"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ege’nin ulu çınarlarından biri göçtü

SALİH SÜTÇÜOĞLU
18 Kasım 2011, Cuma
Uşak Yeni Asya Temsilsimiz Kâzım Erfidan 15 Kasım Salı sabahı Hakk’ın rahmetine kavuştu. Bizler İzmir’den haber alır almaz hemen yola düştük. Cenaze ikindi namazında tarihî Uşak Ulu Camii’nden kaldırılacaktı.

Yolda bizimle birlikte bulunan İzmir Yeni Asya Temsilcimiz ve Yönetim Kurulu üyemiz muhterem Hasan Şen Ağabeye, Kâzım Erfidan’ı ne zamandan beri tanıdığını sorduk. “40 yıldır tanıyordum kendisini” dedi. “Hayatını Risâle-i Nur’a, Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî’nin İman ve Kur’ân dâvâsına adamıştı. Yeni Asya Gazetesi temsilciliğini ve büro hizmetlerini lâyıkıyla yerine getirdi. Evinin alt katını dershane olarak talebelere tahsis ederek onlara bir baba gibi her zaman kol kanat gerdi. Yetiştirdiği kız ve erkek evlâtlarını da Risâle-i Nur Talebesi ve hizmet ehli olarak yerine bırakarak bu fani dünyadan baki âleme göç etti.”
Hasan Şen Ağabeyin anlattığı gibi Kâzım Erfidan hakikaten her haliyle tam bir Nur Talebesi idi. Bizler de bazen toplantılardan gelirken yol arkadaşlarımızla Uşak’a uğrar, Kâzım Ağabeyi ziyaret ederdik.
Bizim gelmemizden çok mutlu olur, İman ve Kur’ân hizmetleri ile ilgili karşılıklı olarak sohbet ederdik. Bizlere ikramda bulunmadan kesinlikle göndermezdi. Güleryüzlü ve cömert bir insandı.
Ulu Camii kalabalıktı. Afyon’dan, Kütahya’dan, İzmir’den, Tire’den, Denizli’den onu sevenler hep oradaydı. Uşak Yeni Asya okuyucularından Cemil Arıkan’la görüştük.
“Kâzım Ağabey dün kalbinden rahatsızlanınca hastaneye yatırılmış. Biz de ziyaretine gittik. Kendisiyle görüştük. Bize, kalp doktoruna Risâle-i Nur’u tanıttığını ve bir de ders yaptıklarını anlattı. Bu sabah da sabah namazını kıldıktan sonra Haşir Risâlesi’nden (‘Öldükten sonra yeniden diriliş’ ile ilgili Bediüzzaman Hazretlerinin kitabı) biraz okuduktan sonra kalp yetersizliğinden vefat etmiş” dedi.
Peygamberimiz (asm) “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” diyor ya, Kâzım Ağabey de Risâle-i Nur’la haşir neşir olarak geçirdiği hayatını yine onları tanıtarak ve okuyarak tamamlamıştı.
Hüsn-ü hatime yani güzel son diye buna dense gerektir.
Haşir Risâlesi’nde; “Hiç kabil midir ki, o Zat-ı Hakîm şu insanı bütün mahlûkat içinde kendine küllî muhatap ve câmî bir âyine yapıp, bütün hazain-i rahmetinin müştemilâtını ona tattırsın, hem tarttırsın, hem tanıttırsın; Kendini bütün esmâsıyla ona bildirsin, onu sevsin ve sevdirsin; sonra, o bîçare insanı, o ebedî memleketine göndermesin, o daimî saadetgâha dâvet edip mesut etmesin” denilir.
“Madem dünyada hayat var, elbette insanlardan hayatın sırlarını anlayanlar ve hayatını sûistimal etmeyenler, dar-ı bekada ve cennet-i bakiyede hayat-ı bakiyeye mazhar olacaklardır.” Âmennâ.

Okunma Sayısı: 1310
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı