"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hâkim olmak!

Sabahattin BOYACI
11 Haziran 2017, Pazar
Hükmetme duygusuna kapılan biri, bulunduğu ortama hâkim olmaya çalışır.

Hükmetmek istediğiniz alan, sizin özeliniz ise mesele yok. Yapabiliyorsanız, sonuna kadar işinize ya da size tabi olanlara hâkim olabilirsiniz. Başarılı olursanız da, olamaz işi batırırsanız da sizi ilgilendirir. İşe hâkim olmak ile Ortama hâkim olmak farklı şeyler. İşin eğitimini almadan işe hâkim olmak zor iş. Deneme ise çok pahalıya mal olabilir. Çünkü eğitimsizlik bizim milletimizin en büyük eksiği. Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Müslümanların düşmanlarını sayarken; “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. İlâ âhir” ifadesinde birinci sırada cehalete dikkat çekmektedir. Eğitimsiz başarı sağlamaya çalışırken, karşımıza dikta tehlikesi çıkıyor. O yüzden demokratik teamüller işletilemiyor.  

Hükmetme duygusu aslında bir marazdır, Allah korusun şifası da pek bulunmaz. Aynı zamanda sâridir, bulaşıcıdır. “Körle yatan şaşı kalkar” misali, çok çabuk bulaşır. Sakın, siz siz olun bu psikopat duyguya prim vermeyin. Modern dünyada hükmetmek diye bir şey yok, idare etmek var, organize etmek var ve işin gereğini yapmak var. Siyaset ve barbarlığı kastetmiyorum. Bunu Üstadımız, “mukteza-yı hale mutabakat” olarak ifade ediyor. Allah (cc), Peygamberimize (asm) hitap ederken; mealen “Onlara yumuşak davran ve onlarla müşavere et, yoksa dağılıverirler” diye tavsiyede bulunuyor. Demek ki, Peygamberimiz (asm) hükmetmek için gönderilmemiş. Çünkü Hâkim yalnız Allah’tır.

Hâkim olmak isteyen şahıs ya da şahıslar hırslı olurlar. Hırs da hasarettir. O Yüzden hükmetmek isteyenlerin hırsı, zamanla inatla birleşip istibdada kapı açılıyor. Yani hizmet etmek gibi ulvî bir gaye varken, bunun yolu zalim bir duygu olan hâkim olma hevesine kurban ediliyor. Bu yüzden ulvî gayelerle çekilen emekler boşa gidiyor. Nefsine hâkim olamayanlar etrafına hâkim olmaya çalışıyorlar. Yalan, iftira ve gıybet gibi çirkinlikler ortalığa saçılıp büyük günahlar işleniyor. Ondan sonra da Allah (cc) hayırlısını versin diye duâ ediliyor. Sen hayır istemiyorsun ki, Allah versin. Olsa olsa aklınız başınıza gelsin diye tokat vurur. Her neyse.

Nurcular arasında böyle hadiseler olabilir mi? Hayır olamaz, çünkü Nurcular olarak epeyce badire atlattık ve bayağı bir tecrübe sahibi olduk. İçerden bu duygulara prim verilmez engellenir, fakat yine de çok dikkatli olmalıyız. Hizmet-i İmaniyemizi sağlam tutup var gücümüzle çalışmalıyız ve Üstadımızın ikazlarını unutmamalıyız. Bu gibi tehlikeler en başta nefsimizden doğar ve etrafa sirayet eder. Onun için Üstadımız; “Evet Risale-i Nur şakirdlerinin kalbi, aklı, ruhu; böyle aşağı, zararlı, süflî şeylere tenezzül etmez. Fakat herkeste nefs-i emmare bulunur. Bazı da hissiyat-ı nefsiye damarlara ilişir. Bir derece hükmünü; kalb, akıl ve ruhun rağmına olarak icra eder. Sizlerin kalb ve ruh ve aklınızı ittiham etmem. Risale-i Nur’un verdiği tesire binaen itimad ediyorum. Fakat nefis ve heva ve his ve vehim bazen aldatıyorlar. İlâ âhir” şeklinde bize nasihat ediyor ve yol gösteriyor.

Netice olarak Allah bizleri bu gibi tehlikelerden korusun. 

Hizmet-i Kur’âniyede ihlâsla istihdam etsin. Nefis ve şeytanın şerlerinden bizi emin eylesin. Âmin inşallah.

Okunma Sayısı: 2410
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı