"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Burdur hatıraları-3

Sabahattin BOYACI
10 Ekim 2017, Salı
Barla Lâhikasında ismi geçen ve Burdur’da Nur’a ilk intisap edenlerden muhterem ağabeyimiz, Nasuhizade Şeyh Mehmet Balkır Abinin oğlu Halil Ağabey’in bize anlattığı birkaç hatırayı nakledelim.

Üstadımız Burdur’a geldiğinde Halil Ağabey 17 yaşındadır ve Mehmet Ağabey oğlu Halil’i Üstadın hizmeti için görevlendirir. Rahmetli Halil Balkır Ağabey’i ziyaret ettiğimizde bize anlattığı hatıraları kaydetmiştik. Anlattığına göre, Burdur halkı Bediüzzaman’a çok fazla hürmet etmiş ve her Cuma sohbetlerine katılmıştır. 

Birinci hatıra: Ben dut toplar Üstad’a götürürdüm, beraber yerken bana duttan ders yapardı. Bense böyle bir şeyi ilk defa görüyorum. Babam şeyh, ama böyle dut yerken bile imanî bir ders vereni görmemiştim. Babam da zaten Üstadı tanıdıktan sonra şeyhliği bırakıp talebeliğe girmişti.

İkinci hatıra: O zaman Burdur da saygın bir âlim olan Hatip Hoca vardı. Oğlu Ahmet Arapça tahsili yapmış ve ilahiyat okuyor. Babasından daha çok Bediüzzaman konuşulunca merak ediyor ve Üstadı ziyaret edip sual sormak istiyor. Dolayısıyla söylenenlerin doğruluğunu test etmek istiyor. Kendince en zor kabul ettiği Arapça bir kitabın en zor anlaşılan bir sayfasını koparıp cebine koyuyor ve Üstadı ziyarete gidiyor. Sohbetin bir yerinde Üstad Ahmet’e; “Çıkar bakalım cebindeki kâğıdı” der. Genç Ahmet çok şaşırır. Üstad ona kâğıdın ön yüzünü okumasını, ama nokta ve virgülleri de belirtmesini ister. Ahmet çaresiz ön yüzü noktası virgülü ile okur. Aynı şekilde arka yüzünü de okumasını ister. Arka yüzü de okuduktan sora Üstad; “Takip et bakalım ezber edebilmiş miyim” der ve ön arka yüzleri noktası virgülüne ezbere okur. Ahmet şaşkınlık ve hayret içinde Üstad’ı dinler, dersini alır.

Üçüncü hatıra: Burdur Lisesinde edebiyat öğretmeni Mehmet Bey teneffüse çıktığında, öğretmen odasında masada açık bırakılmış bir dergi görür. Bakar ki; Hz. İsa (as) ile ilgili bir iftira yazısı ve çok kızar, etrafına bunu kimin yaptığını sorar. Zaten felsefe öğretmeni ile tarih öğretmeni edebiyatçıyı bir kızdıralım diye dergiyi masaya açık bırakmışlar. Bu iki öğretmen, “Boş yere niye kızıyorsun aksini ispat edersin olur biter” derler. Günlerden Cumadır ve edebiyatçı onlara;  “Ben bunu ispat edemem, ama yarın sizi Bediüzzamana götüreyim o size ispat eder” der. Tamam dedikten sonra felsefeci;  “Yarına kadar bir dümen döndürme şimdi gidelim” der. Ders çıkışı üç öğretmen Üstada giderler ve halka vaaz ve nasihat ettiği alanda sohbete dâhil olurlar. Sohbetin bir yerinde Üstad, etrafında tayyare gibi uçan bir sineğe dikkat çeker.

“Bu sineği harika bir şekilde tayyare gibi uçuran ve bu koca dünyayı içindekilerle beraber gezdiren, gökyüzünde durduran bir Allah var. Koca kâinatı içindeki her şeyle beraber muntazam idare eden, her şeyi bütün ihtiyaçları ile beraber yaratan bir Kadîr-i Külli var. Onun gücü her şeye yeter.”  der ve cemaate sorar; “Böyle her şeye gücü yeten bir Allah isterse ve hikmeti iktiza ederse, Hz İsa (as) gibi bir cism-i dünyayı havaya kaldırıp gökyüzünde gezdiremez mi?” Cemaat hep birlikte “gezdirir” derler ve tarihçi ile felsefeci şok olurlar. Sohbet biter ve halk Cumaya giderken, Üstad tarihçiyi yanına çağırır ve kulağına; “Evladım boy abdestsiz gezme” der. O günden itibaren artık tarih öğretmeni de namaza başlamıştır.

Dördüncü hatıra: Bir bayramda tugay komutanı ile yaveri bir yüzbaşı Üstadı ziyaret ederler. Üstad o zaman her gelene bir şeyler anlatıp nasihatler ediyor. Ziyaret sonrası komutan ayrılırken yaveri Üstada bir paket uzatıyor. İçinde üç altın lira vardır ve komutan güya zekâtından bir parça vermek arzu etmiş. Üstad ise, “Ben muhtaç değilim siz onu muhtaçlara verin” diyor. Bu defa komutan devreye girerek; “Efendim bendeniz öyle arzu etmiştim alırsanız“ gibi bir tavır takınıyor. Bunu üzerine Üstadımız; “Tamam oturun” der. Paraları alır, tek tek üzerlerine birer gazete parçası koyup kurşun kalemin arkası ile karalar ve oturduğu minderin altına atar. Sonra açar üç altın daha belirir, onları da yüzbaşıya üç altınla beraber verir ve muhtaçlara dağıtmalarını söyler. Çaresiz alıp ayrılırlar.

Beşinci hatıra: Sadık isminde bir komşu et almış, hanımı yemek yapmış. O da bir tabak yemek koydurup Üstadın kapısına koşar ve ikram etmek ister. Üstad ise, “Kardeşim alamam hanımın razı değil” der. Çaresiz eve döner ve hanımına sorar, o da; “Kırk yılda bir et alıyor onun da yarısını ele veriyor diye içinden geçirdiğini” söylüyor.

Bunu gibi birçok hatıra var ve görüldüğü gibi Üstadımızın Burdur hayatı çok kerametvarî geçiyor. Halk çok hürmet ediyor. Hükümet ise buna dayanamayıp Isparta’ya sürgün ediyor. Halk bunu duyunca çok üzülüyor. Gideceği gün yerde yarım metreye yakın kar vardır. Burdurlular uğurlamak için gelirler ve camiden Paşa Köprüsüne kadar (yaklaşık 600 m) yolun iki tarafına sıra olurlar.

Üstadımız cami hücresinden çıkar. Kapının önünden itibaren iki elini sağa sola uzatır ve hoşça kalın deyip yürür. Sağ taraftakiler sağ elini ve sol taraftakiler de sol elini öperek yolcu ederler. Burdur’lular o zamanda Üstadı çok sevmişler, şimdi de çok seviyorlar. 

Allah ehl-i imanın aklını kalbini Risale-i Nur hakikatlerine teveccüh ettirsin ve imanlarını kuvvetlendirsin. Birlik beraberlik şuuru versin inşallah. Âmin.

Okunma Sayısı: 732
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yüksekdağ

    10.10.2017 16:55:11

    Böyle güzel hatıraları kaleme aldığınız için Allah razı olsun. Ne kadar güzel hatıralar bunlar.. Sondaki duaya da binlerce kez amin...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı