"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur gözüyle günahlar

Said YÜKSEKDAĞ
05 Mayıs 2018, Cumartesi
Lûgatte “Cezayı gerektiren amel. Dine aykırı olan iş. Allah’ın emirlerine uymayan hareket” gibi mânâlara gelen günah, dünyaya imtihan için gönderilen insanın önündeki en büyük engellerden biridir.

Çünkü asrın imamı olan Bediüzzaman Hazretleri’nin tarifiyle “Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır; hayat-ı dünyeviyede dahi kalb, vicdan, ruh için mânevî hastalıklardır.”1 “İşlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açar.”2 Bu yüzden mânen hasta olan insanın, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hâsıl olan vesveseler, şüpheler îman mahalli olan kalbin bâtınına ilişip îmanı zedeler. Helâket ve felâket asrı olan bu zamanda “her cihetle serbestçe insanı saran ve her biri bin yerden gelen ve hücum eden günahlara”3 sed çekilmezse eğer, bu günahlar “kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u îmanı çıkarıncaya kadar katılaştırır. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.”4

Bu önemli mes’elede hassasiyet gösteren Bediüzzaman Hazretleri, “Şu zamanda bir adamın bir günahı, bir kalmıyor. Bazen büyür, sirayet eder, yüz olur.”5 ve “Ahirzamanda, bir şahsın hatiât ve günahlarının gayet dehşetli bir yekûn teşkil ettiğine dair rivayetler vardır. Şimdi bu zamanda müteaddit esbabını gördük. Müteaddid o vücuhundan radyom ile anlaşıldı ki, o bir tek adam, bir tek kelime ile bir milyon kebâiri birden işler ve milyonlarla insanı dinlettirmekle günahlara sokar”6 diyerek, günümüzde günahların ne kadar dehşetli bir hâl aldığını ifade eder.

Her taraftan maruz kaldığımız günahlar karşısında takva zırhına bürünüp, duâ ve istiğfarla korunmak gerektiğini belirten Bediüzzaman Hazretleri, “Ey insan! Senin elinde gayet zayıf, fakat seyyiatta ve tahribatta eli gayet uzun ve hasenatta eli gayet kısa cüz-i ihtiyarî namında bir iraden var. O iradenin bir eline duâyı ver ki, silsile-i hasenâtın bir meyvesi olan Cennete eli yetişsin ve bir çiçeği olan saadet-i ebediyeye eli uzansın. Diğer eline istiğfarı ver ki, onun eli seyyiattan kısalsın ve o şecere-i mel’unenin bir meyvesi olan zakkum-u Cehenneme yetişmesin.”7 buyurarak kurtuluş reçetesini göstermiştir. Bunun yanında, “Böyle zamanlarda binler günahın tehâcümünde birtek içtinap, az bir amel ile yüzer günahın terkiyle, yüzer vacip işlenmiş olur. Elbette takva ile ve niyet-i içtinap ile yüzer amel-i sâlih işlemiş hükmündedir.”8 diyerek, az bir amel ile günahlardan kaçınmanın, yüzlerce vacip işlenmiş hükmünde olduğunu da belirtmiştir. 

Bediüzzaman Hazretleri, “Bu müthiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid’alar, dalâletler içerisinde”9 insanların en mühim mes’elesinin Cehennemden kurtulmak olduğunu söyler. Günahların etrafımızısardığı bir zamanda, Cehen- nemden kurtulmak için göstermiş olduğumuz mânevî cihadımızda, günahların kaynağı olan şeytanın desiselerine karışı teyakkuzda olmalıyız. Çünkü insandaki nefis, şeytanı her vakit dinler ve ondan her gün dersini alır. Şeytanlar, nefse sürekli kötülük telkin edip, tahribat cihetinde sevk ettikleri için, az bir amel ile çok şerlerin işlenmesine sebep olabilirler. Nefis dahi his, heves ve vehmin de te’siriyle, bu telkinat esnasında şeytana yardım etse, mahâll-i îman olan kalbin ve aklın susmasına ve mağ- lup olmasına sebep olup, insanları mânen dehşetli bir hâle düşürürler. Demek ki “Şu hâlde günah işlemek îmânsızlıktan gelmiyor belki his ve heves ve vehmin galebeleriyle akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri geliyor.”10

Evet, bir Mü’min günah işler ve ardından bu günahlara tevbe ve istiğfar eder. Fakat aynı zamanda nefsini de ittiham eder. Çünkü “Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, affa müstahak olur.”11 Bediüzzaman Hazretleri, ahirette ebedî olacak hastalıklarımıza karşı, çare ve tedavi için başta îman ilâcını zarurî görerek, “Îman ilâcı ise, ferâizi mümkün oldukça yerine getirmekle te’sirini gösteriyor. Hakikî îmanın kudsî ilâçlarından ve nurlarından, tevbe ve istiğfarla, duâ ve niyazla istimal ediniz.”12 buyur- maktadır. Bu îman ilâcının te’sirini daha çok görmemiz için îmanımızı kuvvetlendirmeliyiz. Bunu yapmanın en kolay ve en kısa yolu da Risâle-i Nur’dadır. Risâle-i Nur, aynen îman ilâcı gibi, mânevî hastalıklarımıza en münâsip bir ilâç, bir merhem ve bir mürşid-i ekmel olacak eserdir. Yıllardır en muannid feylesofları ve mütemerrid zındıkları susturan eczaları meydandadır. Herkes okuyabilir ve kimse itiraz etmez.

Cenâb-ı Hak bizleri; mânevî hastalığımız olan günahların tehâcümünden içtinap eden ve her türlü günahların hücumuna karşı îman ve takva zırhına bürünen ve Risâle-i Nûr ile mânevî hastalıklarını tedavi eden kullarından eylesin inşallah. Âmin, âmin, âmin…

Dipnotlar:

1- Lem’alar, Said Nursî, s. 478.

2- A.g.e. s. 21.

3- Kastamonu Lâhikası, Said Nursî.

4- Lem’alar, Said Nursî, s. 21.

5- Tarihçe-i Hayat, Said Nursî, s. 155.

6- Kastamonu Lâhikası, Said Nursî, s. 85.

7- Sözler, Said Nursî, s. 761.

8- Kastamonu Lâhikası, Said Nursî, s. 205. 

9- Lem’alar, Said Nursî, s. 390. 

10- A.g.e. s. 220

11- A.g.e. s. 240

12- A.g.e. s. 498

Okunma Sayısı: 3458
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı