"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nurlar insanın hayatına farklı bir anlam veriyor

06 Ocak 2018, Cumartesi
Çocuk yaşta cinayetten mahkûm olan ve cezaevindeyken Risale-i Nurlar’la tanışan Çorumlu Ziyami Çağlar, Yeni Asya’ya konuştu: “Risale-i Nurlar insanın hayatına farklı bir anlam veriyor. Kader ve kazayı daha iyi anlıyorsun. İmanî meselelerin yanında hak, hukuk, adalet duygusu insanda pekişiyor.”

Röportaj: Ömer GÜNEY

Ziyami Çağlar Ağabey, sizi tanıyalım. Hayat hikâyenizi anlatır mısınız?

Çorum iline bağlı Sapa Köyü’nde 1936 yılında dünyaya geldim. 18 yaşına kadar genç- liğim köyümde geçti. Babam ve kayınpederim köyün ileri gelenlerindendi. Eski tabirle ağalarıydılar. Karşılıklı kız alıp verdiler. Benim bacımı oğluna kızını da bana aldılar. 1949’da düğünümü yaptılar. Türkiye’nin başpehlivanlarını da getirerek tüm çevre köylerinde katılımı ile şaşaalı bir düğün yaptık.

Beş yıl akrabalık ilşkilerimiz düzenli gitti. Sonra babamla kayınpederim arasında senlik benlik dâvâsı başladı. Akrabalarımızdan birisi 100 kilo buğday almış kayınpederlerimden. Zamanı gelince “borcunu getir” demişler. Akrabamız borcunu ödememede inat edince gerginlik başlamış oldu. İş şahsîlikten çıktı, sizin taraf bizim taraf meselesine döndü. Bacım da bize haber salıyordu, “babamı öldürecekler buğday borcunu ödesinler” diye. Babam da eniştemi çağırdı, akrabamızın borcunu verdi, gönderdi. Ortalık normale dönmüşken köy bekçisi tutulması sorunu başladı “Bekçi sizin taraftan bizim taraftan olacak” diye. İşler biraz daha ileri gitti. Kayınpederimin tarafı babamı birkaç kez öldürmeye teşebbüs ettiler, başaramadılar. 

Eskiden şimdiki gibi yolcu taşımak için köylerden ve şehirlerden her saat minibüs ve otobüs yoktu. 1950’li yıllar... Kamyonlarla şehre gidip gelirdik. Bir gün Çorum’a mahkemeye babam ve yakınları gelmek için beklerken, karşı taraf da geliyor. Kamyon geliyor, üzerinde yolcular var. Babam ve babamın akrabaları hepsi kamyona binince diğerleri binmiyor. Amcam da iyi niyetli olarak diyor ki, “Hepinizin gelmesine gerek yok. Kamyonda 2 tane de jandarma var, siz inin birşey olmaz” diyor. Bizim akrabalar inince bu sefer diğerleri biniyor. Kamyon haraket ediyor. Yolda da jandarmalar iniyor kamyondan. Çorum’a 10 km. kala kayınbiraderim babamı (aynı zamanda da kendi kayınpederi oluyor,) kamyonun üzerinde vurup öldürüyor.

Bu olaydan sonra bizim tarafta intikam alma hırsı başladı. Kayınpederimi öldürmek için büyüklerden beş kişi toplanmış, beni de aldılar, Çorum’a gittik. O gece handa yattık. Kayınpederimi aradık, öldürmek için. Hanımım devamlı beni teselli ediyordu, “Aman sen karışma. Babamı öldürecekmişsiniz” diye. Ben etkileniyordum hanımımdan. Neyse Çorum’da iki gün aradık bulamadık. “Haydi gidelim biz bu işten vazgeçelim” diye de büyükleri ikaz ediyordum. “Artık köyümüze gidelim, bulamadık” dedik, yola çıktık. Gelirken köylülerimizden birisi “Ne geziyorsunuz aradığınız adam daha karşıda” dedi. Bunun üzerine beşi birden üzerine yüklenip kayınpederimi bıçak ve tornavida ile öldürdüler, ben hiç vurmadım. Ölünce oradan kaçtık. Birkaç gün sonra teslim olduk.

Cezaevi yıllarınız nasıl geçti?

Benim yaşım diğerlerinden ufaktı. Biraz daha az ceza alırız sanıyorduk. Gençliğin verdiği heyecan ve babamın da intikamını alma duygusu ile olayda hiç müdahele etmediğim halde “Ben de vurdum” dedim. Diğer beş kişi 20’şer yıl ceza aldı. Bana müebbet verdiler. Yıllık 8 ay hücre cezam vardı. Hücrede yatarken hastalandım. Hastalanınca beni normal hastaların olduğu bir koğuşa çıkardılar. Koğuşta biraz yaşlı, kafadan çatlak birisi vardı. İçeride bir mahkûmu gözünden şişlemiş. Ufak mahkûm çocukları daha önce öldürmeye teşebbüs etmiş. Bana “Oğluma mektup yazar mısın?” dedi. Ben de yazdım. Uyuyunca bir sopa ile ağzıma gözüme vurmaya başladı. Ben uyanmadan bayılmışım. Kimin yaptığını anlayamadım. Doktora gittik. 20 dişim kırılmıştı, konuşamıyordum. Ağzım parçalanmıştı. Doktor hava değişimi verdi bana. Hasımlarımız cezaevine dilekçe veriyorlar. “Ziyami çıkarsa hayatımız tehlike altına girer” diye. Çıkarmadılar sonra. Tekirdağ’a cezaevine götürdüler. Bir süre orada kalınca İzmir Cezaevi’ne gittim.

Risale-i Nurlar’ı nasıl tanıdınız?

Köyümüz Alevî köyü ve Alevî bir ailenin çocuğu idim. Maneviyat yönünden hiçbir şey bilmiyordum. Cezaevine ilk girdiğimde o güne kadar hiç besmele çekmemiştim. Besmele çekmek geldi içimden. Zaman ilerledikçe cezaevi şartlarını ve insanları öğrenmeye başladık. Bazı insanlar çok şen şakrak, devamlı insanlarla konuşuyorlar, teselli ediyorlar ve okuyorlardı. Ben de bunlarla tanıştım. Bunların Nur Talebesi olduğunu ve Risale-i Nur diye kitaplar okuduklarını öğrendim. İsimlerini hatırladıklarım kadarı ile Şerafettin Kartal, Hüseyin Kovancı, Selahattin Topuz gibi... Diğerlerinin isimlerini pek hatırlayamıyorum. Bizler de Risale-i Nurlar’ı okumaya başladık. Tekirdağ’a gittiğimde Ahmet isminde bir mahkûm ağlıyordu. “Niye ağlıyorsun?” dediğimde “Benim bildiklerimi, şu kitapları, Kur’ân’ı okusan sen de ağlarsın” dedi. Hasan Basri’nin kitapları ve Kur’ân vardı. Ben de orada Kur’ân’ı okumayı pekiştirdim. Risale-i Nurlar insanın hayatına farklı bir anlam veriyor. Hayat ve insanlara güzel bakmaya başlıyorsun. Kader ve kazayı daha iyi anlıyorsun. İmanî meselelerin yanında hak, hukuk, adalet duygusu insanda pekişiyor. Allah ömrümüzün sonuna kadar iman ve Kur’ân hizmetinden bizleri ayırmasın.

Cezaevine girdiğimde küçük yaşlarda iki kızım vardı. Annem başkası ile evlendi. Hanımımı kardeşleri götürdüler. Çıktığımda kızımın birisi evlenmiş, diğeri 16 yaşına gelmişti.

Benim için madden zor bir süreç olsa da manen bir kurtuluş oldu. Cezaevinden çıkınca bütün hasımlarımızın yanına gittim, helâlleştim. Hacca giderken de hepsi ile helâlleştim. Köyümüzde cezaevinden çıkınca bazı komşularımın da yardımı ile güzel bir cami yaptık. Yazları köyde, kışları Çorum’da kalıyorum.

Okunma Sayısı: 1468
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı