"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’un membaı Kur’ân, onun miftahı da İmam-ı Ali’dir (ra)

Rüstem GARZANLI
30 Eylül 2017, Cumartesi
Bazı evliyalar manevî kuvvet ve velâyet derecelerine göre vefat etikten sonra da aynı hayatta olduğu gibi manevî tasarrufları devam ediyor. Hayat-i Harranî, Maruf-u Kerhî, Abdulkadir Geylanî, Şâh-i Nakşibend ve İmam-ı Rabbani Hazretleri gibi zatların manevî tasarruflarının hayatta devam ettiğini ehl-i kalb ittifak etmişler.

Velâyettin sertacı olan İmam-ı Ali’nin de (ra) veliler üzerindeki tasarrufu aynı şekilde devam ediyor. Dolayısıyla Bediüzzaman gibi asrın müceddidine manevî âlemde ders vermesi gayet makul ve mukteza-i hâldir. Aldığı dersler yâ rüya âleminde veya yakaza âleminde olmuştur. Risale-i Nur eserlerinde, rüya veya yakaza âleminde “bana ihtar edildi” diye birçok yerde geçiyor.  

Bağdat’ta Kadiri meşrebinin hâkim olması dolayısıyla Hazret-i Abdulkadir-i Geylânî manen başka meşreplerin Bağdat’ta revaç görmesini istememiş. Taassubundan değil, belki tasarrufun şe’ninden dolayı müsaade etmemiş.

Asrın müceddidi Said Nursî Hazretleri de manen İmam-ı Ali’nin (ra) tasarrufu altında ders aldığını şöyle ifade eder:  

“Zaten Üveysî bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı Âzamdan (ks) ve Zeynelâbidîn (ra) ve Hasan, Hüseyin (ra) vasıtasıyla İmam-ı Ali’den (ra) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir.”1, Bir tarafta hizmet dairesini ibraz ederken, bir diğer tarafta Risale-i Nurlar’ın birinci üstadı İmam-ı Ali (ra) olduğunu da tasdik ediyor.  

Said Nursî Hazretleri manevî âlemde Hazret-i Ali’den (ra) aldığı ders şüphesiz Risale-i Nur dersidir. “… bu risalenin öyle bir ehemmiyeti var ki, İmam-ı Ali (ra) kerâmât-ı gaybiyesinde bu risaleye, ‘Âyet-i Kübrâ’ ve ‘Asâ-yı Mûsâ’ namlarını vermiş Risale-i Nur’un risaleleri içinde buna hususî bakıp, nazar-ı dikkati celbetmiş.” İmam-ı Ali’nin, Risale-i Nurlar’la alâkadar olduğu görüşünü vurgulamış.  2 

Risale-i Nurlar doğrudan iman hakikatlerini ders verdiği için, hem ilim, hem de ibadet mesabesindedir. Öyle bir ilimdir ki, içinde küllî ibadet manası da vardır. “… Çünkü adalet-i hakikîye ile bu asırda insanları mes’ud edebilir bir istidatta bulunan, Risale-i Nur’dur; ve onun şahs-ı manevîsi Hazret-i Hasan’ın (ra) bir muavini, bir mütemmimi, bir manevî veledi hükmündedir.”3, Bu cihetle Risale-i Nurlar tamamen sahabe mesleği üzerine gidiyor.

İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazalî, Gavs-ı âzam Şah-ı Geylanî ve İmam-ı Azam gibi müceddid ve müçtehitler de iman hakikatleri ile sahabe mesleği üzerinde gitmişler. Demek ki,  akrebiyet cihetiyle Bediüzzaman ile aynı hakikatleri âlemlerinde tatbik etmişler. 

Hülâsa: Risale-i Nurlar’la birinci derecede alâkadar olan İmam-ı Ali (ra) ve Gavs-ı Âzam’dır (ks). Bu hizmetler manen onların tasarrufu altında olduğu için Risale-i Nur Talebeleri bu bilinçaltında hizmet etmeleri gerekir. Şefkat tokatlarına maruz kalmamak için Bediüzzaman, talebelerini daima teyakkuza dâvet etmiştir.

Dipnotlar:

1- Emirdağ Lâhikası s. 134.

2- Şuâlar, Yedinci Şuâ. 

3- Emirdağ Lâhikası, s. 139. 

Okunma Sayısı: 1237
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı