"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Anarşi’yi durdurmak bahanesiyle 12 Eylül darbesi gerçekleştirilmiştir

Rüstem GARZANLI
16 Eylül 2018, Pazar
Demokrat Eğitimciler Derneği Genel Başkanı Naci Tepir’le Van Bediüzzaman Mevlidi, 12 Eylül 1980 askerî darbesini ve Bediüzzzaman’ın darbelere karşı duruşunu konuştuk.

Sayın Naci Tepir; evvelâ kendinizi tanıtır mısınız?

Bayburt doğumlu olup, ilk ve ortaokulu Bayburt merkezinde okudum. 1965’de Gümüşhane Erkek İlköğretmen Okulu; 1977’de İstanbul Eğ. Ens, Sos. Bil. Böl.; 1985’de Marmara Ünv. Eğ. Fak. Tarih Böl. Lisans Tamamlama ve 1997’de İstanbul Ünv. İktisat Fak. Kamu-Yerel Yön. ve Girişimcilik Böl. Yüksek Lisans mezunuyum.

Meslek hayatımda Denizli, Van, Bayburt, Ordu, Ankara ve İstanbul vilâyetlerinde bulundum. Halen İstanbul’da ikamet etmekteyim.

İlkokuldan-Yükseköğretime kadar her dereceli okul ile özel dershanelerde hocalık ve idarecilik yaptım. Ayrıca, İstanbul-Sarıyer ve Beykoz İlçe M.E.Şb.Md.lükleri ile M.E.B.lığı Merkez Teşkilâtı’nda Özlük İşleri Gn. Müdürlüğü/Kadro Şubesi ve Birim Müdürlüklerinde bulundum.

4. Baskıya hazırlanan “Öğretmenin El Kitabı” ile, Türkiye’de bir ilk çalışma ve aynı zamanda Yüksek Lisans Tezim olan “Bizde (Osmanlı’da) İlk Devlet Borçları -Düyûnu Umumiye-” adında neşredilmiş iki kitabım mevcuttur.

Halen emekli olup, Demokrat Eğitimciler Derneği Genel Başkanlığı vazifesini yürütmekteyim.

28 Temmuz 2018 Cumartesi günü gerçekleştirilen “Van Bediüzzamân Mevlidi” ile ilgili duygularınızı alabilir miyiz?

Gelenek haline gelen ve her sene çeşitli vilâyetlerde tanzim edilen “Bediüzzaman Mevlidi”, şüphesiz sıradan bir faaliyet değildir. 19. Asrın son çeyreğinde meydana çıkıp bütün dünyanın dikkatini çeken, 20. ve 21. Asırlara damgasını vuran, İman ve Kur’ân Dâvâsı’nın sembolü haline gelen Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin (ra) mânevî şahsiyetinin ulvî, nuranî ve muhteşem bir göstergesidir! O Bediüzzaman ki, Risale-i Nur isminde, zamanımızın anlayışına göre yazdığı 6000 sayfalık Kur’ân tefsiriyle, yüz milyonlarca insana îman ve ahlâk dersi vererek, Müslümanların îmanının takviyesine, milyonlarca gayrimüslimin de iman nuruna kavuşmalarına sebep olmuştur. Telif ettiği Risale-i Nur Külliyatı’nın bu güne kadar 70’in üstünde dünya dillerine tercüme edilmiş olması, bunun açık bir ispatıdır. Ayrıca, tarihte emsali yoktur.

İşte Van Mevlidi, bu muhteşem ve feyizli faaliyetlerden biridir. Zamanımızda Îman ve Kur’ân Dâvâsı’nın sembolü, Kur’ân’ın yegâne mu’cizevî tefsiri olan Risale-i Nur’u okuyanların, yani Nur Ttalebelerinin, yaz mevsimin bu sıcak günlerinde, işini gücünü bırakıp, birçok külfete katlanarak, Yurt içinden ve Yurt dışından koşup Bediüzzaman Mevlidi vesilesiyle bir araya gelmeleri, aynı zamanda Bediüzzaman ve dâvâsının bir gövde gösterisi ve bir “Tecdid-i Biat”tır.

1980 askerî darbesinden sonra 28 sene sekteye uğrayan “Van Bediüzzamân Mevlidi” için bir değerlendirme yapacak olursanız ne dersiniz?

12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen hain darbeden sonra, yalnız “Van Bediüzzaman Mevlidi” değil, birçok şeyler sekteye uğratılmıştır. Meselâ “Anarşi’yi durdurmak” bahanesiyle darbeyi gerçekleştiren Cuntacılar, Hükümeti alaşağı edip, TBMM’yi kapattıktan sonra Anayasayı askıya almışlardır. Ayrıca, Mevlit faaliyetini yasaklamanın yanı sıra, bu faaliyeti tanzim eden Risale-i Nur”un Bayraktarı, aynı zamanda medyadaki temsilcisi olan Yeni Asya Gazetesi’ni 470 gün kapalı tutmuşlardır.

İş bununla da kalmamış, başta Risale-i Nur tefsirini okuyanlar olmak üzere dindarlar üzerine ağır baskı kurmuşlardır. O zamana kadar 2200’e yakın çeşitli mahkemelerde beraat kazanmış veya takipsizlik verilmiş olan Risale-i Nur tefsirleri tekrar takibata alınmış, okuyan vatandaşlara, yani Nur Talebelerine büyük sıkıntılar verdirilmiştir. Bunun gibi birçok yolsuzluk, ihânetler ve hukuk skandalları birbirini takip etmiştir.

1960’tan bu yana Türkiye’de cereyan eden darbe, ihtilâl ve benzeri hadiseler tarihe ağır izler bıraktığı malûmunuzdur. Bediüzzaman Said Nursî’nin nazarı ile bu hadiselere bakılırsa önleyici tedbirler neler olabilir, bu konudaki görüşünüzü alabilir miyiz?

Bu mevzuda söylenecek çok şeyler var. Özet olarak belirteyim ki, Bediüzzaman Hazretleri’nin bu konuda görüşü gayet açık ve nettir. Bilhassa bizde zaman zaman nükseden anarşi, ihtilâl, darbe, kaos v.s. gibi her türlü keşmekeş ve bozgunculuğun sebebi, gerçek demokrasiye, yani cumhuriyete geçilememiş olmasındandır.

Bediüzzaman Hazretleri’nin görüşleri, yalnız bizim için değil, aynı hâlde olan bütün dünya ülkeleri için orijinal bir reçete mahiyetindedir. Bu görüşleri, “Münâzarât”, “Hutbe-i Şamiye” “Eski Said Dönemi Eserleri”nde, son derece ikna edici ve doyurucu bir şekilde ilmî olarak izah edilmektedir. Bu görüşlerini kendisi özet olarak şöyle formülüze etmiştir:

“İstibdad-ı Mutlak’a (katı diktatörlüğe) Cumhuriyet namını vermekle;

İrtidad-ı Mutlak’ı (katı inkârcılığı) Rejim altına almakla;

Sefahat-i Mutlak’aya (gayrimeşrû eğlencelere), Medeniyet namını takmakla;

Cebri Keyfi-i Küfriye (inkârcılığın keyfi dayatmalarına) Kanun namını vermekle; (….)” gerçek mânâda Cumhuriyet, Adalet, Medeniyet ve Kanun olamayacağını beyan buyurmuştur!.

Hülâsa; muhakkak önleyici tedbir olarak, Bediüzzaman Hazretleri’nin “Meşrûtiyet-i Meşrûa” diye tabir ettiği Gerçek Cumhuriyete geçişin şart olduğunu ısrarla belirtir.

Etiketler: yeni asya, 12 eylül
Okunma Sayısı: 1336
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı