"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ameller mizanda tartılacak

Said YÜKSEKDAĞ
13 Eylül 2018, Perşembe 01:34
Mahşer, lûgatte “Toplanma yeri. Kıyâmetten sonra insanların tekrar dirilip toplanmaları ve toplandıkları yer. Haşir meydanı.” gibi mânâlara gelmektedir.

Kıyâmetten sonra Cenâb-ı Hak tarafından diriltilen insanların kabirlerinden kalkıp toplanacakları Haşir meydanında insanlar yaptıkları amellerden dolayı sorguya çekilecek, amel defterleri kendilerine verilecek ve amelleri mîzana vurulup tartılacaktır. Mahşer, fevkalâde geniş, düz, binasız ve yapısız çok geniş bir yer olacaktır. Peygamberimiz (asm) mahşer hakkında “Kıyâmet günü insanlar, hâlis undan yapılmış dümdüz ekmek gibi esmere yakın beyaz bir yer üzerinde toplanacaklardır.”1 buyurmuştur. İnsanlar ve cinler, mahşerde toplandıktan sonra muhâkeme olunmak için çeşitli korku ve sıkıntılar içinde uzun müddet bekletileceklerdir. Bu müddetin bin ile elli bin yıl arası olduğu söylenir. 

Hesab ise, insanların dirildikten sonra, dünyada yaptıklarının hesabını Allah’a vermeleri, bu hususta sorgu ve suale çekilmeleri demektir. Her insan iyi olsun, kötü olsun dünyada yaptığı her şeyi ikrar ve itiraf edecektir. Dil susacak, el, ayak, göz, kulak gibi organlar “Ben şunu yaptım, ben bu ameli işledim” diyecek; yapılan her iş apaçık bir şekilde ortaya dökülecektir. İşte o zaman herkes kendi nefsinin derdine düşecek, kimsede başkasını düşünecek hâl kalmayacaktır.

Son olarak mizana değinelim. Mîzanlûgatte “Terazi, ölçü, tartı. Akıl, idrak, muhâkeme. Mikyas.” gibi mânâlara gelmekle birlikte, fıkhî bir terim olarak “Mahşerde herkesin amellerini tartmaya mahsus bir adâlet ölçüsü” anlamına gelmektedir. Lâkin bu tanımlara rağmen mîzanın hakikî mânâsı vemâhiyeti ancak ahirette bilinecektir. 

Mîzan ile insanların yapmış olduğu amellerin iyilik ve kötülük miktarı ölçülür. Cenâb-ı Hak, kıyâmet gününde konulacak bu terazi için “Kıyâmet günü adâlet terazileri koyacağız. Hiçbir kimseye hiçbir haksızlık yapılmaz. Hardal tanesi kadar bile olsa yapılanı ortaya koyarız. Hesab görenler olarak bizler yeteriz.”2 buyurmaktadır. Mîzanda haksızlık yapmayan ve Âdil-i Mutlak olan Yüce Allah, mîzanda amelleri tarttığı zaman hasenenin seyyiata, sevapların günahlara galibiyeti veya mağlûbiyetine göre hüküm verecektir. Mutlak adâlet sahibi olan Cenâb-ı Hak, aynı zamanda sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir. İsterse ve hikmeti iktiza ederse, kulunun razı olduğu iyi bir amelinden dolayı çok kötülük ve günahlarını affedebilir, onu Cennetine alabilir. Buna dair Peygamberimiz’den (asm) pek çok hadîs rivâyet edilmiştir. Bizim böyle bir Rabbimiz olduğu için her daim şükretmeli, O’na iltica etmeli ve yalvarmalıyız. Biz Mü’minler de birbirimizle olan ilişkilerimizde Cenâb-ı Hakk’ın mîzandaki bu adâlet düsturuna uygun hareket etmeye çalışmalıyız. En ufak bir hata ve yanlışa maruz kaldığımız zaman karşımızdakinin onca iyiliğini silip atmamalıyız. Bize bu iradeyi vermesi için Cenâb-ı Hakk’a sürekli duâ etmeli ve O’na lâyık bir mü’min olmaya çalışmalıyız.

Dipnotlar:

1- Buhârî ve Müslim’den, Mansûr Ali Nâsıf, et-Tac, İstanbul 1962, V, 365.

2- Enbiya Sûresi, 47. Âyet.

Okunma Sayısı: 1314
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı