"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni Asya bizi her türlü yanlıştan muhafaza etti

Rüstem GARZANLI
15 Nisan 2018, Pazar
Meşveret-i şer’iyenin kâmil manada uygulandığı yerlerde, cemaat hizmetlerinin çok daha verimli ve istikrarlı olduğunu müşâhede etmekteyiz.

Uzm. Dr. Nihat Kavukçuoğlu ile Risâle-i Nur hizmetini, insanlara hizmet etmeyi, hatıralarını, Bediüzzaman’ı ve Yeni Asya’yı konuştuk.

 

Nihat Kavukçuoğlu kimdir, kendinizi tanıtır mısınız?

1963 Malatya doğumluyum. İlk ve ortaokulu Malatya’da, liseyi İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’nde (yatılı), üniversiteyi İstanbul Tıp Fakültesi’nde okudum. 1990’da ihtisası tamamlayarak KBB uzmanı oldum. Askerlik sonrası 1992’de Malatya Devlet Hastanesi’nde göreve başladım ve hâlâ aynı hastanede görev yapmaktayım.

Risale-i Nurlar’la nasıl tanıştınız, Nur hizmetine taallûk eden hatıralarınız varsa paylaşır mısınız?

Risale-i Nurlar’la İstanbul Kabataş Erkek Lisesinde yatılı okurken komünizm ve dinsizliğin şiddetli olduğu 1980 öncesi yıllarda tanışmak nasip oldu.

İnançlı bir Anadolu insanı olarak İstanbul’da inkâr-ı ulûhiyeti esas alan komünizm cereyanı ile karşılaştık. Bir hemşehrimiz beni Beşiktaş’ta Risale-i Nur dershanesine götürdü. Burada kırmızı çay, kırmızı kitap ve okulda karşılaştığımız her türlü dinsizlik suallerinin cevabını en güzel şekilde veriyorlardı.

Risale-i Nurlar’ın bu asrın imansızlık hastalığının en önemli reçetesi olduğunu yaşayarak öğreniyorduk. Risale-i Nurlar’dan öğrendiklerimizle komünistlerin her türlü suallerine cevap verebiliyor ve birçok arkadaşımızın imanının kurtulmasına vesile olabiliyorduk.

Okulda sınıf temsilciliği seçimi vardı. Sol fraksiyonlar birbirleriyle çekişiyordu, onlardan biri bizden oy istedi. Biz de daha önce Allah’a küfrettiğini, özür dilerse kendisine oy vereceğimizi söyledik. O arkadaş sınıfın önüne çıktı; ”Arkadaşlar özeleştiri yapıyorum, daha önce yaptığım hareketin yanlış olduğunu belirtmek istiyor ve özür diliyorum, bir daha böyle bir şey olmayacaktır” diye ifade etti. Risale-i Nur’daki, bereketin muvaffakiyetini orada görmüş olduk. Buna benzer (iman-küfür mücadelesi) çok fazla hatıralarımız oldu. Onların bu satırlara sığması mümkün değil…

Risale-i Nur hizmeti sosyal ve içtimaî hayatınıza nasıl bir yön verdi, anlatır mısınız?

Risale-i Nurlar’la tanışmamız ve şiddetli mücadele ortamı bizleri erken olgunlaştırmıştı. İstanbul’da Yeni Asya ekolü içinde Risale-i Nurlar’ı bir bütün olarak (imanî, siyasî ve içtimaî) anlama ve yaşama eğitimini almamızın çok önemli olduğunu daha sonraki yıllarda anlayacaktık. Çünkü biz meslek olarak sosyal hayatın tam ortasında bulunuyorduk. Lisan-ı hâl, yani yaratılış olarak vasat, dengeli, bütün insanları kucaklayıcı yaşayış şekli toplum üzerinde müsbet etkiler bırakıyor.

Risale-i Nurlar’ı ve Yeni Asya’yı tanıyalı tam 40 yıl oldu (1978-2018). Tahdis-i nimet olarak şunu söyleyebilirim: Şahsî, ailevî ve içtimaî hayatımızda her türlü yanlıştan bizlerin muhafaza olmasına vesile oldu. Elhamdülillah zikzak çizmeden, İslâmın izzetini muhafaza ederek devamlı imanın cereyanında, istikamette ve dengeli bir çizgide hayatımızı geçirmemizi sağladığı için Rabbimize şükrediyoruz.

12 Eylül ve 28 Şubat dönemlerinde Malatya Tabib Odası Başkanlığı’na seçildiniz. Bu sıkıntılı dönemlerde aynı zamanda Risale-i Nur hizmetine devam ettiniz. Bu durum sizin için zor olmadı mı? 

Daha öncesi Tabip Odası sosyal derneklerin elinde idi. İlk seçimde inançlara saygılı meslektaşlarımızı bir araya getiren ve hiçbir ayırım yapmayan bir ekip çalışması yaparak, az bir farkla seçimleri kazandık. 1996-98 döneminde biz talip olmadığımız halde meslektaşlarımızın zorlamasıyla Oda Başkanlığı’na bizi aday gösterdiler. 2. seçimde ciddî bir oy farkıyla sosyal demokratlara karşı seçimi yine kazandık.

Bu dönemde 28 Şubat postmodern darbesi başladı. İman-küfür mücadelesinde yeni bir cephe açıldı. Risale-i Nurlar’daki müsbet hareket metodunun ne kadar önemli olduğunu bu mücadele dönemlerinde hakkalyakîn yaşadık.

O dönem Malatya Belediye Başkanı olan Münir Erkal da dindar gruplar arasındaki uhuvveti arttırmaya çalışan, başarılı bir başkandı. O dönem başörtüsü yasağına karşı ve üniversitelerde seçim yapıp, fakat istediğini rektör atayan antidemokratik uygulamalara karşı mücadelelerimiz oldu. Kavga etmeden provokasyonlara âlet olmadan, fakat demokrat ve inandığı değerleri savunmada müsbet hareket ölçüleri tesirli oluyordu. Türkiye’de en son başörtüsü yasağı Malatya’da uygulanabildi. Bazı radikal gruplar provokasyona gelmeseydi, bazı gruplar da ‘başörtüsü füruattır’ diyerek fetva vermeseydi, demokratik, müsbet hareket metodu çok daha başarılı olabilirdi.

Maalesef rektör seçimindeki, o zaman şiddetle mücadele ettiğimiz antidemokratik uygulamalar aynen devam etmektedir. (20 yıl geçmesine rağmen) Gücü eline geçirenler, demokrat olmadıkları için temel problemlerin çözülmediğini görmekteyiz. 28 Şubat döneminde bir roman olacak kadar hatıralarımız var. Onlardan bahsetmiyorum.

Bediüzzaman Hazretleri, “...Mevcudat içinde en kıymettar, hayattır. Ve vazifeler içinde en kıymettar, hayata hizmettir” buyurmuş. Bir tabip olarak bu hususu nasıl değerlendirirsiniz?

Bediüzzaman Hazretleri’nin çok önemli bir tesbitidir bu ifadeler. İnsanlar için en kıymetli varlık, kendisinin ve yakınlarının hayatıdır. Sağlık ile ilgili problemler şahsî, ailevî ve sosyal hayatta en önemli şeylerdir. Bu kadar kıymettar olan insan hayatına hizmet eden tabiplik gerçekten kıymetlidir. Sağlıkta en önemli koruyucu hekimliktir. Bunun için sünnete uygun yaşama ve beslenme alışkanlıkları önemlidir. Modern tıbba önem vermekle birlikte, Tıbb-ı Nebeviyi de ihmal etmemek gerekir.

Pratikte gördüğümüz en önemli hastalık “evham hastalığı”dır. Sünnete uygun yaşanır ve hastalar Risalesi’ndeki duâlar iyi okunup, anlaşılabilirse hastaneye gelen hastaların en az % 25-30’unun hekime gitmesine gerek kalmayacağı kanaatindeyim.

Nihat Bey, günümüzde İslâmî cemaatlerin çoğu siyasete karıştığı ve aralarında çekişmelerin olduğu bu ortamdan ittihada yönelik çareler nedir sizce?

Cemaatler arası çekişme ve sıkıntıların çaresi, İhlâs ve Uhuvvet Risaleleri’nde, Lâhikalarda ayrıntılı olarak izahı var. Hedefte birlik, aleyhte konuşmamak, şahıstan ziyade meşvereti esas almak, herkesin siyasî tercihi olabilir; ancak siyaseti dinimizin önüne geçirmemektir.

Ülkede adaletin tam manasıyla hâkim olmasının meşveret, kuvvet kanunda olmasının emanetin ehline verilmesinin ve demokratik kuralların istisnasız uygulanmasının cemaatler ve dinî gruplar arasında problemlerin azalmasında önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum. İnsanlar dinî inancından veya cemaatte mensup olmalarından herhangi bir menfaat veya zarar görmedikleri zaman, riyakârlık biter, samimî insanlar ortaya çıkar. Samimî insanlar arasında problemi çözmek kolay olur kanaatindeyim.

Başka bir tavsiyeniz var mı?

Meşveret-i şer’iyenin kâmil manada uygulandığı yerlerde, hizmetlerin çok daha verimli ve istikrarlı olduğunu müşâhede etmekteyiz. Onun için hizmetlerde şahıstan ziyade meşverete, yani şahs-ı manevîye sahip çıkılırsa Allah’ın rahmetinin ve bereketinin çok daha fazla olduğuna şahitlik etmekteyiz.

Son nefesimize kadar Rabbim bizi ve ailemizi iman ve Kur’ân yolundan ayırmasın. Duâmız; bütün Müslümanların ve İslâm âleminin bu ölçüleri anlaması ve âlem-i İslâmda akan kanın ve zulümlerin durması ve ittihad-ı İslâmın tesisidir.

Bu vesileyle kısa süre önce vefat eden Malatya’nın, “Siz vurursunuz ben yuvarlanırım” diyen saff-ı evvel ağabeylerinden Celal Yalçın’a Allah’tan rahmet diliyorum.

Okunma Sayısı: 2370
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı