"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Mevtanın yerine kendimi koydum”

08 Mart 2018, Perşembe
İlahiyatçı ve Eğitimci Ahmet Uğur Apaydın ile ölüm ve ahiret üzerine konuştuk.

Göreviniz gereği dinî konularda sorulara muhatap oluyorsunuzdur. Size en çok sorulan konular neler oluyor?

Okulda talebelerim ve okul dışında diğer insanlar zaman zaman sorular sormaktalar. Örneğin “İnsanın ölümü nasıl olacak, kabirde bizleri ne bekliyor, amel etmeksizin Cennete gidilir mi? bazı günahlarımız olsa ve sevaplarımız daha fazla olsa o zaman Cehenneme uğrayıp sonra mı cennete gideceğiz, kıyamet günü nasıl olacak”  Ve buna benzer sorular, insanların cevabını merak ettiği soruların başında geliyor. 

Cenaze olduğu zaman acılı aileleri teskin etmek görevi de büyük ölçüde sizin gibi din görevlilerine düşüyor. Onları nasıl teselli ediyorsunuz?

İnsan evvelâ hayatın ne olduğunu daha ölüm kendine veya yakınlarına gelmeden kavramalı ve kendini bu duruma hazırlamalıdır. Aslında en güzel teselli budur. Ayrıca ölüm insan için bir son değil; ebediyete atılan ilk adımdır. Bu meseleye bu zaviyeden bakılırsa ortada bir problem kalmaz. Bu sebeple Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Hazretleri ölüm için şeb-i arûs tabirini kullanmıştır ki düğün gecesi demektir. Yani sevgilinin sevgiliye kavuşma gecesi. Ancak insan tabiatı gereği ölümden müteessir olmaktadır. Çünkü her ne kadar Rabbe kavuşma vakti olsa da ölenler dünyada bizim yanımızdan ayrılmakta ve bizleri artık onsuz yaşamaya mahkûm bırakmaktadır. Bu sebeple herkes meseleye Hazret-i Mevlânâ şuurunda bakamayabilir. Hele hele ölen ihtiyar değil de, gençse o zaman insanlar daha fazla üzülüp hüzünlenebilir. Ama her ne olursa olsun bu, Allâhü teâlânın bizler için takdir ettiği bir kaderdir ve buna razı olmak gerekmektedir. 

Biz din adamları aynı zamanda şu müjdeyle insanları teselli etmeye çalışıyoruz ki, ölen kimse müminse nihayetinde Cennete gidecektir. Mü’minler ise ahirette beraber olacaklardır. O zaman aşırı teessüre ve kederlenmeye de hacet yoktur cevabını veriyoruz.

İlk cenaze yıkadığınızda neler hissettiniz?

Öğretmenlikten önce 3 sene imamlık yaptım. Ancak imamlık vazifem boyunca hiçbir cenazeyi tek başıma yıkamadım. Cenazeyi yıkayanlara yardım etmekle yetindim. Çünkü İstanbul’da vazife almıştım. Büyük şehirlerde cenaze yıkamak için hususî imamlar (gassallar) tayin edilirler. İlk cenaze yıkamaya girdiğimde, hamam taşına yatırılacağım günü düşündüm. Mevtanın yerine kendimi koydum birkaç kez. Ölümü düşünerek Allâhü Teâlâ’dan mağfiret diledim.

Bu  vazifeniz esnasında, unutamadığınız, ibretlik bir hatıranız oldu mu?

Hadîs-i şeriflerde saîd olanların ölümünün rahat olacağı, şakî olanlarınkinin ise meşakkatli olacağı bildiriliyor. Ben şahsen kişinin dış görünüşüne bakıp da onun saîd mi şakî mi olduğunu anlayabilecek ferasette biri değilim. Ancak birkaç yakınımda müsbet veya menfi emareler gördüm. Hele hele menfi emareler gördüğüm bir yakınım, dilini ve dudaklarını ısırarak vefat etmişti. Ben dünyada yalan söyleyenlerden olduğu zannına varmıştım. Onun o hâli hafızamdan hiç çıkmadı. Affolunması için mütemadiyen duâ etmişimdir.

RÖPORTAJ: HÜSEYİN ÖZDEMİR

 

Etiketler: yeni asya
Okunma Sayısı: 3191
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı