaj zinciri (2)

“Ben Malatya’dan geldim Almanya’ya. Düsseldorf’ta çalışmaya başladım” diyen Kâzım Aktaş şöyle devam etti: “Bundan sonra benim bütün meselelerimi Risale-i Nur halleder diye Bismillah deyip bu eserleri okumaya başladım.”

Mustafa Köse / AUGSBURG

“1000 lira da versem değer”

Biraz daha uzaktan gelen Mustafa Köse Ağabey ile görüşüyoruz şimdi. Augsburg’tan geliyormuş. Münih'e yakın… “İnşallah her sene iştirak etmeye çalışıyoruz” diyor. Yaklaşık 35 senedir Almanya’da yaşıyormuş. Nasıl tanıdınız Risale-i Nurları diye sorunca Mustafa Ağabeye, “Risale-i Nurlar’ı babam vesilesiyle tanıdım. Az önce gösterilen sinevizyonda da vardı. 1972’de Almanya’ya gelip, 1974’te de Augsburg şehrine gelmiş ve bu zamana kadar Risale-i Nur’ların inkişafına neşrine hizmet etmiş. Kur’ân-ı Kerîm’in basılmasına hizmet etmiş. Biz de işte onun evlâdı olma hasebiyle devam ediyoruz” diye cevaplıyor. Buluşma hakkında ne düşündüğünü sorduğumuzda da hemen “Üstadın dediği gibi (bilmana) her bir kardeşi görmek için 1000 lira da versem değer” diye cevaplıyor.

Kâzım Aktaş / DÜSSELDORF

“Kâinata bakışım değişti”

Kâzım Aktaş Ağabey ile görüşüyoruz hemen ardından. “Ben Malatya’dan geldim Almanya’ya. Düsseldorf’ta çalışmaya başladım” diyor Kâzım Ağabey. Risale-i Nurlar ile nasıl tanıştığını sorunca bambaşka bir hikâye dinliyoruz kendisinden.

“Ben başka bir meşrepte giderken. Başka bir hizmet tarzında giderken. Benim âlemimde çok büyük bir problem vardı. Bu vesvese bahsi var ya. O vardı âlemimde. Üstad hani diyor ya aklına geliyor bazen büyük zatlar hakkında küfür gibi şeyler. ‘Sen ibadet yapmaya müsait değilsin’ diye gelir ya. Ben bu konuyu hiç halledemedim. Bu konuyu hiç kimseye de anlatamadım, çünkü böyle bir şey desem hocaya beni ayıplayacak. ‘Öyle olur mu? Getirme kalbine’ diye. Ama geliyor. Halledemiyordum. Bir gün bir kardeşin evinde —hiç unutmam onu, Konyalı Hasan Abi deriz biz— Hasan Abi bu konuyu işlemeye başladı. Ben de dedim bu nasıl iş böyle. Ben hiç duymamışım işitmemişim o ifadeleri. Ben onu dinlerken o ifadeleri tabiri caizse emiyor ve içiyordum. Benim için yazılmış bu dedim. Hayretle dinliyordum. O zamana kadar Risale-i Nur’a karşıydım ben. Başka bir hizmet tarzında olduğum için. İşte orada Cenâb-ı Allah’a Hamd-ü Senalar olsun bana orada bu konuyu o kardeş anlatınca tamam dedim. Bu tam benim için yazılmış. Bundan sonra benim bütün meselelerimi Risale-i Nur halleder diye Bismillah deyip bu eserleri okumaya başladım.”

Etkilenerek dinliyoruz Kâzım Ağabeyi. Devam ediyor bizi şaşırtmaya ve “O zaman da o Hasan Abiye Üstad rüya âleminde demiş ‘Git Kâzım’ı kurtar batıyor’ diye. Biliyor musun? O sonra anlatıyor tabi ‘Sen bir çamurun içindesin’ diye. ‘Elinden tuttum çıkarttım’ diyor. Tabi ben bilmiyorum. Ben o vesvese dersinden sonra başlayıverdim. Tabi bu başlama Cenâb-ı Hakk’ın bir lütfu. Yani mübalâğa hiç değil. Ondan sonra; ağaca bakmam, kâinata bakmam, insanlara bakmam, bakış tarzım değişti” diyor.

“Üstadımız en çok tesanüdün üzerinde duruyor”

Programlara sürekli katılıp katılmadığını da sorunca Kâzım Ağabeye, “Katılıyorum” diyor ve devam ediyor, “Bu toplantıların olması lâzım, çünkü Üstadımız en çok tesanüdün üzerinde duruyor. Bu toplantılar o tesanüdü sağlıyor. Biriyle tanışmayı sağlıyor. Kuvvet oluşturuyor ve bu maddeten gözüküyor. Bu çok önemli. Olması lâzım ve oluyor da zaten. Ben şahsen bunlardan çok memnunum” diye.

Abdulaziz Kurnaz  / AHLEN

“Birlik ve beraberliğimizi tetikliyor”

Kâzım Ağabeyden sonra Abdulaziz Kurnaz Ağabey ile görüşmeye başlıyoruz. Ahlen’den geliyormuş programa. Buranın kuzeyinde bir şehir. Büyükçe bir medresemiz var orada da. Hizmetler de oldukça aktif. “Risale-i Nurlar’ı 1993’te tanıdım. Ondan beri artık Risale-i Nurlar ile iç içeyiz” diye anlatıyor Risale-i Nurlar ile nasıl tanıştığını sorunca. Program hakkında ne düşündüğünü sorunca da “Bu programlar bizim birlik ve beraberliğimizi tetikleyici çok güzel programlar” diyor. Programın en güzel tarafının da “Bütün cemaatin gelmesi ve katılması” olduğunu söylüyor.

Kâmuran Yüksel  / DÜSSELDORF

“Avrupa çapında görüşüyoruz”

Salondan dışarı çıkıyoruz biraz da dışardaki ağabeyler ile görüşmek için. 

Kâmuran Yüksel Ağabey ile görüşüyoruz orada. Kendisini, “1981 doğumluyum. Nevşehirliyim. Almanya’da doğdum. Düsseldorf’ta Eczanem var. Eczacılık okudum. Evliyim. Bir çocuk babasıyım” diye tanıtıyor. Hemen soruyoruz Risale-i Nur’u nasıl tanıdığını. “Risale-i Nurlar’ı 12 yaşlarında tanıdık. Abiler bizi dâvet ettiler medreseye. Bize bir ziyafet verip kısa bir ders yaptılar. Öyle tanıştık” diyor. Ziyafet deyince kandırdılar yani sizi o zaman diyorum, “Aynen” diyerek gülüyor. Her yıl yapılan bu program hakkındaki düşüncesini sorunca Kâmuran Ağabey, “Bu toplantı bizim için bir nevi Nur’un bayramı. Bir bayram oluyor. Bütün kardeşlerle Avrupa çapında görüşüyoruz. Türkiye’deki abilerimiz, konuşmacılarımız geliyor. Gazete yazarlarımız geliyor. Bir nevi cemaatin buluşması, beraber görüşmesi, hasret gidermesi oluyor bizim için” diye cevap veriyor.

RÖPORTAJ: MUSTAFA SAİT ÖNAL

mustafasaitonal@outlook.com

***

Önceki bölümü okumak için tıklayınız:

Düsseldorf’tan röportaj zinciri: Nur talebelerinin bayramı

Okunma Sayısı: 2487
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı